MEVLÂNA’yım ben!

OMAR der ki;
Yumak, saranın
Dert, edenindir
Derdi yüklenenindir
Yersiz söz, kulda olur
Duvarın örülüşü
Kulun hatalı taş koyuşu, onarılır
Bizden gelen boş değil
Kulun boş tarafı doldurulur
Allah’ım cümleden razı olsun
Yuva'nın havası
Yumuşasın der OMAR
Senin elinde değil
Allah’ımın rızasından olur
Yemeyi bilen
Uyumayı öğrenen
Uymayı da bilecek

Abdallık, aşktan olur
Neden olmayasın?
Neden gelmeyesin?
Allah’ımın lütfuna ermedin mi?
Sevgili kulları arasına girmedin mi?
Niyazını Allah’ıma etmedin mi?
Allah’ım aşkınla yandım demedin mi?
Dersin ya.
Aşkıyla yanan her kulunun yanındayım
Yanmayanın, yönündeyim
Döner dururum
Yanmayana ışık tutarım
Ateş veririm

Gelmesi anmanla bir oldu
Selamını kendi aldı
Cümleyi selamladı
Uymadı sözün yola
Karışılmasın Ulu’nun yoluna
ŞEMS-i TEBRİZİ Hazretlerinin
Sözü ağır gelmesin
Ulu’suyum yavrunun
Dediğini duydum
Dünya yoludur
Sözüne uydum
Yanlışlık sende değil
Baba olmak bostanda değil
Yerinde uyum. Evet.
Ne var ki,
Sen yolundan ben yolumdan
Yumuşak yola getireceğiz
Kement ile değil
YM yumuşak yol ile. Layık.
Allah’ımın her kulu
Güzelliğe layıktır

Sahibinden söz almadan
Emanetine söz etmeyin
Yaratandır sahibi
Gözetendir emanetçi. Söz bu.
Yumuşak değil ise
Hamuruna su katarsın, yumuşatırsın
Unutma ki,
Hamura su birden katılmaz
Damla damla katılır
Hamurun ele gelişi görülür
Vurmayla, yoğurmayla yumuşamaz
Sözüm masal değil
Sevgim iltifat değil
Döndüm durdum yuvada
Elim kaldı havada
Anlatayım;
Kula elden geleni yaptım
Ne var ki,
Kula sözümüz
Yüzde elli geçmedi
Döndüm durdum
Allah’ıma el açtım, yalvardım
Sükunet diledim
Yuvanın sükunetini diledim
Bu yuvaya
Böyle gönüllere
Yakışmaz dedim
Allah’ımdan niyaz ettim
YM olacak,
Uygun zemin bulacak
Yerli yerindedir dendi
Öfkenin tadı çabuk geçmezse
Zehri seni de yavruyu da zehirler
Ne var ki, olgunluk öfkeyi bastırır
Dedim sana; Üç yut bir söyle
Sen, üç söyleyip bir yutuyorsun
Alış verişimiz gönül yolundan

Gitmedim, gitmeye gönül koymadım
Yavrunun yanındayım
Hamurunun üstündeyim
Ele aldım deme. Geç kaldın
Gün bu gün, an bu andır
Sebep Allah’ımdan
Hayıra yorulsun
Çocuğun gönlüne
Söz edilmesin
Onun çağrısına geldim
Allah’ımın kuluna söz yok
Velev ki baba olsanız
Ana olsanız. Asla.
Allah’ımın nuruna
El attım hamuruna
Söz edilmesin
Meclisimiz kuruldu
Heyetler toplandı
Sorular soruldu
Gel OMAR denildi
Adaleti soruldu
Yuva’yı meclis yaptık
Hep bir olduk toplandık
Yol soruldu
Adalet denildi
Ayağım tozlu değil
İçtiğim buzlu değil
Söylediği yozlu değil
Deyim size, ben OMAR
Adaleti, kulun kendi yaratır
Yine kendi harcatır
Neyini aldın
Neyini verdin ki
Yumağına söz ettin?
Almak da vermek de Allah’tan
YM hüküm verildi
Olgunluğuna hükmedildi
Hata, işleyenle işletenin
Müşterek hatasıdır
Hatasını bilen
Affını imzalar
Ona söz edilmesin
Hamurunu eline alana
Havale edilsin
Evvel Allah.
Allah’ımın izni ile buradayım
Esirgeyen, Yuva’ya gelmez

Senden söz edelim
Kul kendini yargıladımı
Affına atmış demektir
Dedim, gayemiz
Defter doldurmak değil
Süslü söz etmek değil
Dünyayı bildiğimce yaşayım
Dileyince öbür yanı göreyim
Demek yersiz olur
Olmuyor demeyi yer etmeyin

Bu mudur duyduğun?
Yol mudur sorduğun?
Men dilden uzak dur
Sevgini sundun bana
Gönüller hep bir olmuş
Ayrı gayrı kim kalmış?
Yavruyu hocam eline almış



YUNUS’um geldim, dinle duy
Çağırmayı unutursun
Öfkeyi öne alırsın
Öfkeden önce çağıraydın
Eline su verirdim
Akıla getirmedin
Akıl da mantık ta sende
Çağır da geleyim
Allah’ımı nasıl anarsın?
Bir defa mı?
Allah’ımı anacaksın
Yardımını dileyeceksin
Yardımcı isteyeceksin
Sabah aşın güne tutar mı seni?
Sen anarsın
Andığın an beni bulursun elbet
Gönül meydanı dolu
Sevenlerin tahtı gönlünde olur
Senin yerinde otururum
Sen ayakta durursun
Yer yerinde
Kul minderinde
Ulu sevenlerin gönüllerinde
Asmanın kütüğünde tanıdın beni
Üzümün suyunda buldun özümü
Yumağın yarısında aldın sözümü
Almayı bildiğince
Yumağı sardığınca
Huzur ile sararsın
Yumuşak söz bulasın
Güne kadar beğenmediğin
Sözleri çöpe atasın
Andığın an yanındayım
Anmadığın an deme
Anmadığın an da olurum
Ama bilemezsin, göremezsin
Yün örülür, fistan dikilir
Kafes çatılır, kuş beslenir
Yavru emanetin
Gözün gibi bakılır
Bakış meziyet değildir, vazifedir
Allah’ıma borcundur
Dünyaya niye geldin?
Beklediğin nedir?
Dedim sana;
Olgunluğuna,
Ne yavruların ne işin mani değil
Olmayı diliyorsun
Dedim sana;
Günden güne oluyorsun
Hata işlenmedikçe
Hata olduğu bilinmez
Hatayı sen yavruna söylemezsen
Nerden öğrensin?
Sözüne demem
Öfkene derim
Sabıra yer ver
Sabır oldurur
Seni de onu da
Hiç kimse kendiliğinden olmaz
Allah’ımın izin verdiği gün, an
Yardımcısı tayin edilir
Hamuru ele alınır
Kendini tartacak
Uygun yolu bulacak
Kader der, neden?
Karınca misali günü beklesin
Güneşin ısıttığı
Münasip yolu alsın
Dert, niyet?
Dilediğini unutmasın
Mümin olan bilir
Sözüm günde edilir
Söz etsem, yazı yazsam
Öbür aleme baksam demek
Kulu imtihan kapısına getirir
Vermeyi bilmezse
Kulun dileği geri çevrilir
Dünyadaki yerine döndürülür
Daha erken denilir
Neden dedim eş ile müşterek?
Aşta, işte, eşle müşterek
GARİB’e verirken
Müşterek almadık mı?
Eşinin iznine bakmadık mı?
Neden yalnız demedik?
Yalnız GARİB’e göstermedik?
Eşinin rızası olmazsa
Dünya işi durmaz
Şu demektir;
İşinin bozuluşu
Eşini etkilememeli
Eğer bir başınıza olsaydınız
Rızkınız da bir kişilik verilirdi

Meyve hamdan erer
Yuva kuldan yürür
Şunu da bilin ki
Kimse kimsenin yolunu tutmaz
Deme; Eşim bırakmaz
Deyim sana, yola düzül
Yol yürümek, uldakn uzak kalmak gerek
Beraber değil. Tek. Evet.
Deme işim olmaz, olacak
Deme yolum kalacak
Dileyen yürüyecek
Söz etme yoluma taş konacak
Kulun gücü değil yoluna taş koymak
Eğer duası kabul oluyorsa
Haklı olduğu için kabul olunur
Haklı olmayan dua geri çevrilir
Senin dileğin
Deryaya çivileme dalmak
Halbuki gaye damlaları büyütmek
Ölçü Allah’ımda
Söz etme, kinaye söz atma
Çok hoş gördüm
Allah’ım da hoş görsün
Ne var ki dünyayı sevmelisin
Sen de hoş görmelisin
Neden dünyayı hoş değil boş görürsün?
Konya, umutsuzların tezgahı değildir
Mümin kullar bir olsa
Umutları kırılsa
Haymana’nın ovası
Onlara tezgah olur
Dertlerine su verir
Anadolu’nun en büyük ovası
O büyüklükteki tezgah
Umutsuzların umudunu getirir
Hepsine cevap verir
Umutsuz olmayın
Tezgahı bulunur
Arayan gelir
Tezgahı çok büyüktür
Kumun tanesi
Kulun tanesine eşit olsa
Gene derdi görülür
Tezgahı kurulur

O kadar dertli içinde
Allah’ım beni görmez demeyin
Gücüne söz etmiş olursunuz

Ateş, günün olayları
Cümle yavruların dolayları
Allah’ıma duacı olun. Cümle için.
Ulularını bulmaları
Onlara uymaları
Arkasına attı demeyin
Ulu’nun yönü olmaz
Her yöne dönüktür
Ulu’m neden oldu? dersiniz
Allah’ım öyle uygun gördü
Gönlüne aşkını düşürdü

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah