|
MEVLÂNA’yım ben!
Selamları aldım
Eyvallah dedim
Allah hayır olan yolunu açar
Asma
yumuşak
Üzümü çok
Güneşten verir
Yaprağın duruşu değil
Meyveyi örtüşüdür
mühim olan
Aymaya değil
Duymaya yer vermeli.
Okumakla kul
Yolunu, gönlündeki sevgisini
Kaybetse veya kazansa
Cümle
alem yolunu bulurdu
Yazan Kur’an’ı önce okurdu
Okuyup vardıktan sonra
Eğriyi yazamazdı
Kulun fikrini bozamazdı
(Yanlış tefsir yapanlar hakkında)
Aydın yolu uzamaz
Yumağını doğruya saran şaşırmaz
Göğün altı kubbe
mi?
Yerin altı darbe mi?
Hiçbiri değil
Yerin göğün varlığı
Kulunun
varlığına eşittir
Kulun varlığı için yaratıldı
Dilendiği an yok edilmesi
An meselesi
Yolunu şaşırana
Taşa toprağa kurulana
Allah diye tapana
Sözü
verildi
Varlığı bildirildi
Allah’ım yanılmış kulunun yardımcısı olsun
Yaşmak giyse hatunu
Yolunu mu bulur?
Gönlünü mü doldurur?
Ya gönül dolu
ise
Yaşmak ona ne eyler?
Yaşadığın gününde
Her şeyin ortasını bul, onu dür
Azı çoğu içinde kalsın
Güzel yönü kul görsün
Seyredin dünyanın güzelliğini
Yudum yudum alın
Sizler için verdiğini
Yaşamak denildiği kadar zor değil
Ne var ki hırsı tamahı geriye atmalı
Yol için ileri
Güğüm için geri bakmalı
Gelişim hepiniz için
Biriniz için değil
Olmuşu olmamışı
Gönülden
gelmemişi biliriz
Olayı ayırırız
Sepet alsan eline
Kemer vursan beline
Takıl insan seline kim görür?
OMAR der ki;
Kalabalığa giren
Gönlünü
koruyan
Makbul kuldur
Mümin kulun gönlünü uygun gördüm
Kalabalıktan
uygun gönüle akan
Ne yol münasip kuldur dedim
Her olayın daha üstüne çıkmaya değil
Olaya şükretmeye çalışın
Meydan’dan size selam
Selamın alanlardan sizlere kalem
Kalemden kelam
varıştandır
Geldiğimiz, meydana durduğumuz
Kulunu yetiştirmeye
çalıştığımızdır
Sevinçliyiz, meydan bulduk
Meydanda cemaat kurduk
|
Danıştık söyleştik
Kula özünü bildirdik
Bu demektir ki;
Söz yalnız benden
değil, ben sözcü.
Uymaktır mizacım, kızmak değil
Geldim, geldiğim gibi
döndüm
Bu yolun başından gelmek
Her kulun birdir
Dönüş, hesaba göredir
Lokantaya her kul aç girer
Çıkış yiyişe göredir
Ona göre hesap verir
(Kur’an için)
Açıklanmaktan maksadın nedir?
Doğru yolun önderi
Allah’ımın rehberi
Sözünün tek sahibi (Resulü)
Açıklamak gücüne eremez
Öyle bir kul gelemez
Bir geldi, bir kaldı
Bizden ne dilenir?
Dilendi, yol
verilir
Sormak, dilendikçe olur
Gönülden geldikçe okunur
Allah dersen
Candan yanarsan
Bir hatmin sevabı olur
Okumak, varmak içindir
Gönül
almak için değil
Vazife olduğu için değil
Gönülden geldiği için okumalı
Anlaşılması güç değil
Her tarikatın kuruluşu bir yoldandır
Mevlevilik
coşması neydendir
Coşar, dinler, Allah’ını anar
Anar, yanar yanar
Döner döner
Coşar, koşar koşar
Pervane neye koşar?
Onca nur olan ışığa
Yanmak için koşar
Bir garip hayvancık bile bilmiş nurunu
Yad etmek gerekse
Pir’ini
Silesin alnındaki terini
Koşayım derken ter kattın
Yolunu aşarken
varmayı diledin
Yolun gidişi var
Sonunu bulanın
Yoluna erenin gideceği
yer bellidir
Ne var ki acele etmek yersizdir
Düşünmek gerek
Her olanın
devri vardır
Yaprak, çiçek, meyve
Ham iken erer
Münasip gün gelince ele
gelir
Tuğ mu giyer?
Kep mi sarar?
Gün gelende çözülür
Ahsud; sözün Yüce'den gelişi demektir
Geleni söylemektir
Geliş değil,
kulun söyleyişi
Her söz Yüce’nin emri ile gelir
Her geliş Yüce’dendir
Kul
için istisna yok
Cümle için gelir bir kula
O kul verir her kula
Adıma
geldin ya
Sözümü aldın ya
Özümü bildin ya
Kalıbı mı dilersin?
Yüzümü bu
gün görürsün
Yarın tanımazsın
Allah’ımın yüzünü gördün mü?
Dünyaya
verdiğinden aldın mı?
Alsan sever misin?
Şükür Allah’ıma
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah
|