MEVLÂNA’yım ben!

Can dedik geldik
Cananı andık
Ney sesi duyduk
Dönmeye daldık
Dalmadık, neyden gelen sesle coştuk
Geçtiğimiz yoldu
Seçtiğimiz kuldu
Verdiğimiz koldu
İzin aldık el verdik
Geldik Yuva’ya durduk

Cümlenize merhaba
Allah’ımın izniyle geldim
Sorulsun dedim

Yumuşak dünya bulmuş
Kendini sundurmaya atmış
Ona ne dersin?
Tertemiz dünya dururken
Kendini yalağa atana
Allah’ım da kul da yolsuz der
Güzel dünyada
Kendini görmüşse külhanda
Derya, yalak misali
Kulun gönül ölçüsüdür
Allah’ın verdiğini inkardır
Temiz yol aramalı
Güzelliğe bakmalı
Niyazını gönülle yapmalı
Sözün misali budur

Kul yolu nedir?
Yolun sonu neresidir?
Kul, yolumun sonu Allah’ımdır derse
Deryayı bulur
Yolunu düşünmezse
Niyetini açmazsa
Allah’ını bilmezse
Sonu, yalak misali
En mükemmeli
En kötüsü açık dendi

Yazmak değil
Yazılanı okumak gerek
Yazılana uymak gerek
Yıkanmak güzel
Amma yalnız su dökünmekle olmaz
Kirini akıtmak gerek
Okuyup geçmek
Su dökünmeye benzer
Anda ferahlık verir
Geçici olur
Kirini akıtırsan
Derin de ferahlar
Gönlün de ferahlar
Sonra da arka arkaya dökünürsen
Cana can katar
Amma bir ömür kir akıtmaya kalkarsan
Derinden olursun
Gönülden de kalırsın
Her şey kararlı olmalı
Aşırı olmamalı
Yunarken sevinmeli
Yeniden nasip et Allah’ım demeli
Hep yeniden almalı
Dediğim bilinmedi
Her olayı yeni bir olay gibi karşılamalı
Olaylar gelir hep beni bulur demeyin
Hep iyideyim
Gelen de iyidir
Niyetime uysa da uymasa da
Allah’ımın emridir derseniz
Olayı çabuk atlatırsınız
Olayı beklerseniz
Derdinizi uzatırsınız
Bekleyiş ve oluş uzatır
Kul kendini dert kuyusunda görür
Her tarafı karartır
Dert kuyu gibidir
Suyu var, ne var ki karanlıktadır
Açalım;
Kul vardır, Allah’ım der, Allah’ını anar
Kuyuda olduğu için hep karanlık görür
Yumuşak olmalı
Kendini kuyuda görmemeli
İmkansız değil
Sen oraya ineceğine
Suyu yukarı al ki
Sana da cümleye de faydalı olsun
Oraya inersen
Yalnız kana kana içersin
Amma Allah'ım yalnız içmeyi değil
Yemeği de kuluna nasip etti
Yemekten içmekten maksat
Dünya ve ahiret
Dünyaya gelip
Yalnız ahireti bilmek yetmez
İkisini de sevmek
Tanıyıp bilmek gerek
Dünyayı bilirsen
Ahirete giremezsin diyene sözüm;
Allah’ımın verdiğini görmeyince
Ahireti neyleyim?
Allah’ımın varlığını bilmeyince
Ahirette ne edeyim?
Allah’ımı göreyim
Verdiğini bileyim
Her şeyiyle seveyim ki
Nuruna ereyim

Eşyayı bile değişik görürsün
Kul yapısı olduğu halde
Ne güzel dersin
Ya dünyanın her günkü
Çeşitli güzelliklerini görmekten
Niye kendini mahrum edersin?
Doğru bilinen,
Vicdanına yük olmayan
Hiçbir iş günah değildir



Kul için değil
Yaptığını Allah’ım için yapmalısın
Kuldan korku niye?
Cemiyetin baskısını
Peygamber dahi bastıramamış
Yaptığını, Allah’ımın emri demiş
Meydana çıkmış
Korkuyu gönüle koymamış
Allah’ına sığınıp yaptığın işten korku duyma
Zaten hayır olmayan işi
Kendine sığınan kuldan uzak tutar
Onun için sizce en basit iş için dahi
Allah’ınıza sığının

Denizden mi geldin?
Deryayı mı sordun?
Deryayı, dileyene buldurur
Yalnız, sabır erdirir
YUNUS’a göz atalım
Yıllarını sayalım
Bir demedi onu geçti
Yirmiyi aştı otuzu seçti
Ya! Yılları say, günleri değil
Üzüm dahi yılda erer ki
Kulun bakımını diler
Canı Allah’tan
Kanı Allah’tan
Suyu Allah’tan
Ne var ki budanmalı
Suyu yolunda verilmeli
İlacı atılmalı
Yani kötülüklerden korunmalı

Dünyanın bir tek kulda sözü var; menfaat
Kul toprağı sular
Kendini beslesin diye
Toprak kula verir
Sulasın diye
Ağacın verişi
Kula gölge edişi
Hep bu zincir içinde
Kul duasını eder
Ulu’sunu çağırır
Onu çıkmazdan kurtarır. Zincirleme.
Her şey bir neticede son bulur
Allah’ım için yapılan her şey hayırdır
Ya netice; yardımlaşma, birbirine el verme
Koruma, korunma
Sevme, sevilme
Varmanın tek ve taşsız yolu
Sev ki sevilesin

Sen değil Allah’ım layık görsün
Ben değil Allah’ım vazife versin
Günlük vazifen sana yetmeli
Yumağını sardıkça artmalı
Beklemek değil
Boyun eğmeli
Her kul en güzelini diler
İstemek güzeldir
Allah’ım isteyene verir
Ne var ki imtihanı vermeli
Geçti artık dememeli
Gönül her an imtihana hazır olmalı
Dersen vah, olmadı ah
Notun kırılır
Gaye Cenneti değil
Allah’ımın nuru olmalı
O'nun nuru Cennet-i Ala’nın ta kendisidir

Kulun sevinci nedir?
Hangi yoladır?
Bilirim, anlatırım
Dünyada kul hangi yolu seçmiştir?
Seçtiği yolda koşmuştur
Cennetine varanda
Kendini o makamın en üstünde görür
O yolda olanlara vazife alır
Her kul ölçüsünü
Yüce’den alır, huzura varır
Çünkü kul, kaygısından uzaktadır
Verilen Yüce’den
Vazifem dünyadaki ölçümden der sevinir
Ayağını açma
Yolunu geçme
Deme; Uzun atarsam çabuk varırım
Saati kuruludur
Allah’ımın yazılı emridir
Aşamazsın, vakit gelmeden varamazsın
Yalnız sabır yeterli mi? dersen, elbet
Yürüyüşe sabrı eklersen
Netice dilendiği gibi olur
Dedim; Vakit saat Allah’ımın emridir
Asmadan, ermeden üzüm koparırsan
Ağzını burar, mideni yorar
Ersin diye bekle
Yoluna sabrı ekle
Bilmeden olur
Kul daha sonra ayılır

(Resim verilir)

Söz vermedik
Gönül okuduk
Gönüle uyduk
Ulu’sunu verdik
Gönül aşığı
Dünya abdalı
Akıldan yoksun değil
Kötüden yoksun ABDAL
Aşığın ta kendisi

Dergahımız, gönülleriniz

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah