|
MEVLÂNA’yım ben!
Huzuru gönüle koydukta
Aşk ile O’nu aradıkta
Ne bulursun?
Bulduğundan ne şüphe edersin?
Evrende dönenin sebebi sorulsa
Merkezde aradığını her kul bulsa
Yarım dünya olurdu
Evrende dönüş
Noktaya varıştır
Noktayı silemezsin
Olmasa diyemezsin
Dönüşü gaye edinen değil
Uymaya mecbur olan vardır
Dönene uyar da dönersen
Perdeyi açmış olursun
Dönenden habersiz kalırsan
Yaşamayı yanlış yerde bulmuş olursun
Dönene uymak nedir?
Kainatta her şey döner
Elbet
Pencereden vuran güneşte
Toz taneciklerine bakınız
Hepsi döner durur
Dönüşteki hikmet
Noktayı buluştur
Dedim ya;
Nokta, gelişin açıldığı kapı
Tabii ki dönüş de aynı kapıdandır
Yalnız niyazımız
Kapıdan geldiğimiz gibi dönelim
Sabah yuvandan çıkarsın
Akşam dönersin
Dönüşe uyuş değil midir?
Dönmezsen ayrılık olur
Kainatın dönüşü de öyledir
Nur olan Yaratanımın etrafında dönüş
Ruhun birleşimidir
(Soru: Ruhlar üç bölüm müdür?)
Onu verdik ya
Nurunu harcayan
Harcamayan
İki alem arasında kalan
Yaratılış hepsi nurdur
Tefsirde hataya düşülmüş
Yumuşak yolda olandan
Dünyanın sonu denilenden maksat
Doğum ile ölümün son bulduğu gün
Dünya fena bulmaz
Dünyanın yaratılışı kul içindir
Kulun silindiği gün
Dünyanın boşluğudur
Boşluk hiçliktir
Hiçliği fena diye tefsir etmişler
Yaratana yarattığı gündeki doğuştan
gölgede kaldık
Güneşi aradık
Güneşi buldukta yandık
Gölgede olan her kula
Sen de gel yan dedik
Evet
Dünya gölge
Ne mutlu gölgede güneşi bulana
Pusuda olana
Saklandığın yer benden değil
Amma Yüce’nin görgüsüne açıktır dedim
Unutma ki;
Benim de Sığındığım yer Yüce’dir
Nefsin
Zaten şeytan ruhuna asla tesir edemez
Anlatalım;
Ruh sadece
Allah’ımın nurudur
Onda hiçbir katık yoktur
Nefis beden yapısındadır
Mantığına bağlıdır
Mantığını ruhunun ölçüsüne uydur ki
Nefsini çiğnemiş olasın
Elbet ayrı
Mürşit karanlık yola ışık tutar
Bilmediğini sordun
Dedem yoldan dedin
Dediğimiz günden aldın
Verilen nedir?
Yol
Mürşit nedir?
Yol veren
Ne var ki yol veren
Yolunu önce kendi bilmeli
Daha sonra yolcuyu bulmalı
Nasıl ki aramızda yolsuz var mı?
Allah’ım yolu olanı nerde olsa bulur
Mürşitten nasibini verir
Fani de olur
Belki de..
Kendini bildirir
Mürşitsiz yol bulunmaz mı? dendi
Daha önce ölçü verildi
Açalım;
Eğer yol gösteren gerekmese idi
Evliyalar gönderilmezdi
Evliyalar niye gönderildi?
Ayrıca kitap mı yazdılar?
Yol mu çizdiler?
Sadece Resulünün yolunu gösterdiler
Kuluna o yolda örnek oldular
Olay budur
Evliyalar yolundan alıp verenler
Kendilerini bildirenler
Ancak mürşit olabilir
Daha önce de dedim
Ben mürşidim demek
Mürşitliğin icabı değildir
Mürşit kendini bildirmekle mükelleftir
Söz ile değil öz ile
|
Mürşitsiz yol alınır mı? denir
Alabilen müstesna kulları vardır
Yoktur diyen olmadı
Yuvamızda dilemediniz mi?
Allah’ım yolum demediniz mi?
Cümlenizin niyazı günü getirdi
Mürşitten aydınlandıktan sonra
Aymayı bilmediniz mi?
Yanlışlık doğruyu buldukta silinir
Suyunu bulan içer
Mürşit sunandır
Sen kaynağını buldu isen
Avucunu doldur içebildiğince
Evet
Her gönül kendi çapında mürşittir
Ne var ki yetersiz kalır
Onu besleyecek kaynak gereklidir
RABİA HATUN gönül ile erdi
Daha önce dedim
Müstesna kulların erdiği görülür de, görülmez de..
Elbet
Nazarın ettiğini
Yıldırım etmez
Nazar, niyetin elektrik kuvvetidir
Allah’ımdan gelenleyim
Batağa girsem bile
Allah’ımdan olanlayım
Yolundan çıksa bile
Yudum yudum vereyim
Gönlüne söz geçireyim derim
Unuttuğumuzu değil
Her an aklımızda olanı bilelim
Subaşında olandan sor;
Niye geldin?
Su almaya der
Suyu aldığında zanneder ki
Vazife biter
Halbuki vazife ondan sonra başlar
Suyu aldım
Zahmete katlandım
Yük ettim
Taşıdım der
Dileyenden esirgerse
Yükü ağırlaşır
Sunduğu zaman
Yükü de hafifler
Yalnız yükünün hafifliği
Testinin boşaldığından değil
Nefsinin ezildiğindendir
Ben diyen şirk koşandır
Ne sen, ne ben
Sadece O
Yük ile taşı gönül ile ver
Senden olanı
Cümlenindir de kainata ser
Hak adına verilir
Senin gücün
Kulun eksiğini örtmeye yetmez
Yetmeyeni niyetin ile ört
Duacı ol
Yumuşak yol dileyen
Dileyenle bir olur
Sevdiğin yerde değil
Duyduğun yerde ara
Neyi dersen? Benliğini
Sevmek kulun Beden yapısına göre değişir
Kimi çiçeği
Kimi böceği sever
Sevdiğinde ayrıntı olmamalı
Allah’ım yarattı
Kulunun yoluna serdi dersen
Ayrıntısız seversin
Elbet
Sevdiğim bende kaldı
Göçte Yüce’ye vardı
Deryada arayan gemi misali
Aşkıma geldi
Benle bir oldu
Bende Allah’ımın tecellisini gördü
Allah’ım aşkımı gemi yaptım
Her dileyen kulunu çağırdım
Gel gidelim
Aşkına yelken açalım
Aşk gemisi benden
Yelkenleri sizden olsun
Derya ile rüzgarı O’ndan
Eyvallah diyelim
Cümlenizi selamlayalım
Sen de gemini deryaya indir
Allah’ın deryasında gemi batmaz
Dileğin dediğin gibi yatmaz
Sebepsiz yaprak düşmez
Meyve beklemeyen
Etek açıp beklemez
Ağaçta meyve var ise
Beklemek vazifemdir
Var dedik ya
Meyveyi kopar
Elime ver dersin
Asıl olan bekleyip
Eline almandır
Yumuşak yol alacağım
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |