MEVLÂNA’yım ben!

YUNUS’um ile geldim
Sohbete yüzü serdim
Yol kul için
Kul hal için
Hal hatır ile
Yük katır ile çekilir

Cumayı YM dedik
Yolu almaya uygun gördük
Günün olayına değil
Dünya dolayına hürmet ettik
Olmuşun sözü edilmez
Kaidenin dışına çıkılmaz
Verenden sual edilemez

YUNUS’um der ki;
Bende beni değil
O’nu görün ki
Doğruyu bulmuş olasınız
Ben bende O’nu gördüğüm an
Olduğumu bildim

Hayrete düşmeden
Kesrete yumak sarmadan
Olanı olduğu gibi alalım
Sahili öyle bulalım densin
Yerinde olmayan yerilmesin
Yağını yağ ile temizle
Yağı bal ile temizleyelim dersen
Katıksız kalır
Yağ üstüne yağ eklenir
Söz getirmez
Yağ üstüne bal eklersen
Söze söz katar

Mesnevi’den alanlar
Hoş söz idi diyenler
Sözün hoşluğuna değer verenler
Boşluğunu demiş olur
Kulak dolsun
Dil dolasın diye
Söz söylenmez
Mesnevi mangal misalidir
Manayı açmak
Sohbetin tuzudur
Söz kesilmesin
Sohbet dağılmasın dersen
Masal kitabı okumuşa benzersin
Ne söz karışır
Ne sohbet unutulur
Her söz yerini yerinde bulur
Şekerin tadı herkese bir gelmez

YUNUS’um der ki;
Dergahımız sohbet meydanı
Her yolcu hanı idi
TABDUK der idi
YUNUS dinlerdi
Bilmediğin sorardı
Yaprağın dilinden
Kuşun sesinden mana alırdı
TABDUK’tan onu dahi sorardı

Cemiyete uymak
Gönül ile yakmak
Bedeni cemiyete
Ruhunu Allah’a bağlamak
Gücün niyaza yetebildiğince
Cümleye duacı ol
Sonun başını bulamadın ki
Başını bulmayı deneme
Sonuna varmaya çalışma
Başını bulmak için
Geri dönmek gerek
Yaprak yeşerir
Gün gelir dökülür
Başı nerdedir?

Merdivensiz çıkılmaz
Çıkılanda inilmez
Gayretin sonu mürüvvettir
Cemiyete uymayan yerini silendir
Sahtelik gaybubette olmaz
Geçende hata aranmaz
Hata var ise
Kendinde ara
Geçene yükleme
Kuyuya ayak atılmaz
Yol uzatılmaz
Vereceği sudur
Çölün kumuna söz etme
Götüreceği yoldur
Kayın ağacı gücünü
Zeytin ağacı yükünü değerlendirir

Cemiyet günün yaşantısını verir
Sorulan İslamiyet’in şartları Kuran’dadır
Resulümüz onu da verdi
Kuran’da verilenin gününe uymasını
Her mümin kuldan istedi
Zamana kendini uydur dedi
Sana daha önce de verdim
Verdiğim de odur
Cemiyete kendini uydur
Kendine baktırmayacak şekilde
Dozun sözünü vereyim;
Kendine açıklık içinde
Çok örtü ile de baktırırsın
Senin sorduğun
Edebe örtü demektir
Emevi
Yenmese, yerini bulmasa
Söz edilmezdi
Hatun kula örtü konmazdı
Günde yerini vermezdi
Unutulmasın Resulümüz
Hatunlarını örtmedi
Cemiyetten uzak tutmadı
Daha önce verdim ya
Edep örtüsü dedim ya

Kazanda aşkı aramadık
Dünyayı yazandan sormadık
Suyun aktığı yerde taşı vurmadık
İpin üzerine unu sermedik
Her kul vicdanına hürmet etmeli
Vicdanına yük olmayanı yapmalı
Sepette su ararsan
Elbet bulamazsın
Destide ateş yakamazsın
Yumuşak yolda taş bulamazsın
Kuşak bağlayım
Yolunda bekleyim dersen
Ne beklediğin gelir ne YM olur
Taşı gediğe
Kumu hendeğe yakıştır



Müstesna olayım diyen
Kendine baktırandır
İstisnadan uzak tut kendini yeter
Cümleye

Gözün yaşına söz eden
Yaşın verildiğini unutandır
Gerektiği yerde
Yaş da gelir, Baş da eğilir
Kuşun gittiği yer
Ya yuvasıdır Yahut da havası
Aşını tasa koy, başını yastığa
Ayağın bastığı yerde taş olmasın
Ayağı incitmesin
Giymeyi aradığın
Suyunu dilediğin
Elbet olur
Her yemin yerini bulur
Hoyrat olandan el alma
Varsın sana yeli göstersin
Sel onun dediğini götürür

Daha önce dedim
Hal hatır ile
Yük katır ile çekilir
Yük vurmaya çalışan
Hale yol verendir
Halden bilmeyen
Selden bulandır
Selin götürdüğü
Senden uzak kalır
Nehre kum olanı sel götürmez
Nehri kumsuz bırakmaz
Sabır ile yol bulan
Kumunu eleyendir
Kayın ağacı dedik
Gücüne güvendiğini verdik
Gücünü yere yıkılana kadar kullanır
Yıkılmaya yüz tutanın gücü nerde kalır?

Oldum olasın
Bildim bulasın
Sevdim yanasın
Aşkım dönesin
Pervane misali
O’nda kalasın
Gücüm görmedim
Çirkin bulmadım
Hayal etmedim
Derde düşmedim
Verdiğini aldım
Aşk ile doldum
Doldum boşaldım
Yeniden aldım
Aldıkça açlığımı bildim
Kanmaktan geçtim
Yanan ağaç misali
Otları da yaktım
Hepsini bir alev aldım
Büyük ateş, küçük ateş yok hepsi bir
Her ateş veren Pir
Yandım yanasın
Dilediğin aşkı bulasın
Susuzluk nedir bilmeyesin
Aşkımı misal almayasın
Kendi aşkını kendinde bulasın

Sebep söz ile
Her kış yaz ile bilinir
Yaz olmasa kışa boyun eğilir
Ne var ki yaz geleceği bilindiği için beklenir
Yazın verdiği kulun beden ile yandığıdır
Bedeni yakan görünen güneştir
Gönlü yakan aranan ateştir
Aşk ateşi dağlamaz
Kulu dünyaya bağlamaz
Sözümün sonu
Kul dilinden bağlanmasın
Ben demeden
Sizden söylenmesin
Hasretimiz bilinir
Aşkımız her gönülde söylenir
Ne var ki söz bir kalemde bağlanır
Gülende, ağlayanda,
Sepetini bağlayanda gönül birdir
Her gönülde ayrı çiçek açsa da
Hepsinin dilediği sudur
Sözümüz bağlansın
Kaleler beklensin; Gönül kaleleri

Olacağın geleceğini daha önce verdik
Alan bilir
Lokmanın oğla dedim
Kızım olan ile kızlarım dedim
Cümlenize kucak açtım
Dumanı sil, olanı bil
Oyayı elinde tutanı
Kadife fistan alanı unutma

Kumun verdiği
Senin sorduğuna denktir
Kuluna verdiğin
Yolunu sorduğun ahenktir
Geçmeyi dene
Seçmeyi bil dedim
Olanı verdim
Döküldü ya
Döküldü de yeniden yeşerecek
Oya veren derlenecek
Bildiğini gördüğünü
Varlığım sizlerle
Bekle gör
Sana da verdim
Bekle gör dedim
MERKEZ’im ile
Sohbeti kardım
Kar ile karıştırdım
Gününü soruşturdum

Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

Asla
Orucu da namazı da
Sadece Allah’ım için kılınız ve tutunuz
Kurbandan, zekattan ne bekledi isen
Aşureden de onu bekle
Cümle ile

Sözlü Tebliğ

Bana himmet dedikçe
Ben sizden uzak kalırım
Çünkü ben de Yüce’den alırım
Bil ki alanı olasın
Aldığına yanasın