Konuk: Dr.Ziya ÖZEL

MEVLÂNA’yım ben!

Güzel denildi ise
Çirkin bilinmez
Kayıt, kul eli ile silinmez
Açılan yol kapanmaz
Cümlenize selam olsun
Gelenin, bilenin, görenin yolu açılsın
Sesten ötesini bilemezsin
Kapalı kapının arkasını göremezsin
Açan açtı dersen
Elini tutandan bil

Sergide malını satamayan
Değerini anlatamayandır
Anlatmak gücünde mi? derseniz
Elden tutarsa
Yardımını katarsa
İzin verildikte
Önüne taş konamaz

Vurmadığın ensede
Elin izi kalır deme
Yenmeyi değil, yürümeyi düşün
Yenmek mücadele
Yürüme ilerlemektir
Veren seçmezse, kul ne yapsın
Gayrette hata olmaz
Ne var ki gayretin verimi
Verendendir, serenden değil
Her vergiye sahip olan
Karşısında alamayanı bulur
Vergiye layık oldu isen
Liyakatini göster
Kayguyu, şüpheyi sil
Sunulanın yerini, yolunu, vereni bilir misin?
Üç yaprağı bir elde bulur musun?
Düğün ordadır
Her olandan
Her dönenden
Sevincine sevinç katılsın
Varlıkta dirlik görülsün
Elinden götürenin adı bilinsin
Dilinde, gönlünde
Sahilinde daha desem, O’nu

Mevlâna’yım!..

Suyumuz, yolumuz dileyenin
Elimiz, elini dileyene uzatanın
Vurmadığın ensede
Elin izi kalır mı dedim?
Kayguna nokta koydum
Sana ‘Ensemde iz bıraktın’ diyen olursa
Elim sevapta dersin
Kumda yürüdükçe
Yolunun izi örtülür
Durgun suda böcek çok olur
Onun için seçtin akan suyunu
Gördüm bilenin huyunu
Yumuşak olmaktan
Yerini bulmaktan kaygun olmasın

Sarmadığın yükte aradığın nedir? dedi
YUNUS’um sorguya düştü
Varanın sardığı, dengidir
Soranın düştüğü, cengidir
Açmazsan göremezsin
Yürümezsen varamazsın
Sorduğun gibi olur
Gittiğin yerde alır
Aynada görülen
Sadece bakılandır
Olduğun gibi bak ki
Olmayı göresin
Oynamadığın oyunun kaybını
Elbet düşünmezsin
Ya oynarsam? deme
Oynamak;
Olana olacağa boyun kırmaktır
Oyun, senin vereceğin karardır
Yanılmayın, verilen asla oyun değildir
Onun için,
Karar da senden çıkmaz
Hiç kul elindeki bir çuval şekeri
Denize döker mi?
Güzelin olduğu yerde
Çirkin bilinmez dedim
 



Güzel odur ki;
Vergide kalsın, versin, hep versin
Hakk’ın vergisi
Kulun cümlesinedir
Sahip çıkılamaz
Allah’ım asla sahip çıkacağa
İzin vermez, verdi ise şaşmaz

Elimiz elinde, yolumuz yoluna
GARİB’in diline
Sözünde olsun
Şüpheler silinsin
Yeniyi değil, elde olanı bulsun
Üç yaprakta, üç olayı silsin
Dilediği an, yardımına desin, çağırsın
Elimiz dilimiz, yardımındayız
Soğuktan uzak, sıcaktan ırak
Suyunu güneşte bırak dedik
Dilendiği an GARİB’in dilinde
Vergimiz Yüce’nin emrindedir
O’ndan dedim
Yerimizi bilenin
Elimizi dileyenin
Dönüşüne gönülden katılırız
Yolumuz, yolunda dedik
Ölçüyü eline verdik
Alasıya verilsin
Daha önce verdik
Elele olacak dedik
Olmuyor denen
Gün gelende oluşur
Vergiye karışır
Cümleye dönecek elbet
Sermekten maksat
Elbet çürütmek değil. Alana
Olanı içte, ak kalanı dışta denensin
Renginde arayın. Suyunun
Gövdeyi denersen, kanda bulursun
Suyunda ararsan tende görürsün
Ayakta olanın
Yuvarlak kalanın yerini bulacaksın
Ne var ki, önce bedeni
Sonra kemiği bileceksin
Aynı çiçek
Ne var ki az gün geçecek
Koruyucu gerekli mi? dendi
Koruyana havale edildikte
Dumanlar silindi
Dilendiği an
Sözümüz özümüz seninle
Yüce Allah’ımın izni ile

Eğmeyi bilmeyen
Sevmeye çalışsın
Danışmaktan uzak kalan
Kapısını örtsün
Danışmak, yolu açmaktır
Eyvallah diyelim
Benden söz gerekir mi? diyene soralım
Selam ile geldi
LOKMAN elini sundu:

Aşınmadık kapının eşiğinde sevap kıttır
Ayında sermekten
Yıldızı saymaktan
Vakit ölçülmez
Her gelenin olmadığı denirse, ona de ki;
Gönlün açık gelesin
Çünkü verenin Yüce olduğunu bilesin
Sormaktan uzak kalma
Emme değil nakil olsun, kanda bulsun
Durmadan değil
Sondayı kurdukta
Yumuşak hal gelir
Kanda buldukta, sertliğe yürür
Görmekten değil, yenmekten
Eğitenin öğüttüğü görülmüş mü?
Eceli gelenin, kalmadığı gibi
Niyazımız sizlerle
Elini esirgemeyenlerle dedi
LOKMAN yürüdü

Korumaya değil
Yürümeye yürütmeye bakılır
Koruyucu sadece Allah’ımdır

ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah