MEVLÂNA’yım ben!

Yuyan olduk
Dünden bugüne geldik
Cümlenize selam dedik
Kayıtta olandan kelam verdik
Zatına varmaya
Dünyadan niyet kurduk
Sıfatlarıyla sıfatlandık
Gelişimiz elbet layık kullarına
Verişimiz, dileyen her kula
Layık olmayan var mı denir?
Bilenle bilmeyen bir olur mu?
Sözünde bu düğüm çözülür
Veren, layık olan
Alan, layık olmasına çalışandır,
çalışılandır
Elbet karşılıklı
Almayan nasıl olur denir?
Allah’ımın gücü
Her kuluna buldurmaya
Her kulunu oldurmaya yeter
Öğreten, öğrenendir
Öğretilen, öğrenmeye niyet edendir

Ateş oldum yandım
Alevine kandım
Kömür oldum
Dondum
Kıvılcım aldım
Yanmayı öyle bildim
İçin için yandım
Kor oldum
Küle döndüm
Kül oldum
Rüzgârla savruldum
Her tozuma ad koydular
Adıma YUNUS dediler
Okudular bildiler
Uyanlar eridiler
Saf saf olup geldiler geldiler
Ne buldular?
Bulduğumuz Hak'tır bizim
Yaktığımız, yokluğun çubuğu
Ya Allah dedikte
Aşk ile yola girdikte
Yokluk yoldaşımız
Varlık haldaşımız olur

(Soru: Varlık Hak’mıdır?)
O’nun sıfatları

Ayyaş döner dolaşır
Şarap ile halleşir
Miyarı bağdır onun
Aşık yanar tutuşur
Miyarı dağdır onun
Bülbül yaylada
Sülün ovada
Martı deryada yoldaş bulur
Ne martı dağda kalır
Ne bülbül deryaya uzanır
Aşkları ayrı mıdır?

OMAR der ki;
Aşkımı miyar alan
Halini benden bilen
Resulü’ne beni
Benden aldığını ileten
MEVLANA’nın sözünde
Özünün nuru görülür
Dünya gününde niyazı;
Allah’ım
OMAR’ın aşkı ile beni bezet
Resulü’ne öyle uzat derdi
Öyle dilerdi.
Dileğinin direği
Öyle doldu yüreği
Niyazının verdiği diye
Aşkı OMAR’dan
Resulü’ne iletildi
Bildi, dünya gününde öyle aldı
Öyle değil mi denir?
Her kulun aşkı gönlüncedir
Niyaz, aşkın çokluğundandır
Dilemek, gönül tokluğundandır
Dilemek istemek değil mi?
İsteyen tok sayılır mı? denir
Dilenen O’dur

Mevlâna’yım!..

ÖMER’in dediğinde
Dünya günümü gördüğünde
Aşk beni sardı
ŞEMS ile kardı
ŞEMS’i aldı MEVLÂNA kaldı
Niyetim OMAR’ın aşkına bürünmek
Resulü’nün dizinde sürünmek oldu
Sürünmekten maksat
Secdeye varmak
Aşkımı Yüce’ye eliyle sunmak
Elim üzerinizde
Aşkınızı vasıtasız sununuz dedi
Resulü selamladı
Cümlenize selam olsun,
Aşkınız vasıtasız iletilsin
 



Aydan alan
Yıldızı bilen
Güneşi nasıl inkâr eder?
Elbet Güneş’i
Kâinat bir gün görecek
Gördükte kayıtsız şartsız uyacak
Doğu batı o gün bir olacak

Martı bütün denizlerde kanat açar
Sakin de olsa
Fırtına da gelse uçar uçar
Susuz yerden kaçar

Açacak gülleri cümle bağların
Açılacak yolları cümle dağların
Vadiler getirecek ovaya şenlik
Kâinatta görülecek
Alenen dirlik düzenlik

YUNUS’um der ki;
Cümle anılanlar aldı destanı
Yatır denilenler giydi fistanı
Akın akın dünyaya rahmet verirler
Hakk'ın Rahmetini
Çiçek misali serperler
Güzellik odur ki;
Alandan olasılar
Yerini veren ile bulasılar

Daha önce verdik
Mutlusunuz, kutlusunuz
Alandan oldunuz
Vermeye vazifelisiniz
Vazife elbet zorludur
Ne var ki;
Geçen gününüz kârlıdır
Dağıtın
Budanan, yol verir denilen odur

(Soru:Yatırlar denilen bütün yatırlar mı?
Yoksa Yedi Yatırlar mı?)
Cümle

YEDİ UYURLAR anılsın
Niyaza verilsin dediğimiz
Yediler verdiğinde
Kulları aldığında
Yazılan odur ki
Gün kısa gelir
Verilen kolaylı olur
Anılsınlar dediğimiz odur
Aransınlar demedik YM.
Yuvasında olduğumuz dedik
Açık verdik.
Yedi’ye verilen nedir?
Danıştık Yedi ile halleştik
Manayı bildiğince
Konuya girdiğince versin
Yanılır mıyım demesin?
Yanılana verilmez
Sözcü anılır oğul denilir
Selam olsun
Yedinci Yediden alsın
(?)
Verilecek elbet (?) YM.
Daha önce verdik
Vazifeli yalnız onbir değil
Onbir verildikten öte
Yedi diye seçilecek
Yediler seçildikte
Kırkbir kula vazife bölünecek
Elbet, gittikçe çoğa gidilecek
Büyüdükçe, vazifeli de çoğalacak

OMAR der ki;
Önce plan kurulur
Sonra bina üzerine işçiler verilir
Vazife alan her kul
Yeterince verir mi? denilmesin
Veremeyen seçilmez
Veremeden göçülmez

ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah


Sözlü Tebliğ
Bülbül dutta
Ham kul dostta olmaz
Duymasa yar, uymasa can
Postta oturmaz
Sevmese bilmese cümleye katılmaz
Öyle sevgili ki yorumu yapılmaz
O bildiğiniz
O gördüğünüz
O sevdiğiniz
Her dem beraber olduğumuz
Sevginizi benden bildiniz
O’ndan aldınız
Benim yolumdan buldunuz
Akan sularla coştunuz
Dost Dost deyip buluştunuz
Esen yellerle koştunuz
YUNUS, MEVLÂNA diye söyleştiniz