MEVLÂNA’yım ben!

Niyaz ile geldiniz,
Aymayı ‘Uymaktır’ dediniz
Selameti öyle buldunuz
Selam olsun
Cümle de uysun
Aymayı bilmeyenden sorgunuz yok
Suyun akışı, görene uyanadır
Akışın aksine gelene
Söz kuldan gelmez

Güzellik denildi
Uyandan söz edildi
Dilinden, dininden
Olumuna aldığı
Hakk’ın Ol dediğidir
Daha önce verdim
Zorlama olmaz dedim
Uyan gelir, niyazınca olur
Ayağının götürdüğü yere gider
Ayağımın götürdüğü yer neresi? derseniz
Arayıp bulduğu
Gönlünü koyduğu
Elele verdiği yere götürür
Gününden aradığı
Aşk var olsa, bende dolsa der
Olanın getirdiğini bilmez

Dal ile toprak
Gül ile yaprak
Nasıl ayrı kalmazsa
Gönül bağı olanlar
Aynı yolda gidenler de
Ayrı kalmaz

Sorumsuzluk, bilimsizlikten
Yorumsuzluk, görümsüzlükten
Her alan bilir mi?
Ağacı diken ile söken bir midir?
Dumansız kalınız
Yoruma yer vermeyiniz

Asmayı diken
Üzümünü bekler
Üzümünü aldıkta
Niyetine ekler
Üzümünü kimi pekmez
Kimi sirke yapar
Ne pekmez yapana
Ne sirkeye bırakana söz yok
 



OSMAN der ki;
Çölde savaş vuran vurana
Dağda savaş kıran kırana
Onun için sevgide buluşunuz
Sevgi ile oluşunuz

Yeşil renkten söz edilmez
Yaprak diride
Kulu geride yol alır
Yumuşak kulu
Sanmayın yerde kalır
Dileğine yol alır
Allah'ım der gücünü bulur

Hali inkar edene de ki;
Hal Resulü’nün yapısı
Kula açık kapısı
O’nu örnek alalım
Onun ile bulalım
Kumdan aldığını
Toprakta bulamazsın
Aradığın yapıyı
Dileğince bulamazsın.
YM. diyelim
Yerim sorana
Gönüllerde olduğumu söyleyin

Sancak açılsa
Yürüyüşe yol verse
Gidene Eyvallah deriz
Yolun alanın sorgusu
Karanlıktan gelmez
Çoklukta yol veren, yanılmaz
Açılan kapıdan sahipsiz geçilmez

Sözünü dilinden aldın
Gönlüne YAHYA’yı koydun
Selam ile geldi
Sözüm onun olsun dedi
Selamladı yürüdü
Yanımızda olanın sorusu;
Yoldan yorum almaz
Sargıyı kendinde bulmaz
Değişen ne olaylar, ne dolaylar
Sadece gördüğün

ALLAH’a ısmarladık

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah