|
MEVLÂNA’yım ben!
Hoş geçen her günü
Boş diye bakma
YUNUS’um der ki;
Hoş olan sada
Gönülden alınır
Gönüle akarılır
Yar dediğin
Yönünün nidaya çevirir
Cümlenize selam olsun
Dostluk düşünceden devreye girsin
Düzeyi bulsun
Yersiz söz yönünü çevirmez
Gönlünü uydurmazsa
Dünün sözü güne mesned
olur
Yarına destek sayılır
Ne var ki, söz yazıya uyarsa
Kaderin
yazıldığı yorum
Okunduğu gibidir
Olan görüldüğü gibi
YESEVİ der ki;
Eline üç gül versem
Üçü senindir desem
Neye
yorarsın?
Soruya verdim
(Aramızda yorum yapıldı)
Yorumlar güzel
Dökülür
gazel
Renk, ses yorumdan geçer
Ya Allah dedim
Üç gül ile verdim
Hz. MUHAMMED,
KUR’AN’ı AZÜMÜŞŞAN ve
AŞK
Aşk olmadan alamazsın
Alamazsan bilemezsin
Bilemezsen olamazsın
Olum
için üç gül gerek
Düşsem yola
Girsem hale
Görsem yoldan gelenleri
Yel oldum varamadım
Sel oldum duramadım diyene de ki;
Yel varır, sel durur
Yeter ki;
Gönlünde
olanın yerini bil
Gönlünde olanın yeri nedir? derseniz
Sebepler Kâbesi
Ne demek? dendi
Sebep olayın yörüngesidir
Olumsuzluk kulun kaygusudur
Almaktan uzak kaldığın
Yumuşak yola uymayandandır
Çorbayı kaynattım
Gel içelim diyene;
Ya nasip de
Kundak doğana
gereklidir
Büyüyene değil
Genç olan ihtiyarı bilmez diyene de ki;
Bilmeyenden uzak kalırım
Sözü söze katana
Gönül koyarım
Yorgan yastığa denk ise
Yatağa da eşittir
Çünkü, hazırlayan kulun
kendisidir
Dört duvara eşit diye bakma
Yeni’ye yön buldukta
Olandan
olacaktan kula söz etme
Yazan bilir
Kulunu görür de
Güneşin ölçüsüne söz edene de ki;
Yudum yudum vermedi
Bir gün öbür güne
uymadı
Öyle oldukta
Ölçüyü nerden buldun?
Isıya nasıl söz ettin?
Güneşten
maksat nedir? dendi
Güneşten maksat
Kainatın yöresi
Yörüngesi demedim
Donatılmış kainat nedir?
Duyuya yer veren her olay
Kainatın yöresine girer
Kainat, duyu gözü olan her şeydir
Güneşin görülmedik noktası yoktur
Öyle
oldukta
Yörenin donatımında olaya uyar
Kör dahi hem görür, hem uyar
Öz
yorum;
Su olan her şeyin yöresini
Güneş temsil eder
Buğdayı ekersin
Suyunu çekersin
Güneş oldurur
Güneş erdirir
|
Erdikte,
Dereyi buğdayın köküne akıtsan
Erginliğini vermez
Buğday erdikte senindir
Her dileyenindir
Kendini siler
Tane tane böler
Dost dost diyenden ol ki
Dosta varasın
Dost dost diyene elini ver ki
Dostu bulasın
Her eli dosttan bil
Sevmeyi arkaya bırak
Seveyim de
Tutayım deme
Demek ki;
El Hak elidir
Kimde olursa olsun
İster fakir ister zengin
Dost
eli dersen dengim
Eli elde bulursun
Dost diliyle varırsın
Selam diyene
Selam de ki
Suyunu bulasın
Akandan varıp
Deryaya
varasın
Selam kelâma götürür
Kulu kula bildirir
Ne var ki?
Neyini
alayım? dersen
Olmayandan olanı bulursun
Kulun hatası
Seni sana buldurur
Varsın deli densin
Gönlünde veli
niyeti olsun
Gerçek;
Veliyi deli, deliyi veli eder
(Demek ki deli ile
veli bir noktada birleşir) Eyvallah
Öyle oldukta
Kim selam ederse dur
Kim dost derse elini ver
Düğmeyi diken mi sevaptadır
Yoksa koparan mı?
Nasibine düğme vurmaya
kalkan
Sevaptan nasip almaz
Asmayı deneyin
Üzümünü ben yİyim
Dediğin
yıl nasibin kıttır
Asmalar üzüm versin
Dostlarım gelsin dersin, dedikte
Düğmeyi koparmış olursun
SULTAN VELED denilir
Oğul öyle anılır
Sultanlık tac giyenedir
Dost
diyene değil
Sultanlık taht diyenedir
Baht diyene değil
Bahtım
yazılansa
Dileyen ben değilim
Yazılan Yar elinden
Okunan Hak dilinden
Yorumu, Dilenendir
Güzellik, bilinen değil uyulandır
Gemiyi gördüm
Gördüm kaçırdım deme
Gelecek gemi uzakta değil
Kaçırdığın gemi
Nasibin olmayandır
Gelecek gemi, geçecek değil
Sözü söze katma
Sözüm yabana atma
Güç oldu deyip yatma
Gerçek güne
yol açar
Yumuşak yoldan geçer
Dost dedik
Dostta durduk
El ile gelenin
Söz diye verenin
Sözlüğü olduk
VEYSEL’i sordunuz
Dostu dostta bildiniz
Zahirden aldınız
Zuhurda
durdunuz
Geç oldu demeyin
Yazının geleceğe kapı açtığını bilin.
ALLAH’ıma emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |