MEVLÂNA’yım ben!


Yerden gökten alınır
Her olayda görülür
Düzenin yozanına
Güzelin varlığını versem
Benden der

Doğuştan alığımıza uyalım
Uyduğumuz yönde yürüyelim
Yedekten almadan
Özette kalmadan
Olanı olduğu gibi
Dumanı verdiği yönde bilelim
Yedek; kendine ait olmayan fikir
Sevgi içinde olan
Kendini silendir

Öbür alemde
Ses ile mi konuşulur
Diye sorulur
Ses kul içindir
Düşünce akımdır
Akıldan dilediğin
Düzenin tozuna
Güzelin azına değinse
Cevabı gelmez
Şöyle;
Düzende yerini bilmeyen
Varlığına uymayanın sorusu
Kayguya yol açar
Çünkü alacağı cevap
En güzeli en doğrusu olduğu halde
Yorumu onu kayguya götürür
Geçerli değil
Çünkü değeri senin için
Çok yüksek olduğu halde
Yarım düzende söz etti
Sözde duvara yattı derler
Diyenin diyeceği değil
Düzenin sana vereceğine gönül koy
Düzen bana ne verir? deme
Düzen seni sana buldurur
Düzen denildikte
Memleket konumu ile nizamı değil
Hakk’ın tecellisidir

Yaprak oldum dökülmeyen
Düzen buldum eğilmeyen
Sadece Allah’ıma yöneldim
Düzene O’nun hükmünde
Diz büktüm diyesin
Ne derlerse desinler
Düzende kendilerini bulsunlar
Çiçeği saksıda görürsen
Bahçeni seversin
Vazoya koyarsın
Yuvanı süslersin
Ne var ki
Vazoya konan geçicidir
Bahçeye ekilen devamlı vericidir

Asma ekilir verimi beklenir
Unutulmasın önce koruk denilir
Koruk olmasında hata
Asmada mı?
Toprakta mı?
Korukta mı?
Düzendedir
Düzeni yapandadır
Öyle ise hata değil nimettir
Üzümü sergiye koyduk denildikte
Pazardan aranır
Destiye girdikte
Sarhoştan sorulur
Nerden aranırsa aransın
Kimden sorulursa sorulsun
Yerini bulur
Elden ele gelir

Gerçeği aradım
Ayrıntıyı taradım
Yöresini töresini
Bildiğim bilmediğim
Her yerde gezdim
Her sorusu olandan
Aradığını sordum
Öyle derine daldım
Öyle yükseklere çıktım
Ancak girdapta
Gerçeği çözdüm



Sevenin sevgisi
Dolduğu yere kadardır
Dolduğu gün doyduğu gündür
Ondan öteyi arar
Başka bir sevgili değil
Yüce’nin sevgisi
Ömrün vergisi
Kulun yargısına yer verir
Zamanına değil

Her kulun ömrünce defteri olur
Sanılmasın elinde kalır
Son yaprağa geldikte
Son satırı okudukta
Eyvallah der göçer

Afaktan değil
Şafaktan yol sorarsan
Verdiğimiz açılır
Her kulun yaşantısında
Dönüşe meyyal günü vardır
Dönüşte gönlü dardır
Yerini buldukta
Kayguyu sildikte
Öyküsünü bulur
Kendine güler

Bir sorudan bin soru alırsan
Saygınlığını kaybedersin
Sorular ayrıntıya düşürmesin
Olduğu gibi, bulduğun kadar veririz
Sadece manada derinliğe ineriz
Manada arayıp
Maddeyi didiklersen bocalarsın

Seferden yol soran
Seherde sel görendir
Soruları açtıkça kapanırsan
Sorun genişledikçe
Kendin daralırsın
Yersiz korku
Yersiz olayı karartır

Ağaya sorarsan
Kölenin gücü zayıftır
Aslında kurulan düzen bozuktur
Köleye gücünde iş verirsen yakınmaz
Ağa bilenden ise vereceğini sakınmaz
Düzenin seyrini bilmeyen
Çatıya çıksa merdiveni aramaz
Zeminde kalsa kapıyı sormaz
O’ndan geldik
O’na döneceğiz
Kendimizi, şüpheleri sildiğimiz gün bulacağız

Kulun kaderinde
Aç kalmak var ise
Dağlar taşlar ona verse
Deniz nehir ona gelse
Gene aç kalır
Aç ile tokun yeri
Seçtiğinden değil
Geçtiğinden olur
Yazıda yerini bulur

Devrilen ağaç
Dünyanın sonu olmaz
Yeni ağaç dikilir
Devrildi dediğin ağaç dahi
Sana verir
Odun olur ısıtır

Otağda oturan Sultan
Nasıl ki kendi yöresini güzel görür
Bendegâna töresini bildirir
Gönlünü bağladığı çevrede
Enflasyon olduğu anda
Çevresine cenkçi geldiğini söyler
Ahengi gördüğü anda
Sarayına çekilir
Araya sultan ile bendegân misali
Mesafe koymalı
Enflasyon dostlukta da olur
Madde ile de gelir

Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

20ağustos1977

SOHBETLER

21ağustos1977(2)