MEVLÂNA’yım ben!


Bildiğimiz, sevdiğimiz
Güzel diye gördüğümüz
Yeminden uzak kalandır
Her olayı Allah'ımdan bilendir
Kucak açtık dileyene
Tatlı sözü söyleyene
Yuvanın düzenine giren
Yolu Hakka diyen
Elbet derdini siler
Olayı gönlünce böler
Tarif ile değil
Görgü ile sabittir

Dayanılan desteğin
Aranılandan olduğu bilinsin
Dumanın olduğu yerde
Zaman bilinmez
Dağıtalım dumanımızı
Yaralı kuş yerde gezer denirse de
Yolunu bağladığı yerde gezer
Kayguya düşülen olayda
Seferden uzak kalınır
Kapıda beklenilen
Yapıya eklenendir
Dar olanı genişleten çevreye
Yoğun çalışma gereklidir
Ne var ki
Duyana değil
Uyana el verilir
Taze meyve
Dalında yenir
Meyvenin kurusunda
Geleceğe beklenir
Olayda geleceğin düzeni görülür
Kayıtta olmayan
Yazıya gelmez
Gerçek görülmeden
Kul gülmez
Çevreyi dolayalım
Güzeli bekleyelim
Güzelden maksat
Geçenin verildiği değil
Gelenin dürüldüğüdür
Olmuyor denileni
Durandan saymayın

Doğru bildim yol aldım
Eğride pürüz gördüm dedi
YUNUS'um söze girdi:

Serçe kargayı görse
Karganın sesini övse
Yanılandan dersiniz
Yanılgıya düşersiniz
Serçenin görgüsünde güzellik
Duygusunda aramasa bulamazdı
Sevmese övemezdi dedi
YUNUS'um yürüdü

Yol aldım göle geldim
Sevgili hale uydum dedi
MERYEM sözü aldı:

Aşamazsam demeyelim
Dayanan kuldan olalım
Hurmanın meyvesinden
Nasibimizi bilelim
Dileyen maddeye
Dileyen manaya yorar
Her kulu helvayı
Bildiğince karar
Kurulu düzen bozulur demeyelim
Olaylarda kayguya düşmeyelim
Dost dedik geldik
Elimiz verdik
Anacağın biliriz dedik
Daha önce verdik
Var olanın
Darlıktan sözü olmasın
Sorgusu durukta kalmasın
Yoğurt yedim yetmedi
Çiçek diktim bitmedi diyenin şikayeti
Doğaya olsa da
Sözünü ortada atmasın dedi
MERYEM yürüdü

Daha önce verdik
Her gelen elverdiğine söylerse de
Sözümüz el alanın,sahip olanındır
Dayanmayı dilediği yönde
Yolunu bilene sorsun
Bilen kim? denilirse
Gönlünde Hakk'ı bulsun
Katık olsun, seveni bilsin
Çatıyı örtene niyaza dursun
Elbet çatıyı örten Yüce'dir
Ne var ki
Kulunu vasıta kılar
Daha önce verdik
Akım, kulunda şekil alır dedik
Elektrik dilenen yerde kullanılır
Ütü ile, radyo ile,
Süpürge ile, çamaşır ile.
Her bilinen yerde
Bilindiği gibi



Kulun aldığı akım da öyledir
Netice şekil alır
Ne var ki
Yerini olduğu yerde bulur
Yapıda değil hata düşendedir
Hak ile Hakk'ı bulalım
Darda olsak da
O'ndan bilelim
Güzellik uyumdadır
Kayguya yer yok
Düzen kurulur
Kul yorulur
Şikayetçi olmayalım
Sarhoş deyip
Bilmeyeni kırmayalım

Sahabeden gelen
EYÜB diye anılandır
Sorulan kayba değil
Kazanca dönelim
Geçeni örtelim
Dağıtanın demeyin dürtelim
Kayıt sizde olsa
Sebepsiz değildir
Yazan bilir
Güzel olanı verir
Dumanı dağıtalım
Soranı eğitelim
Yorumda hataya düşmeyelim
Kapanan kapı gümüş ise
Allah'ım altın olanı açar
Onu bilen kulu öyle geçer
Sanılmasın vakit gelmeden
Kulu göçer
Ham meyve olacak
Olanını yiyecek
Güzel budur diyecek
Güzelin tarifi olmaz
Haktan diyen
Çirkin görmez
Yaprak düşse
Söze girmez
Allah'ıma emanet olunuz

Görgüyü bilgi ile süsleyin
Bilgiyi sevgi ile besleyin
Dağdan dağa ses veren
Dönüşü alandır
Duyandan alandır

Dağda güzeli sevelim
Bağda üzümü övelim
Şarap oldukta
Dileyene sunalım dedi
HACI BEKTAŞ söze girdi:

Sepet üzüme
Sebep sözüme gereklidir
Kaygu kuluna emeklidir
Sebepler güzele götürür
Kaygu kulunu sedeften ayırır
Kayguyu silelim
Öylece güzel günü bilelim dedi
HACI BEKTAŞ yürüdü

Mevlana'yım!...

Söz ile gelir giderim
Öz ile her an beraberiz
Diktiğin ağaçta
Köke ineyim mi? deme
Dalları eğilir
Ne var ki
Gövdesinden gelecek
Yapraklara verecek gücüdür
Ağacın gövdesinde
Birleşen böcekler
Sanılmasın ağacı kurutur
Sadece kabuğunu öğütür
Geçici olanın sözü
Gelecek yaza kalır
Gelecek yazda
Yeni yapraklar bezenir
Ne var ki
Günde gövdenin
Kireçlenmesi gerekir
Böcek gelmesin diye
Kayguyu silelim dedik
Ağacın gövdesinde değil
Kabuğundadır oluşan
İlacını verende
Kireç ile uzaklaştıranı göreceksin
Ne var ki
Uyum gereklidir
Dumanını dağıt dedik
El ele, el dile
Dil tatlı söze gereklidir
Bal yiyelim
Bal diyelim
Ya Allah! deyip
Kuvvet alalım


Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

30eylül1977

SOHBETLER

02ekim1977