MEVLÂNA’yım ben!


Güzel gördük
Güzel bildik
Güzel seçtik
Her olayda
Güzele uyduk
Cümlenize selam olsun

Gelen aldığını bilsin
Bestede yazıyı sevsin
Denizde dalgaya gülsün
Sorusuz kalsın dedi
MERYEM söze girdi:

Dal ile halde güzelin
Yol ile dağda özelin yasası okunur
Tezgahta kilim dokunur
Kul nerden kimden sakınır
Yüce dağa çıktıkta
Güzel diye bakınır dedi, selamladı

Hayırda selamet görelim
Sevabımız gür olsun diyelim dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Şakide suç arayan
Sakiden şarabı soran
Tedbire halden girdim der
Yerinenden olur
Yerinmekten maksat
Şakide suç aramaktır
Suç aramayı dilersek
Sadece kendimize dönelim
Hatalarımızdan, sevaplarımızdan
Gönlümüzde muhasebe kuralım
Hata sende, sevap bende dersek
Olayın yargısına düşmüş oluruz dedi
YUNUS’um selamladı

Gayrette hata olmaz
Kul sevmeden dolmaz
Seven kul solmaz
Somut örnek derseniz
MEVLÂNA, YUNUS dersiniz
Her an teru taze anarsınız
Andık, geldik, sevdik
Bildin denilene Eyvallah deriz
Gönülleri kucaklarız
Hay dedik diri kaldık
Huy diyene sorumsuzluk dedik
Yaratan güzelde güzeli verir
Kul gönlünde olumsuz kalır
Eğer çirkin der ise
Yaprağı oluşturan
Sevenleri buluşturan
Ne ben ne sen
Sadece seven

Sevdik seveceğiz
Her hal ile öveceğiz
Yoğun çalışmaya gireceğiz
Elele güzelden güzele
Geyik alsam sevgi dolsam
Sayfa sayfa yazı versem
Her gönülde söze girsem
Ne gün yeter ne söz biter

Dar yolu görmedim
Duman deyip girmedim
Şah ile köleyi ayırmadım
Çevrede düzen
Her yuvayı gezen
Varlığında yapıya kapı olan söze geldi
HACI BAYRAM düze durdu:

Yüz yüze
Yüz dize
Diz yerde
Akıl serde olsun
Şarabı sunalım
İçelim kanalım
Kanalım yanalım
Yüz yüze dönelim dedi
HACI BEKTAŞ selamladı

Yar dedik ser verdik
Sarandan sözü aldık
Odun ateşinde yandık
Yandık paklandık dedi
HALLACIM söze durdu:

Söz sözü açar
Kul gerçekten kaçar
Kaçtığını sanır
Taşa vurur düşer
Düşse niyaz etse
Niyazı yerini bulur dedi, selamladı

Yapı ustayı
Kapı aşığı bildirir
Aşık olmayana
Kapıyı nasıl açtırır dedi
VELED’im selamladı

Allah’ım dedik
Cümleniz için rızasını diledik
Allah’ım razı olsun
Seven seveni bulsun
Kahrında sefa vardır
Sefanın kapısı demeyin dardır
Gelen geçen sevgiliye
Eyvallah

Kalem yazıya
Çapa kazıya gereklidir
Gül ile bülbüle sabahı sor
Sana anlatsın eğer anlarsan
Bülbül dile gelsin
Söylesin eğer dinlersen
Yolumuz açıktır
Gönül eylersen
Zorluk demeyip
Yolları boylarsan
Gönül eylemekten maksat
Hoşnut etmektir
Hoşnutlukta safa görmektir
Kör demeden elini vermektir
Sağır demeden sohbete girmektir
Ne dilden dersen de sözünü alır
Almayan yaprağı yolda dökülür

Koruk oldu mu? diyene sözüm
Üzüm erdi
Şarap destiye girdi
Mahzende yerini aldı sırlandı
Sırrında gelenin özü vardır
Aşkında Yüce’nin sözü vardır

Söz söze geldikte
Seven kulu erdikte
Gören gözün perdesi diyen dilin
şarkısı söylenir
Aymayı bildi isek
Aynayı ele aldığımızdandır
Şarabı sevene sunduğumuzdandır

Şark ile garpta
Gerçeğin çiçeği açar
Her kulu aynayı el ele aldıkta
Sevgiliye koşar
Sevenden olduk Elhamdülillah
Yar ile yari bulduk Elhamdülillah
Kal dilinde
Hak yönünde
Birliği bulduk Elhamdülillah
Senden benden geçtik
Doğruyu gönülden seçtik Elhamdülillah
Ayranı senden içelim dersiniz
Rabbimin sunduğundan dilersiniz
Aldık verdik Elhamdülillah
Haram denmeden
Yarım görmeden
Dağınık olana
Gönül koymadan
Seyrine daldık Elhamdülillah

SOMUNCU sözü aldı
Ya Allah dedi öze girdi:

Gelenden bilenden
Günden güne anandan
Allah’ım razı gelsin
Geldin selamın verdin
Selamından Allah’ım razı olsun
Üç yönde sözüm alsın dedi
Suyunu aldığı
Aldığını verdiği görülecek
Pamuk ipliği ketene örülecek
Her hal ile sofrasında helva karılacak
Bilene selamım olsun
Anıldık anılandan kalsın dedi
Selamladı


(SOMUNCU BABA’nın resmi verildi)

Dilden aldı
Elden verdi
Dileyene somun dağıttı
Sandık dolu olursa
Dile kimden verirse dedi, selamladı
Sözünü elden ele diye bağladı

Kor olalım yanalım
Kar diyelim donalım
Her hal güzeli görelim
Sevelim sevilelim
Sevgide selamet diyelim
Katı somun yemezsen
Hal hatırı sormazsan
Kimden kime kim verir?
Senden bana kim gelir?
Cemiyet sözü sana bağlamazsa
Senden doğruyu bulmazsa
Yolunu düze çevir dedi
YUNUS’um sözü aldı:



Yolum eğriden mi? denmesin
Sana düz gelen elbet doğrudur
Ne var ki ayrı gören de O’nun kuludur
Yolunu çevirir, hatalı olana buldurur

Saz ile söz ile
Dünyayı bildik koz ile
Kozu ele almadan
Yolu düzde bulmadan
Yürümeyen kuludur
Sende olan onda yok mu?
Hak’tan gelen
Hakk’ı bilen sevendir
Ne var ki
Cümlesi sevilendir
Allah’ım cümlenizden razı olsun dedi
YUNUS’um yürüdü

Saçın teli sayılır
Aşk gönüle yayılır
Kul birlikte ayılır
Ayılandan olalım
Aşkı söze değil
Gönle akıtalım
Allah’a ısmarladık

Mevlâna’yım ben!..

Güzellik görmesen
Muhteşem görmesen
Dünyayı sevmezdin
Hayat bu demezdin
Dünyanın düzeni
Bezdirir yozanı
Sevdirir gezeni
Bildirir yazanı
Çarpan suyun sesi olur
Duran suyun süsü olur
Çamurlu suyun yası olur
Vergide yargı olmaz
Yaratılanda sorgu kalmaz
Eğer düzende uyum görülürse
Kainatta doyum bulursa
Geliş gidiş tasa çekiş niye?
Aş pişmeden yenmez
Ağza tadı gelmez
Kuzu dersin seversin
Pişmeden nasıl yersin?
Balığa da öyle bakarsın
Düzen kurulduğu gibi gider
Çoban sadece kuzu güder
Yorumun yapısında
Olumun gelişmesi mevcuttur
Odunun yanması gerekli kömür olmak için
Kıvılcım alması gerekli köz olmak için

Desenini sevdiğin fistanı
Severde giyersin
Beğenmedim dediğine
Göz atmaz, el sürmezsin
Sen beğenmedi isen güzel değil mi?
Güzel diye dokunmuştur
O ise kader diye yazılmıştır
Okuyana zor gelir
Eyvallah
Demir tavlanır
Demirciye değil
Seyredene zor gelir
Kaleye yol bulan
Çevreye güzel diye bakandır

Mor rengi vermiştik
Aşkın doruğu demiştik
Çok uzakta varılamayacak gibi görünen
Dağlar mor renge bürünür
Adım adım gidildikte
Varılamayacak yer yoktur
Koşayım dersen tıkanır varamazsın
Niyet kurdu isen duramazsın
Çamur yere kilim seremezsin
Yeşil çimen olsun
Gönlüm ferah bulsun dersin
Öylece adım adım ulaşırsın
Ne var ki
Önce renkleri bilmek
Renkten renge girmek gereklidir
Turuncudan ötesi kırmızı
Kırmızıdan ötesi mordur
Yalnız hataya düşmeyelim
Hiçbir renk öbüründen değersiz değildir
Ulaşılmayacak gibi görünen dağ
Sadece uzaklığı temsil eder
Yeşil renk her yaratılana kucak açar
Zengin fakir demeden
Çirkin güzel ayırmadan
Yeşil kucaklayan
Mor özletendir
Özlediğini gözetendir

Kölede saygı
Şahta sevgi bilinir
Ne köle şahsız köledir
Ne şah kölesiz şahtır
Yerleri değere değil
Öğeye bilelim
Fertler cemiyeti bir eden
Fertler olmasa cemiyet olmaz
Bireyler yerini bulmaz
Öğede bağımsızlık
Bireyde sorumsuzluk
Fertte bilinçsizlik vardır
Her ne kadar tekliği bildiriyor ise de
Teklikte aranılan bağımsızlık değildir
El ele vermeyi mademki niyette kuruyoruz
Öyleyse vakfına talip olalım
Vazifenin vakfını kurmak
Vazifelileri toplamak
Günde niyet ile kurulur
Allah’ımın gücünde denilir
Vazifede değer
Günün yorumunu sıfıra getirmek
Güzele katıksız bakmayı
Dileyene göstermek
Korkulduğu kadar zorlu değildir
Çünkü cümle kulu
Yapısı özelliği huzura taliptir
Böyle bir vakıf muvacehesinde
Çağrılmaya gerek kalmaz
Talip olan gelecek
Vakıfta yerini almak
Huzuru bulmak için
Bulduğu huzuru yaymak için
Sadece alıcı olmak
Allah’ıma güç gelir
Güçten maksat zorluk değil
Hep alanı sevmez
Alan vermeli
Aldığı tasarrufunda kalmalı
Daha önce verdik
Bilen bilmeyen ayırmayın
Bilmeyen dahi bilene verir
En gücü bilmediğini öğretir
Vazife sorunludur
Aldığını vermezsen
Yüklü kalırsın
Yolda yavaş yürürsün
Çünkü aldığın emanettir
Talip olmadım
Neden yük alayım derseniz
Seçilen kul bizden değil Yüce’dendir

Yemiş daldan düşer mi?
Tavuk toprağı eşer mi?
Sormaya ne hacet
Hem düşer hem eşer dedi
YUNUS’um söze geldi
MERYEM selamın verdi:

Kavga sebepsiz olmaz
Hasım yargısız kalmaz
Anında ikisi de birbirini sevmez
Ne var ki
Araya girenin
Vergisi gür ise
Sevgisi hür ise
Hasım olanı ayırır
Yün misali eğirir
Yumağını eline verir
Örgüde birbirine denk getirir
Sevgi birliği kurdurur
Zaman geçicidir
Kul elbet göçücüdür
Dünya halinde alıcı verici olursa
Vardığında en güzeli bulucudur
Söz sepetten değil
Sebepten verilir
Güzel ile dil
Güzel ile hal verilir
Sebepler Allah’ımın sırrıdır
Sözümüzde gerçek
Yaprak yaprak verilir
Kulunun niyetine bağlanır
Oltayı balık alayım diye atarsın
Nasibinde olanı tutarsın
Çünkü bildiğince değil
Uyduğuna adım atarsın
Çevre sarmıyor ise
Çehrenin hatası değildir
Gelişimiz verişimiz cümleyedir
Denenmiş olsa
Bilene verse denilmesin
Bilenin bildiği
Okuduğu yerdedir
Sevenin verdiği
Dokuduğu yerdedir
Duydum dediği
Niyazına gelendir
Gördüğüm dediği
Sohbetine girendir
Öyle oldukta
Kainata serendir

Allah'a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

17ekim1977(3)

SOHBETLER

21ekim1977