MEVLÂNA’yım ben!


Günlerin yöresinde
Yolların töresinde aradığımız
Cümle ile taradığımızdır
Selam ile geldik
Sahifeyi cümleye açtık

Yoldan geldim bilene
Güzel hale uyana dedi
YUNUS’um söze girdi:

Yamayı düreyim mi?
Eğriyi açayım mı?
Dumandan kaçayım mı? diyene de ki;
Bildiğine uyasın
Güzelliğe doyasın
Her olanı yazılana sayasın
Selam ile geldik
Gölgeyi sildik
Çölde güneşe kalan
Güneşten ışık alan
Sorgusunu elbet çölden alır
Aldığı yerde bulur
Yazanın yazdığı gibi gelişir
Kulunun çözdüğü gibi değil

Açılana bakalım
Eldeki suyu göle dökelim diyene sözüm;
Göl kendini besler
Eldeki su sende kalsın
Dileyen dilediği yerden alsın
Suyunun verdiğine
Olaya güldüğüne
Şahit arama
Genişlikte görüleni
Ayrıya yorma
Sebep arayan
Sepete su doldurana benzer
Elbet her olayın sebebi vardır
Ne var ki kulun görüş ölçüsü
Çözmeğe dardır
Var olana varlığımız
Yar olana sevgimiz ölçüdür
Dünyanın oluşunda
Her kulun alışında
Sebep mevcut ise de
Olduğu gibi alalım
Bildiğimiz kadar uyalım
Can destiye girmez
Yar diyelim
Sohbeti öyle yolda bilelim

Kapı açtım girene
Ayna verdim görene
Toprak versek sürene dedi
PİR SULTAN ABDAL geldi:

Dağda diken aradım
Ayakta düzeni buldum
Ne çıkandan şikayetçi oldum
Ne elini çekeni kınadım

Olaydın elde
Gülerdin sözde
Deseydin sazda
Derdini anarlardı
Sana yolunu sunarlardı dediler
Ne gördüğüme baktılar
Ne duyduğumdan aldılar
Ne beni bildiler
Ne güzele uydular
Allah’ım uydursun
Güzeli buldursun dedi
Sohbette olanları selamladı

El vereyim gelene
Sır vereyim sorana
Ses vereyim durana desem
Gönüller birde kalır elbet
Cümle bir olur dedi, yürüdü

Gayede uyum
Görüşte doyum ile gerçekleşir
Kulun kula vereceği sözüdür
Ne var ki
Sözü ile vereceği özüdür



Elden eli alalım
Gönüllerden gönüllere aktaralım
Şerbet verdim içmedi
Yolda güzeli seçmedi
Dar boğazı geçmedi denilirse
Dost eli gelmedi
Dost elini bulmadı derim
Kadir bilenden
Kadir uyandan
Yolum nedir? diye sorandan
Allah’ım razı olsun

Olmuşu seversin
Hamda översin
Demirde tavını ararsın
Her olayın olmuşuna gönül koyarsın
Bağda üzümü seversin
Koruk sevilmeyenden ise
Üzümü beklersin
Öyle ise koruktan şikayet niye?
Koruk oldu erecek
Üzüm verdi serecek
Şarap oldu sunacak
Seven sevdiğini alacak
Ham olan sevilir mi? denilmesin
Koruk da oluma kapıdır bilinsin

Mevlâna’yım!..

Deniz sizin söz bizim
Yerden göğe Hak sizin
Gelişte aldığınız
Dönüşte getireceğinizdir
Yorumda vereceğiz
Söz ile gireceğiz
Somut örnek denilse
Kayıp elde bilinse
Aranan bulunurdu
Şüpheler silinirdi

Almayı bilmeyene
Yerini bulmayana
Vereceğin nedir? denilir
Almayı bilmeyen değil
Bilemeyen vardır
Her darlık kula kardır
Çünkü bilemediğini bulur
Bulduğu ile olur
Güzellik bileni bilmeyeni sevmekte
Her olayı uyumlu görebilmekte


(Resim verilir)

Yerden gökten bilene
Yazdın Allah’ım diyene
Elden dilden verilir
İzin geldikte görülür
PİR SULTAN ABDAL’ın dediği
Hz. MERYEM’in bildiği
SAINT MICHEL’in gördüğü
Ne yolsuzluk, ne kayıtsızlıktır
Kayıtsızlık bilenin bilmeyene verdiği ise
Bilmeyenin çözdüğü olsun
Her yoldan gelen
Bir arayışta olduğuna inansın
Bağlayan gönülde birlik vardır

Allah’ıma emanet olunuz

MERYEM’in verdiği
Yeniye uyduğu görülür
Şahitsiz aldığı
Yerini verdiği
Cümlenin bildiğidir
Demir tavında olur dedik
Eriyen demire şekil verecek
Özünü dürecek olandır


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

08eylül1977(2)

SOHBETLER

12eylül1977