|
MEVLÂNA’yım ben!
Yerden dedik
Gökten verdik
Sebil denilse de
Cümleye sunulur
Yar diyen her kulu görülür
Komşunun hakkı
Komşuda kalır
Sevenin yolu
Sevene bağlanır
Her kul gönlünce eğlenir denirse de
Her kul nasibince yer bulur
Satıhta kalanın yolu geçici
Yapıda olanın yeri durandan kalır
Elbet yapıda olan
Yapıya emek verendir
Değişen nedir? denilir
Yer, gök, hava
Her var olan aynıdır
Değişen görüştür
Görüşten maksat;
Kainatı gün gün çözüştür
Daha önce verdik
Doğan bebek geçen günde
Daha bilinçsiz
Günde daha bilinçli diye söyledik
Güneş verir,
verdiğini alır
Deneyler öyle gerçekleşir
Her konuda Ay’a gitmeye çalışan
Yol için savaşan alimler
Güneşten aldıklarını verdiler
Allah’ım kainatı kuluna
Adım adım açar
Ne önce, ne sonra
Her nesil bir perde öteye geçer
Perde; bilim denilen
Yoğun çalışma ile
Buldum sanılan
Gerçeğin ta kendisidir
Doyuşun olumu nedir?
Mide ile alınan
Doyduğun; yediğinin bittiğidir
Boşalan işe yaramayandır
Kainatta yiyecek o kadar çeşit vardır ki
Doymaya kıyamazsın
Eyvallah
Kemikten iliği verdik
İskelette bul dedik
Elbet mecaz
Maddeyi Allah’ım gerçekleştirir
Manayı bul araştır
İskelette değer ölçüsünü verir
Ayakta olanı gösterir
Eğer iskelet olmasa
Üzeri et dolmasa
Üzerini deri kaplamasa
Şekilde sevgisizlik görülür
Sevgi ile kaplamak
Öz ile verdik
Özlemeyi gönlüne kattık
Elbet bekleyeceksin
Beklediğini karşılayacaksın
Daha önce dedik;
Odunu yakarlar
Kömür haline gelsin diye örterler
Güne kadar örtülü idin
Ocaktan çıktın
Mangala girdin
Alev halindesin
Turuncudasın dedik ya
Alevin bittiği günde
Kendi ateşine yanmak için
Etrafını göremezsin
Kimseyi ısıtamazsın
Günde bizden istediğin;
Yelpaza olun
Rüzgar verin
Çabuk yanayım
Kor olayım
Yoğurt yesem yağı yok
Tatlı yesem balı yok
Soğuk desem karı yok
Yerden göğe savaşsam
Sevgiliye kavuşsam
Benden başka soru yok dedi
ABDÜLKADİR söze girdi:
|
Dertte derdi bulanın
Mert ile derdi silenin
Öğütten alacağı
Söğütten bulacağıdır
Söğüdü gördüm subaşında
Elbet köyün dışında
Çatık olmayanın başında
Yeri boşalmayan düşünde
YUNUS yolunu buldu
Merdiven diye eşiğe tutundu
Merdiven yüceltirse
Yoğun çalışanı kocatırsa
Ömür boyu çıkarım
Çalışmaya koşarım
Eşsiz dünya dediler
Adım sarhoş koydular
Sevgi bağını kırdılar
Tatlı ile acıyı kardılar dedi
MUSTAFA söze geldi
(?)
GAZİ MUSTAFA
Cevrinde dava arayan
Desteği sokakta bulan
Gene sokakta kaybeder
Kul inandığı davayı kalbeder
İnancın kökleştiği yerde
Meyvesi tatlı ise
Elbet çoğaltılmaya layıktır
Ağacın meyvesinde
Ahlat misali yersizlik görülüyor ise
Aşıya gerek vardır
Aşı elbet herkesin sevdiği
Ve benimsediği lezzette olanda yapılır
Ahlatı keselim
Odun diye yakalım dersek
Ormanın gelişmesini geciktirmiş oluruz
El ele verip
Güneşe sevgi yayını yapmak
Kimse kimseyi anlamaya mecbur değildir
Sadece her kul
Olduğu gün
Elle olduğu ortama uyar
Yorumda en güzeli yapıcı nitelik
Gerçekçi bulmaktır
MEVLÂNA’nın verdiği
Ben dahi gördüğü
Her ne kadar
Savaş düzeni içinde dahi olsa
Yapıyı kurduktan sonra
İçinde sükunu gerçekleştirmiş olmam
Sevgili diye yarattığını sarmamdır
Yarattığını sarmam
Yaratanı bulduğumun delilidir
(Seni Anıtkabir’de görür müyüm?)
Hayır
Görmekten ziyade
Fikirlerde buluş arayalım
Görmek değil
Fikirlerde buluş kazandırır
Görmek dilemek
Satıhta kalmaktır
Öze inmek
Öz manayı bilmek
Gerçekte ölçüyü bulmaktır
Günde seni yanılgıya düşüren
Devamlı görme hevesidir
Görme hevesi kalktığı gün
Bulma gerçeği sergilenir
Yorumda ayırdılar
Forumda kayırdılar
Bölen ile bulanı
Aynı tepsiye koydular
Elbet seçen bilir
Tepsiden sevdiğini alır
Mevlâna’yım!..
Gemiden söz aldım
Anda yazıya verdim
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |