MEVLÂNA’yım ben!

Küçük büyük almadık
Kötü çirkin görmedik
Boş sözleri yormadık
Değişmeyeni görmedik
Sonsuzdan bekleneni
Sonumuzdan dileneni alacağız
diyene dedik
Soyluya yedeğin olmadığını
Soysuza kaderin sormadığını söyledik
Soylu nedir, soysuz nedir?
Soylu, geldiğini bilen, olana uyandır
Soysuz, uymayandır, olanı vermeyendir
Niyaz ile olmayana denmesin
Olaydan doyumu bilmeyen
Kaydına düşmez

Doyum, uyum, alım, kalım
Olduğu yerde gelişen
Demette çiçeği ayıramazsın
Rengi gibi kokusunu denersin
Sevdiğini sevdiğine kınarsın
Çamaşırı kirli diye yıkarsın
Demek ki;
Düzeni kurmak
Düzende kendini bulmak gereklidir
Düzeni kuramayan
Yapıda dağılır
Her olaya eğilir

Ateşin rengi yediye kadar artar
Siyahken kızarır
Yani kömürden küle kadar gelir
Öyle oldukta
Siyahtan beyaza dönüşür
Kömür idin ateş aldın
Yolunu gönlünde buldun
Yanmadan olmaz
Küle dönmez
Kırmızıya dönüşürsün, turuncudasın
Turuncuda ölümün doğuşu vardır
Siyah olan kömür
Siyahlığından sıyrılır
Kömür ölür, ateş kalır
Kömür bedenin olumu
Ölümü değil
Ruhun geçitleridir
Mavide sonsuzluk vardır
Yeşilde susuzluk
Mavi iki alemi bağlar
(Yer ve gök dendi) Eyvallah
Göç, yerini bulana gelir
Deneyde olan renkleri oluşturur
Bedende geliştirici
(Her insan deneyde midir?)
Elbet
Ne var ki, uyabilene ne mutlu
Uyan yerini bulur
Uymayan bulacağı yerde kalır
Göç nedir? dendi
Onsekizbin Alem’e denir
Kainatı oluşturan
Her halde kulları buluşturan

Oluşumda alemin merdiveni verilmez
Çünkü, an vardır ki
Yapılan çok büyük bir sevabı
Kat kat götürür
Sevaplar dünyada yapılır
Ne var ki
Dilediği yerde vereceğini alır
Gelir elden ele dolanır



Ruhta idrak vardır
Sonsuza kadar yerini arar
Arayışta inanışa yer verilir
Hem idrak hem inanış nasıl? denilir
Ruh, yapıcı olayım dediğinde
İnancını dünyaya vermesini gerektirir
Allah’ımın izni ile vazifesini alır
Kötü ruhlar geldi denilen yanlıştır
Ruhun kötülüğünden değil
Alınım değişikliğindendir
Watt derecesi yüksek gelirse dağıtır
Düşük gelirse eğletir
Olumsuz söz alır
Çünkü çeşitli sesler gelir
Nasıl ki dalga uzunluğunda
Uzun dalga belli istasyona bağlıdır
Kısa dalga çeşitli yayınları alır
Bazen birbirine karışır
Net almak neye bağlıdır? denildi
Genişliğe; Genişlik denen odur

Donuk olmadan
Duru sudan olanı görmeden
Akan su misali olacaksın
Akan su vericidir
Değirmeni döndürücü
Tarlayı sular, gideni götürür

Olduğum gibi kalayım
Kaldığım gibi olayım dersen
Kısa dalgada yayına girersin
Kendini değil derdini ararsın
Aşmayı diliyorsan
Akar su misali
Verici, görücü, uyucu ol, uymayı bil
Doyana ekmek değil su gereklidir
Bulana dağ değil yol gereklidir
ALLAH’ıma emanet olasınız

Verdiğimizi oku
Kendi aldığını değil
Okuduğun gibi ol
Çünkü sana verildiği an
Senin uyduğun andır
Her an, o anı yazar
(?) Daha önce verdik
Yazıyı bırak dedik
Dalga uyuşmazlığı
Yazıya uyduğun an değil
Umduğun an girersin
Onun için verileni
Kendin ile bölersin
(Yazıyı alan hanım için.)
Yazayım, olayım deme
Okuyayım, alayım de

YUNUS’um geldi
Yeni’ye girdi:
Yeni’de Sevgili vardır dedi

DAVUT PEYGAMBER:
Eteğinde taş olan silksin
Yudum yudum şerbet içsin
NUH’un yapısı, gemide kapısı
Güzelin sorusu yapıcı, deneyden çıkıcı
Korkuyu silelim
Kaşık aldık, çorbayı yedik Elhamdülillah
Yedik doyduk güldük Elhamdülillah dedi

Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah