MEVLÂNA’yım ben!

Kaşık kaşık aldığımız
Her hal ile dolduğumuz bilinir
Cümlesi cümlemiz ile hemhal olur
Selam olsun
Yerini arayan bulsun

Kat açılır
Yön seçilir
Elbet dilenen yola geçilir
Gördüğümüz yolda
Bildiğimiz halde
Resulünün sevgisi alınır
Dar gelen pabuçtan
Ayağını çekersin
Yol gideyim dersen
Düzde diz çökersin
Ne yerden şikayetçi olalım
Ne yardan geleni silelim
Doyduğum gündür
Yerimi bildiğim
Sevdiğim gündür
Yolumu aldığım dedi
YUNUS’um söze girdi:

Serçe yerde yürüse
Karınca kanadı olsa
Nedendir denir miydi?
Olanda sebep aranır mıydı?
Kemiğin yapısında
Eriyeni değil
Sert geleni ararsınız
Konuyu kendi bildiğinizce yorarsınız
Kemiğin eriyeni
Yapıya gelmez
Ayva yaprağı
Derdini bölmez
Konuk gelen
Omuzundan şikayetçi olana dedik


(Kireçlenme için ayva yaprağı)

Kuyudan aldığın su
Kulunda bulduğundur
Huyunda bildiğindir dedi
YUNUS’um yürüdü

Soğuk suya el attım
Her hale gönül kattım
Bildiğimi bilmeyene sattım dedi
YAHYA yoruma girdi:

Alış veriş geçerlidir
Yediğin bedeni
Sevdiğin gönlünü besler
Kuyudan maksat denildi
Sorguya verildi
Kuyu belli olmayan kaynaktan
Yeteri kadar alandır
Belli olmayan kaynak
Bilinmeyen örtülü olandır
Gerçeğin oluşu
Denenmiş olayların
Bilinmesi isteğidir
Denenmiş
Dünyada olmayan değil
Bilinmeyendir


Devreyi geçiren
Bilgi ile oluşan
Yöntemlerde düzen
Kendiliğinden belirlenir
Yani yeni buluşun
Yeni oluşmadığı
Bulan tarafından bilinir
Ne var ki anıldığında
Arayana şeref verilir
Her kulu yerini öylece alır

Yapının mimarı kadar
Amelesi de hizmettedir
Ne var ki hizmetler çeşitlidir
Gölge güneşi değil
Kulu güneşten saklar
Her var olan
Emeğini birbirine ekler
Duman aldım gören yok
Yer açıldı bilen yok dedi
YAHYA yürüdü

Dost, dost elini tutar
Dost çevresine uyanı atar demeyin
Her kulu, her kuluna dost bilirsen
Her alana bildiğince verirsen
Çevreden ne alırsa alsın
Seveni örtmez
Duvarı aşalım
Ötede dolaşalım diyenin
Görgüde yerini merak alır
Önce olduğumuz yeri
Olduğumuz hali bilelim
Birbirimize gülelim
Öylece bilinmeyene gelelim
Tepsi aldık boş değil
Gönül sardık sarhoş değil dedi
HAMZA DOST sözü aldı:

Yerde gölge olaydı
Kumda izi kalaydı
Dördü dörde böleydi
Sorguya yer kalmazdı
Duvarın örgüsüne
Sevenin görgüsüne söz etmeyelim
Bal misali aldık
Gül misali verdik
Yerimizde duman aramayalım
Her var olan
Varlığı kadar değil
Sadece bildiği kadar verir dedi
HAMZA DOST yürüdü

Üzümü salkımda tanırsak
Gözde öyle tanık olursak
Bir bildiğimiz çoğa götürür
Her seven sevildiği kadar katılır
Yaprağı sorulmasın atılır

Allah’ıma emanet olunuz
Sevdiğiniz kadar bulunuz


Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

20ekim1978

SOHBETLER

30ekim1978