MEVLÂNA’yım ben!

Yemen’den yol soran
Davette huzuru bulan her yolcu
Kaydını aldığı yerde
Kendini olduğu yerde bulur
Selam olsun
Cümleniz yerini
Aramadan bulsun

Cevap dileyen her kulu
Gelişte değil
Oluşta görür
Geçit öylece açılır
Dar gelen yolun
Yolcusu mudur hatalı? denilir
Soruya öyle girilir
Açtığın değil
Geçtiğin yoldur senin
Açılan cümlenindir

Yağdı yağmur
Esti rüzgar
Derdest edip
Aldı hünkar dedi
YUNUS’um söze girdi:

Dayandığım daldan
Meyve aradım
Yağan yağmurdan
Çamuru gördüm
Ektiğim ekinden
Biçtiğim ekinin
Aldığım kökünden
Ne aradım derseniz
Kainatı taradım
Orada burada oluşur
Her var olan buluşur
Sanılmasın karışır

Suyun aktığı gibi değil
Kulun baktığı gibi görelim
Nasıl? denilir
Suyu değirmen kursam
Öğütten olurum
Suyun değerini
Öğüttüğümde bulurum
Dayansam gücüne
Işığını alırım
Etrafımı aydınlatırım
Suyu yerinde
Değerini ömrümde severim
Alacağım öğütte saygı ararım
Sevgimi gönlüne sunarım
Somut örnek denilir
Sohbette sevgi aranılır
Sevdim sevmedim
Nasıl? denilir
Sevgim yetersiz ise
Hata bendedir
Sevilmedi isem
Durduğum yöndedir
Elbet dönüşü bileceğiz
Öylece aldığımıza uyacağız
Sevmedim diyenin
Hatasına düşersek
Güne kadar aldığımızı
Nasıl sileceğiz?
Dost dediğim
Postumu silerse
Elim ile vereceğim
Suyunu gönlüne
Denk sunacağım dedi
YUNUS’um yürüdü

Konuşulan her konuda
Alışılan her kanıda
Yapıcı olanı bulalım
Akıcı olandan şevk alalım
Her yapıya
Gerektiği için temel atılır
Temelden dört duvara bakılır dedi
MERYEM söze girdi:

Daire sorumsuzu verir
Orada her olay
Olduğu gibi alınır
Binayı ölçü alırsak
Her köşeyi
Ayrı ayrı yoruma almayalım
Bütünde bulalım
Tavanda tabanda
Ölçünün değişmeyeceğine inanalım
Saydığım yönden değil
Aldığınız her tebliğin
Birbirini tamamladığı
Yapıyı meydana getirdiği açıktır
Öyle oldukta dağınık düzen
Satırlar arasında kalır dedi
MERYEM selamladı



Ayıran dünya bilgisidir
Buluşturan ruhun görgüsüdür
Seven sevdiren
Kulun mertebesidir
Verildiği gibi;
Kemalatta hayrı
Cehalette kahrı bilirsek
Her halde yargıyı sileriz
Yargı bedende
Saygı ruhtadır
Kaygı sevmeyende ise
Saygımız büyüktür
Neden derseniz
Kayguya düşen
Kendini deşendir
Kendini deşen
Oluşuna yön verendir
Suyun oluşumunda
Kulun yapısına denk gelişim vardır
Sevmeyi bilmeyen kul
Bakımsız havuza benzer
Gene de güneş ile su buharlaşır
Kalıntı havuzdadır
Suyun bıraktığı yerde

Elden ayaktan
Yüzden düzden
Aradığım şekli sordum dedi
Aynayı görsen
Aynada kendini sorsan
Kaygusuz yanlışta mı?
Yanılıp kaynaşta mı?
Değil desem
Rüyamı bilsem
Dağ ile ovayı bir tutardım
Hataya düştüm diye
Dağı pamuk misali ovaya atardım
Sorguya rüyamda düştüm
Günlerce uykudan kaçtım
Yapıcı olanı seçtim dedi
KAYGUSUZ cümlenizi selamladı

Gezdim gördüğüm yerde
Gördüm çözdüğüm düzde
Yamayı buldum dizde
Yari gönülde bildim
Sevdikçe doldum
Daha almaz dedim
Daha aldı
Alasıya doldu
Büyüdükçe büyüdü
Dağları ovaları aştı
Aşık buna şaştı
Dağlar ozan sorar mı?
Ozan yarsız söyler mi?
Derde derdi böler mi?
Git gidesiye
Bülbül misali ötesiye dedi
Aşığa yolunu verdi
Dağlar benden sorulmaz
Giden asla yorulmaz
Sirke ile bal karılmaz
Yardan sorgu edilmez dedi
Aşık kim? diye sorulur
Aşık GARİB adaş bilinir
Yerden yüze
Yüzden söze gelinir
Sevgi cümleye aktarılır dedi
Aşık yürüdü

Yardan geldik
Yoldan verdik
Cümlenizi selamladık


Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

21mart1978

SOHBETLER

07nisan1978