MEVLÂNA’yım ben!

Az vermeyen
Çok görmeyen
Dost kapısından
Hiç ayrılmayan kullarına
Selam olsun

Gördük kumda izini
Sorduk nedir sözünü
Dedi; Yazılandandır
Bilen ile çözülendendir

Az yedim az giydim
Çok gördüm öz bildim diyene de ki;
Söz aldım geleceğim
Sen gibi bileceğim
Suyun aktığı yönde
Cümleyi göreceğim

İzi gördüm toprakta
Tozu bildim yaprakta
Geldim buldum sözünde
Sevdim aldım özünde dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Kalmakta değil
Olmakta bulacaksın
Olmaya sevgi ile dönüşeceksin
Ne kalıp düzen verir
Ne düzde gezen görür
Sevgi özü bildirir
Özde söze verdirir dedi


(Öyleyse sevgi öze buldurur, dile söyletir değil mi?)

YUNUS’um daldan yoldan gelene
Selam verdi
Bilginin de görgünün de
Temelinde sevgi vardır
Sevgi olmayan bilgi
Yorumsuz kalır
Sevgi ile beslenmemiş görgü
Duvarda taşı görür
Sadece izde yürür
Gönülden alıştıysan
Seven ile oluştuysan
Duvar ayıran değil
Kayıran olur dedi
YUNUS’um yürüdü

Konuk gelen sesine
Asma veren süsüne söz alır
Bilen ile değil
Bilmeyen ile haşrolur
Neden? denildi
Bilene iz gerek
Bilmeyene söz gerek
Boynuna aldı isen
Dostuna sordu isen
Sözünü vereceksin
Toprağını süreceksin
Rahmeti alasıya
Ekini göresiye kadar

Ben bildim yeterlidir
Bilen için tutarlıdır dersen
Bekle ki toprağına rahmet gelsin
Bekle ki Hak verdiği ile yüzüne gülsün
Aldım almadım demeden elim
Her an bilen bilmeyen
Dost ile olacaktır
O zaman rahmet cümleye gelecektir
O gün geldi dediğimiz
Cümle ile paylaşın diye verdiğimiz
Sizlerde kalamaz
Kalırsa rahmetini bulamaz
Ekilmeyen tohum çürüyecektir
Bilenden olunuz

Gülün vergisi size
Gönül vergisi söze
Allah vergisi düze
Düzde elele olduk
Düzde özünü bulduk
Verdik dedik
Rahmetini bekledik
Gelen giden aldı mı?
Allah’ımın rızası
Cümlenizi buldu mu?
Söz ile değil
Öz ile verelim

 

(Öz ile vermek nasıl olur?)

Hal ile gösterelim
Özden sevdi isek
Her halini hoş görelim
Daha önce verdik
Çam dalı misali ile gösterdik
Ne var ki sen onda
O öbüründe hatayı aradı
Ben benzeyim çam dalına
Yanımda olanı incitmeyim diyen olmadı

Söz ile verilen özde kalmadı

Kapı açık her gelene
Gönül açık her gülene
Sözüm açık her sevene
Verilen görev asla geri alınmaz

Yanılmayın
Kendinizi kendinize
Açmayı öğretin
Öğreten öğrenci olur
Kendini bildikte
Bilmeyene yardımcı gelir
Söz ile saz ile verdik
Acı ile tatlıyı kardık
Her bilirim diyene sorduk;
Kendini mi yoksa kendine mi?
Kendini bilmek özünü açmaktır
Kendine geleni bilmek
Her kulu ile azı çoğu paylaşmaktır
O zaman kayıtta olanı
Yaprak yaprak okursun
Kendi yazmanı elin ile dokursun
Özden öze söz gerekmez
Gülün ile haşroldukta
Selamını her aldıkta
Gözden sildiğini
Özden bulursun
Dost kapısında
Şikayetsiz kalırsın
Gölgeyi seçenden olmayalım
Güneşin verdiğinden asla kalmayalım
Sevgide özün beslediği vardır
Sevgide sözün süslediği vardır
Sevgide kendini bulduran
Sevgide kendine döndüren vardır
Sözü zayıf gelir sevemem dersen
Özünde var olanı düşün
Düşün ki, seni yaratan
Onu da yarattı
Ne olursa olsun
Dünyada kendine yer etti
Seni beni onu yaratan gözeten birdir
Birliğe uyalım
Birdir diye her yarattığını sevelim
Dost kapısı büyür büyür
Dost yapısı ürür ürür
Üreyenden

(Ürünün anlamını veriyor)
Eyvallah
Üreyen büyüyendir
Yapıcı çok ise
Bina geniş olur
Allah’ıma emanet olunuz


(Tebliğlerin alınmasındaki bu duraklama vazifemizi yapmadığımızdan mı,
yoksa ceza olarak mı verildi? Z.İ.’nun ulusu kimdir?
Kapımız açık dediniz, bu ne demek?)


Kapımız yerinde açıktır
Gölgeye söz almayalım
Demde oluşan halden
Sorguya düşmeyelim

Her asma üzüm verir
Üzümü kulu görür
YUNUS ile toplarsın
MEVLÂNA ile katlarsın
Sözünü aldığın gün üzümü toplarsın
YUNUS elden tuttumu
Koyun kuzu güttümü
Alan gülen sevinir
Yardımcım geldi denir


(YUNUS EMRE’mi?)
Eyvallah

Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah

17mart1981

SOHBETLER

01nisan1981(1)