|
Soru 1: Bir
cesedin toprağa verilmesi veya yakılmasından hangisi ilahi murada uygundur
ve niçin?
Soru 2: Hay esmasının zerreleri diri tuttuğunu söylemiştiniz. Sözlü
bir sohbetinizde konu edilen bu zerreler bedene mi yoksa ruha mı aittir?
MEVLÂNA’yım ben!
Kat kat yol aldık
Her kulunda
Çeşitli hal gördük
Allah’ım en güzeline uydur dedik
Benimle olan
Benimle olur denildi
Buluşta eşit değil çeşit vardır
Cümlenize selam olsun
Her yol birden biredir
Nasıl demeden geldik
Nerden demeden bulduk
Kimden demeden gördük
Kimi kim ile sevdik?
Olduğu yerde kalmaz
Her zerrede O’nun verdiği vardır
Her zerre O’nun adında yardır
Gelene yol verdik
Sabah akşam demeden
Aşa acı katmadan
Aldım ele kaşığı
Sordum bilene aşığı dedi
YUNUS’um söze girdi:
Katlarsam kilimi
Denir ki; Kirli mi?
Ne kirinde söz vardır
Ne yolunda iz vardır
Atılan her adımda
Allah’ımın izni vardır
Sakınayım dediğin olaydan
Yıkılana çatarsın
Yoldan çıkayım dersen
Çamura batarsın
Bilmediğin yol
Sadece gidişi uzatır dedi
YUNUS’um sözü
BEHLÜL’e verdi:
Atı otta bıraktım
Nalbant yanında çıraktım
Bilene sorarsan ben çoraktım
Sevene sorarsan
Cümle ile varaktım
Elden geldiği gibi
Dilden verdiği kadar söyledim
Bilen değil gülen aldı
Uyan değil sınayan soldu dedi
BEHLÜL’üm yürüdü
Ne katı ele gelir
Ne satır yerde kalır
Bilen bilmeyenle kendini bulur
Tende oluşan
Kanda doluşan
Canda buluşan
Göçte yerden gökten
Sudan havadan değil
Ruhundan yer bulur
Ceset nerde olursa kalır
Dünya deneyene güzeldir
Eleyene değil
Soyunduk erliğe
Sevindik gürlüğe
Suyun aktığı
Kulun yolum diye baktığı
Gönüllerde yaktığıdır
Alacağın var ise yolun çağırır
Gönlün dar ise bahane ayırır
Kumun yerde olduğu
Kulun gönül ile bulduğu bilinir
Zerreler madde ile verilir
Mana ile beslenir
Gönlünü öyle aç ki
Madde olan her zerren
Mana akımında erisin
Allah’ım her halde
Akım alamayan
Kullarını korusun
Elden aldık
Kaynağın başından verdik
Düzeni Yemen’den
Verildiğince kurduk
Satır satır okunsun
Her kulu dilince
Gönlünce dokunsun dedi
ALİ sözü aldı:
|
Gelmeyi
görevden dedik
Gemiden gemiye sözü bağladık
Madde gemisine
Mana gemisini köprü ile bağladık
Elbet ayrı değil
Dört erin dördüncüsünü vermeye
Elden geleni söz ile bağlayanı
Yolun başından bildik
Kaleye gelsin
Soyunsun bilsin
Kayıtta olandan
Olduğu yeri bulsun
Az ile çok açılır
Yol yürürsen geçilir
Göreve Allah’ımın emri ile seçilir
Erden denildiği gün
Erkek kişi düşünülür
Eğiten H… (H.T.)
Soyunduğu görevden adını bulsun
Kendine verilene layık kalsın
Cümlenize selamını getirdik
(Resulünün denildi)
Eyvallah
Hak cümleniz ile
Cümleniz Hak ile olun
Görevi yüze tamamlayın
(Biraz daha açık lütfeder misiniz?)
Daha önce verdik
Yüze düz dedik
Kat kat Allah’ım razı olsun
Resulünün şefaati
Sizlerde kalsın dedi
ALİ yürüdü
Dört erden soru geldi
Görevimiz nedir? dendi
Dost kapısı yuvamız
Dost
yapısı havamız
Dostun emri halimiz
Her yuvanın dört duvarı vardır
Dört duvarda dört köşe vardır
Güç katalım denilir
Cümleye selam edilir
Meydan sizlere açıktır
Gelene söz verilir dedi
PİR SULTAN ABDAL söze girdi:
Meydana er olan gelir
Meydanda er olan kalır
Meydana geldik
Eyvallah dedik
(Benim düşündüğüme mi eyvallah?)
Evet
Kazanlar kurulur
Dost
aşı karılır
Her dileyenle paylaşılır
Sen ben silinsin artık
Yetmeyen paylaşılsın artık
Dost
dediysek postta değil
Her yerde her yönde dost
arayalım
Gördüğümüz en güzeli olur
Soruya PİR SULTAN cevap verir dedi, yürüdü
Kuyu doldu taş ile
Yola geldi baş ile dedi
YUNUS’um söze yeniden girdi:
Söz bağlanır ağaca
Göz bağlanır yaprağa
Çiçek elde
Meyve dilde
Güzel gönülde dedi
YUNUS’um yürüdü
Güzel her hal ile
Güzel tatlı dil ile
Güzel bildiği ile
Bilenin bilmeyenin
Görenin görmeyenin
Yaratanı birdir
Birliği buldurur
Senin ile dilerse buldurur
Allah’ıma emanet olunuz
Allah’a ısmarladık
Lailahe illallah Muhammedür Resulullah |