|
MEVLÂNA’yım ben!
Kapılara bakanlar
Demde düzeni oluşturur
Selam cümlenizi buluşturur
Kapılar nedir? dendi
Kul gözünde;
Senin kapın, benim kapım denilir
Gerçekte hepsi de Hak kapısıdır
Andım seni bilerek
Sevgimi cümleye bölerek
Geldiğim halde kalarak diyelim
Her hatadan
Allah’ımdan af dileyelim
Olursa verir, severse görür
Diyene de ki;
Oldurur, her hal ile görür
Bilen sensin
Görecek senin ile
Sevecek senden gelse de
Ayrı ağaç bulursan
Gölgesinde kalırsan
Gördüğünü değil
Uyduğunu bilirsin
Sağında solunda
Olan ile anılırsın
Elin her kulun sırtında ise, yakınsın
Dilin her kulun sırrında ise, uzaksın
(Soru: Sırrından murat,
sırrını tutmamak mı, yani gıybet etmek mi?)
Eyvallah
Sen senin ile
O’ndan olduğun gibi
Her kulu da
Kendinden kendine bulur
Kendi ile yoluna gelir
Hakk sırrını
Sana bana değil
Cümleye verir
Cümle O’nu görürse
Sarı yaprak dökülür
Dalda dikene takılır
Daldan dikenden değil
Yapısındandır dedi
YUNUS’um sözü aldı:
Kalemin yazanına
Almayı dileyen her kul katılır
Ayrıya değil
Yerinde olana söz verilir
Yazımız tümüne verildiği günde
Kaydın yeri düzendendir
Sözümüz bizden verilirse
İmtihandan sonradır
Talep ile alınırsa
İmtihana hazırlıktır dedi
YUNUS’um yürüdü
Her sözün sırrını kendinde ara
Göremedim dersen bekle
Konunun açığında
Her kulu vardır
Açık değil ise
İmtihana kadardır
Almadım diyene de ki;
Aymayı bilirsen
Yapıya gelirsen
Alınan sende kalır
Yol bizden sorulursa
Yürüdük deriz
Sizlerden sorulursa
Niyetlendik dersiniz
Bilenden olalım
Elele yürüyelim dedi
KAYGUSUZ söze girdi:
Ayva narı alırsan
Çiçekleri bulursan
Yediğin ile kalırsan
Duyduğun senindir
Uyduran Hak’tan
Yapımız açıktır
Girip bakarsan
Yapı nedir? denildi
Her kulun gönlüdür
(Soru: Ayva, nardan
murat nedir?)
Saya saya oluşan
Mevsimlerde buluşan
Yaprağı birbirine çalışan dedi
KAYGUSUZ yürüdü
Konuk geldi söz ile
Suyu geçti saz ile
Güzele gönül verdi
Yapısından haz ile
Kardık kar ile pekmezi
Dediler;
Kar soğuk pekmez tatlı
Alacak bilen kulunu dilenen atlı
Almayı diledi mi? dediler
Yardımcı olana sordular
Yazan izin verdiyse
Kulu Allah dediyse
Elbet at ile gelişiriz
Dilenen yolda buluşuruz
|
Adımı sorana vereyim; SARI SALTUK
Her tepeden bakındım
Hatalardan sakındım
Gelse gelmese
Güneş ışık vermese
Aydan yıldızdan sordum
Yine de her zerrede
Seveni sevileni sardım dedi
SALTUK yürüdü
Atalım örtüyü
Tutalım tartıyı
Bilelim artıyı
Göz göz açılır
Kul sözü ile seçilir
Gelmeyen
Her rengin verdiğini
Her kulunda
Renklerin yapıcı olduğu hali
Gördüğünü açar
YAHYA sözünü alır
Kapıda ayak verir
Dizini yere vurur
YUNUS ile alıştığın
MEVLÂNA ile buluştuğun
Yumak elde dolaştığın açıktır
Güzel, seven ile buluşur
Güzel, bilen ile oluşur
Güzel, silen ile bilişir
Öyleyse her var olan
Gördüğün yerde
Duyduğun gibi
Sevdiğin kadar oluşsun
Her sayfada
Dilenen sırlar söyleşsin dedi
YAHYA yürüdü
(Soru: Bir kişiye mi
verdi bunları?)
Eyvallah
Bileni can ayırmaz
Göreni cam örtmez
Seveni kaygu dürtmez
Diyelim ki;
Kaygu da benden, yargı da
Kulluğumu bilesiye kadar
Güzelliği olduğu gibi göresiye kadar
Can senindir
Kan sende
Yol senindir
Aşk sende
Gönül benim kapıma
Gönlüm senin kapına
Getirir de götürür de
Ağacına gölge verir
Toprağına oturtur da
Gel beraber olalım
Gel birlikte bulalım
Oldu isek
Gölgesine kilim serelim
Diyelim ki;
Az da alsak çok veririz
Çünkü yaratanın hazinesini görürüz
Dediysem; Gelmedin
Deme bana Sevmedin
Hakk verdi
Gözüm gördü
Dilim cümleye yaydı
Elbet dilde buldurur
Sevmezse soldurur
Öyle oldukta
Kulu uzakta kalır
Allah’ıma emanet olunuz
Her satıra başlarken
Allah’ımı ve Resulünü anınız
Allah’a ısmarladık
(Soru: 13/1/1982
tarihinde Niğde ili, Aksaray ilçesi üzerinde
gökyüzünde renkli ışıklar
saçarak geçen
parlak gök cismi hakkında bilgi verir misiniz?)
Mevlâna’yım
Kopma değil geçmedir, seçme değil
Düzenden ayrı kalan
Seferini tamamlayan
(Soru: Dünyadan
gönderilenlerden o zaman?)
Ayağını çekip
Kendi halinde bırakılan
Allah’a ısmarladık
(Soru: Makine mi,
bedensiz varlık mı?)
Eyvallah
(Soru: Süper güçler
birbirlerinin uydularını yok ediyor,
onlardan birinin
sonucu)
Eyvallah
Allah’a ısmarladık
Lailahe İllallah Muhammedür Resulullah |