|
(12 Şubat 1982 tarihli tebliğde YUNUS EMRE’ye şu
satırlarla yönelmişti:
"DURGUT’a sorduğun gün alacağın bilinir, dilenen
öylece bulunur.”
Aşağıdaki tebliğ bu nedenle toplanıldığında verilmiştir.)
MEVLÂNA’yım ben!
Kervan yola dizilir
Kum ayağın altında ezilir
Her yolda gidene
Her davar güdene
Yardımcı gönderilir
Cümlenize selam olsun
Kumu tane tane bilenden
Allah’ım razı gelsin.
Selamın ilettim
YUNUS’um ile Yuva’yı yol ettim
Bileni bilmeyeni kul ettim
Her sohbette Yuva’nın aşına tuz ektim
Bilen bilmeyen kul değil mi?denilir
Nasıl kul ettiğim sorulur;
Her yaratılmış insan kuldur;
Elbet bilirse,
Kuluyum diye kendini görürse
Kendi ile kendini bulursa
Kul ettim denilen,
Gördüğümü söylediğimdir
Bilse bilmese kulluğunu bulacak
Kulluğu ile övünecek
Allah’ım ondan razı olsun ki
Kuluyum dedi,
Kulluğunu dünyada tasdik etti
Her var olan yaratılandır, kul değildir
Kul sadece insandır
Her yaratılan, kulu içindir
Kulluk; yaratılan, varlık değil
Yaratılan varlığın yerine her gün yenisi gelir.
Kul bir defa gelir, bir defa döner
Öz denilen gerçeğe dönülendir
Kul kendi özünü değil,
Kendinde olan özü bulur
(Kendi ÖZ’ü nedir?)
Kendi özü Can’dır
Kendindeki öz Ruh
Yapısı Can ile yoğurulur
Ruh ile diridir.
(CAN’ın da yerine yenisi gelir mi?)
Sekaratta olan hastanın
Sadece Can’ı vardır
(Ruh’u uçup gidiyor mu?)
Ruh’u yerini aramaktadır
Yerini bulduğu an Can da çekilir.
(Her zaman Ruh yerini arar mı?)
Kaynak yorumsuz kalsın.
(Neden kalsın?)
Söylenilen yoruma verilmesin
Kayguya yol açar
(Diğer canlara bu tebliği iletelim mi?)
Hayır dedik ya!
Yaprak yerde kalırsa
Rengi yeşil olursa; ölü müdür diri midir?
Dalından koptu ise, elbet ölüdür;
Kuruyasıya kadar.
Kendini bilenden demedik,
Kendini bilmediği andan itibaren.
(Sekaratta mı?)
Kopuk kopuk verilir denilmesin
Her verilen belli bir düzenin yaprağıdır
Her biri bir araya geldikte
Bir kitabı oluşturur
Konular tek-tek
Ne var ki esas bir bütündür
İnsan kendi bedenini de ararsa;
Mide, kalp, ciğerler, böbrek
Hepsi ayrı-ayrı
Esasta bir bütündür
Asıl olan bütüne yön verendir
(Bütüne yön veren nedir?)
Gönül
Yani Ruh’u ile kafasının,
Yani aklının bütünleştiği,
Mantık süzgecinden geçtiği,
Aşk’ın oluştuğu kabıdır
Ruh ne verir ne alır?
Yemin ederim ki;
Bilendir ,bildirendir,
Almaktan öte dilendiği kadar
verendir.
Aklını kör etme
(Biz dilediğimiz kadar mı verir?)
Ruh dilediği kadar
(Kime veriyor?)
Kapalı kalan Ruh’a.
Açın örtünüzü, görün kendinizi
Seher vakti sen bensin, ben de sen
Konuk değil asılda olansın!
Akıl değil, asıl olansın
Akıl sende değil sende olandadır
Müyesser eylediği her kulu
Saf ve duru kalmıştır,
Seyrinde kendini bulmuştur.
Saymayı yeterli bulursan,
Söğütte otur düşün.
Gamda kendini boğma
Kaygu ile Ruh’unu perdeleme
(Saymaktan kasıt nedir?)
Gönül kabına döktüğün Aşk’ı
Günlere bölme!
O bir bütündür zamana sığmayan
Sayma dediğimiz odur
(Altı günde bir, bir saat tefekkür etmemizi söylemiştiniz)
Dilersen altı ayda otur
(Altı günde bir oluşu alışkanlık için o zaman)
Eyvallah
(Neyin alışkanlığı?)
Oturma.
Kendimi O’ndan aldım
Kendimi O’ndan saydım
Düşündüm ki;
Aldığımdan saydığımdan değil,
Asıldan geldim,
Geldiğimi bildim sadece
(Ruh’un mekanı var mı?)
Ruh’un mekanına dünyada olan kanar,
Aşık olan kabına yanar
Ne mekan ne zaman Ruh’u bağlamaz,
Yerden kesildi ise ayak
Aşkı dağlamaz,
Kulluk bitti ise yolluk eylemez
(Kulluk sadece insana ait?)
Eyvallah
|
MERYEM der ki:
Aslını bilmezsen, insan olmazsın
Kabını bulmazsın,
Bargahta kalmazsın,
Dünyayı bilmezsin
Öyle ise sen nesin? dediğimde
Hakk’a yöneldik,
Hakk sözün dedik,
Kulluğun kitabını diledik
Bekleriz. Can’dan alalım,
Can’lı bilinelim,
Kulluk edelim
Ruh’un Can süzgecinden geçmesi gereklidir.
(Üzümün şarap olması için mi?)
Gönlünü oluşturması için
Yani sevginin formülü;
Can ile Canan arasındaki filtresi
Aşkı oluşturur
Bu filtreden mahrum kalanlara verilen içindir.
(Cinden bahsediyor)
Ne var ki, asla kuluna yaklaşmaz, yaklaşamaz
Kendisine verilen müddeti bekler
(Sonra ne olur bu müddetin sonunda?)
Yorumsuz kalınız
Kement attık gelesin
Dağda keklik bulasın
Deryaya ayak atasın dedi
DURGUT söze geldi:
Aç balığı doyuran
Aç kediye tutturan
Ak ile karayı gündüzden ayıran
sohbetimiz geçerlidir
Muayyen yerde
Muayyen günde
Hep aynı deneyi yaptın
Oğlak bağırsağı denedin mi?
(Balık yemi için mi?)
Eyvallah
(Oğlak bağırsağı ile nasıl çalışılacak?)
Solucan misali yaparsın
(Yine pek iyi anlayamadım?)
Sucuk.
(Yem için deneyimler yeterli mi?)
Evet
(Yemin içine, başkaca ne gibi malzemeler katalım?)
Balık kemiği ile katasın, attığını tutasın.
Emin ol ki, hamdına düşersin,
Aldığım ile taşarsın,
Erdiğin ile şaşarsın.
(Yemden dolayı mı?)
Kement attık çağırdık
Düzce olur yasası
Tezce gelir tasası
Sevindirir posası
Geldik verdik, tas ile
Sildik sardık pas diye
Nasip aldın koş diye
Diledik verdik demeyelim,
Emir’den geldik!
(Bundan sonraki her soru için DURGUT’a mı danışacağım?)
Meydan’a geldik saz ile,
Buluştuk cümle söz ile,
Elde tuttuk koz ile.
Kazı yolduk eti aldık
Tüyünü yastığa koyduk
Derman diyen kuluna
Fermanı Hakk’tan dedik
Er Hakk’tan,
Kul Hakk’tan,
Söz Hakk’tan,
Veren Hakk’tan,
Alan Hakk’tan,
Buna inandık çoktan
Sildik çalımı neyi, söktük direği,
Dedik; Ne çadır ne zaman,
Sen’den geldik, Sen’sin bize aman.
O geldi, O güldü, O verdi, O bildi.
Bana ne kaldı?
Kala-kala bir desti,
Bir de kaynağım var
Dolu-dolu alırım,
Hakk’ın kulu olurum
Çeşmeyim aka-aka,
Yalağım baka-baka;
Destiyi alan gelsin,
Suyunu bulan bilsin,
Kulluğuna sevinsin
Meyhane gelenlere,
Meyhane bilenlere,
Aşık olanlara;
Verdiğince verir, aldığınca görür
YUNUS, MERYEM, DURGUT
Hepsi bir oldu,
Su başında duruldu,
Elden ele uruldu,
Her gönül birbirine sarıldı,
Tek karara varıldı;
O’nun ile O’ndan O’na.
ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık
Lailahe illallah
Muhammedür Resulullah
|