MEVLÂNA’yım ben!

Deryaya yelken açtık
Uçan kuşlarda geçeni gördük
Cümlenize sevgimizi sunduk
Selam olsun
Dost bağına Hak sözünü getirsin

Doğruya gün demişlerse
Dünyayı dalgalarla anlattıklarındandır
Gönülden almayı denemişlerse
Dağlarla söyleştiklerindendir

Gayret verdik gezene
Gölde sorduk sazana
Dedi uyduk yazana
Sağda solda dolaştık
Senden benden dedik dalaştık
Yaprağa selam verdik
Çamurlu suya bulaştık
Gördük ki
Akan su arındırır
Hakk sevgisi barındırır dedi
YUNUS’um sözü aldı:

Bayrağı alacağız
Doğruyu göreceğiz
Demet demet çiçekleri
Meydana vereceğiz
Her çiçeğin kokusu
Dilde olur şarkısı
Gel diyelim sayana
Dertlerini soyana dedi
YUNUS’um selamladı

Benden senden söz aldık
Yakan güneşe geldik
Dedik ki;
Su başına varalım
Soframızı kuralım
Kaydımıza yazdığını
Dosdoğru okuyalım dedi
YESEVİ sözü aldı:

Çerağ verdim eline
Dedim dost ol gönlüne
Karar Yüce’nin emridir
Kural uyanın zevkidir
Bakmaya doyamadığın güzelin
Ateşini yakarsın
Sonrada külünü alır dökersin
Cehaletten mi? Elbet değil
Gelmeyi, gülmeyi yakıştırırsak
İki aleme bakmış oluruz
Elde çerağı öyle buluruz dedi
YESEVİ selamladı

Harman yeri düzdedir
Yaktı ise yazdadır
Çuvalına geldi ise hazdadır
Ateşine girdi ise nazdadır
Öyle ise;
Önce güzelliğine doyamadığımız ekinler
Ateşine attığın olur
Gayretin hizmetin
Eline nasibini getirir dedi
PİR SULTAN ABDAL söze geldi:



Aramayı bulmayı
Aşkı ile dolmayı
Bilenlerin huyuna
Gelenlerin suyuna kattık
Dağlardan taşlardan
Her gün söz ettik
Ne eğildiler ne sakındılar
Sadece her gelene bakındılar dedi
PİR SULTAN ABDAL selamladı

Yemen’den aldık geldik
Dost bağını sorduk bulduk
Elaleme dostu dedik
Eldeki alemin sırrına güldük
Açtığın avucunda
Rabbimin adı yazılıdır
O’na O’nu şahit tutarsan
Elinde niyazına katarsan
Birliğine katılırsın
On parmağın onunu da açtığında
Onbirinci sen olursun
Gönlün ile son bulursun

Dumanını üfle de gel
Saraylardan gelmedik
Sıra sıra dağlardan yolu sormadık
Ya Allah dedik suyuna adım attık
Gittiğine götürecek
Kayguları bitirecek
Şifası su ile bilinecek


ALLAH’ıma emanet olunuz.
ALLAH’a ısmarladık.

Lailahe illallah Muhammedür Resulullah.

03 Ocak 1986 Cuma gecesi
Yılmaz Şeker’in evinde yapılmakta olan sohbette
GARİB’e bildirilmiştir:

Her öğün bir düğündür
Bilmeyi dilediğin
Çözeceğin düğümdür.

Gözüm seni gördüyse
Gönlüm güzeli serer
Diktiğim fidanların
Filizlerini sürer