|
3.04/08 1968
Allah bu dünyayı yarattı ve ADEM'i de o yarattı
ADEM ile HAVVA'yı da o yarattı
ve bütün hayvanları ve haşeratı da o yarattı
Dünyanın bütün alemini yani dünyanın düzenini de o kurdu
Ondan sonra insanları bir zerreden o yarattı
18 nisan 1970
Yoktan var eden
Dünyayı halkeden
ADEM’e can veren
Canından can koparan
......
Dünyanın oluşuna ADEM'in doğuşuna şaşmak ne garip
ol dedi oldurdu bir ADEM'e dünyayı uydurdu
ADEM'in yaratılışı dünyayı doldurdu
27 mayıs 1970
ADEM bir idi milyarları buldu
beden çok oldu her bedene ruh verildi
16 haziran 1970
Yanılmak kula dünya meyvesi
ADEM dahi yanıldı nefsine kapıldı
31 ağustos 1970
canının alevi ADEM'in kelamı
ADEM'in varlığı dünya darlığını sildi
08 eylül 1970(1)
Her doğan tayını ile gelir tayın bedelini Allah'ımdan alır
deme ki nasibi bendendir
senin olmadığın yerde nasip yok mudur
doğan ADEM ile nasip verildi her kul ile arttırıldı
25 ekim 1970
ADEM'in dölü olan her kulun dünyadan nasibi vardır
28 kasım 1970
ADEM dölü mantık yolu
07 ocak 1971
yardımcısı dünya kulu Allah yolu
ADEM dölü hazreti Davud'u beklesin
08 ocak 1971
Aşka gelmiş kullarız ADEM'den gelmiş dölleriz
......
Allah'ım güldürsün ADEM'e kavuştursun
23 ocak 1971
Resim verilir: Hz.ADEM ve Eşi- Hz.Ali ve Eşi)
04 mart 1971
Asıra asır katmış Ademoğlu yaratmış günden güne adım atmış
08 nisan 1971
elbet dünyaya bir ADEM geldi
bini de aştı milyonu da geçti
hep giden mi döndü
nasıl arttı
geleni sen gördün mü
ben görmedim
dedim ben öyle olay görmedim
olmayacağını da bilirim
16 mayıs 1971
(Resim verilir: Hz.ADEM, Hz.Meryem, Hz.Omar, Hz.Ebubekir)
ADEM'den ömür meryemden sabır
omardan adalet ebubekirden sahavet dileyin
25 temmuz 1971
iman elbet ağlayıp diz çökmek ile değil
aşkına düşmek iledir
meryem namaz ile mi vardı
ADEM gözü ile mi gördü öğreten mi oldu
28 temmuz 1971
Mümin demekte amaç
Namaza duran kul önünde Allah diye feryat edeni düşünmeyin
Allah'ımın verdiğini kul bilsin
olay gün için değil ADEM'in yaratılışından verilmiş
02 ağustos 1971
Soy söylenir
Ne soydan ne cümleden ayırmam
Soyum diyen diye kayırmam
Sevgim ayrılmaz
Vardığımdan beri yarattığı kuludur
ADEM'in dölüdür
Mevlananın olan, aşkıdır
11 ekim 1971(2)
Aramıza yücelik girmez her kulu bir
her gelen ADEM'in dölü Allah'ımın kuludur
04 kasım 1971(2)
Zahmeti kendin yüklen
ADEM'den gelene değil
ADEM kuluna eğilmedi
önümde eğil demedi
yuyanı bulmadı ki yorumunu yapmadı ki
konuya giriş yüceye eğiliştir
yücenin ADEM'e eğil dediği
kendinden verdiğinin delilidir
ADEM'i yarattı nurumdan dedi
meleklerini kuluna adadı
kulun kula eğilmesi hatadır
çünkü her kulun yaratılması Allahımdan atadır
ADEM başka melekleri başkadır
melekleri ahiretin hizmetindedir
kulunu kendi nurundan verir dünyada bedenlendirir
melek dünyaya vardı şeytan oldu
kul kulluğundan vermedi
onun için kulları Allahımın sevgilileridir
bedenin küçük geldiği söylenir
bedenden amaç gönül yapısı yarin kapısıdır
14 kasım 1971(2)
Hz.ADEM der ki;
Merama değil kerama düştü. Keramet
Meramı bulmadan, keram olmaz
Ona ancak verildi
Verilen derilsin dendi
Ortaya kondu
İmtihanı en güzel ortamda olmalı idi
Uymayan kullarla
Yolu dönüklerle
Karşılamış olsaydı
Hata cemiyette denirdi
Kulu kul affederdi
Cemiyetin sohbetin
En güzelini buldu
O yoldan imtihanı kaybetti
Allah’ımın emri ile
Hz.ADEM elini çekti
Kaygunuz olmasın
Ona deneceği ben verdim size
13 şubat 1972
(resim verilir)
Hz.ADEM'den aldık sizlere verdik
gelenin adına verildi
konuyu merak etmesin
fistanı nerden almış demesin
fistanı yapraktan destanı topraktan
buğday tanesi yuvarlak olur mu
elmanın kendisi ADEM'in hikayesi
04 nisan 1972
Kur'andan ne ADEM çıkar ne de ondan sonra gelenler
Allah'ım her yarattığının gönlüne kendinden verir
kuranı kulağına üfler
21 haziran 1972
dünya ADEM'den bu yana
nesil nesil kulunu geçirdi göçürdü
Güneş aynı yerinde
Aynı gücünde yerini aldı
Dünyanın vergisine
Kul da katkıda bulundu
Kul güneşten sadece aldı
Aslında dünyaya da vermedi
Sadece dünyadaki maddelerde
Kendini eğitti
Dünya ise kulu öğüttü
06 ağustos 1972
HAVVA Hatun der ki;
asmayı gördüğümde üzümünü yediğimde
ADEM'de yol olmadığını bildim
yaratanı öyle tanıdım
ADEM'i gördükte yaratıcım onu sandım
üzümü yedikte kainatı bildim
gösteren ADEM'di amma olduran değil
güdüme değil kumuna yürüdüm
ADEM'den öteye yaratanı aradım
güdüm gönül yolunun itimi
selama yer verse cümleniz ADEM'den söz etse
dünyanın sorgusuna düşersiniz
geldiği günün kaidesini sorarsınız
gelişe elbet doğuş sebep değildir
yaratan ol dedi çamurda elini kardı
sanılmasın toprak ile suyun karımı
Allah'ımın nuru ile zatı ile sıfatı
emrine uymaz mı ol diyende olmaz mı
boş dünyaya gelmez mi
ne var ki boşluk kul yapısına göre
ADEM hiç bir gün yalnız kalmadı
doyduğu dolduğu Allah'ını bildiği boş dünyadan mı
müsade dilendi HAVVA'ya söz verildi
kal demeyen durmaz kul olmayan gelmez
dünya emir gelmeden dolmaz
niyazını edenin gönlü boş kalmaz
(Elma resmi çizildi)
elmayı oldurana yılanı sardırana
gününü bildirene ne dilde desem demedim
dilde dilsiz bedende kolsuz oldum
her olayı onda çözdüm
misafirim dedim günümü bekledim
her gelen misafir olduğunu unutmasa
bağlantı kurmaz kök atayım demez
kulun gelişi elma misali
çiçeklenir meyve olur dökülür kök yerinde kalır
ağaç kul nesline benzer
20 eylül 1972
ADEM’den söz edildikte
Aldığınız hisseden öteye gitse
Allah’ım zamanı geri çevirirdi
Unutulmasın hep gidiştir, dönüş yok
19 ekim 1972
ADEM geldi selam verdi
yuvamın damında odanın camında garibin gözünde oldum
niyazına niyazım ile katıldım
yuyunca her kulu bulursun
gördüğün her yolu bilirsin
kaftanı sırtına aldın mı
dünyayı tek mi buldun
diyenlere sözüm
dünyaya tek gelmedim
zatında olduğumu bilerek geldim
sıfatına gülerek katıldım
zatını bildikte teklik değil
kul olduğunu görürsün
teklik odur kul olmak
zatı ile sıfatlarında birleşmek
29 ocak 1973
ADEM’de görmedin mi?
HAVVA’da duymadın mı?
İBRAHİM’e sormadın mı?
İSA’ya bakmadın mı?
MUSA’dan almadın mı?
MUHAMMED’e uymadın mı?
Öyle ise
Kimi kimden ayırayım
Hangi kulu kayırayım der mi Yüce Allah’ım?
Allah’ın verdiği her olayda
Büyüklüğünü görün
Gönlünüze uymasa da
Size hoş gelmese de
Her olayı görür
Sanmayın uzak kalır
Gönlünü yokla
O’nu orda bulacaksın
Kulun tek hatası
O’nu sadece düştüğünde idrak edişidir
Allah’ım kulunun hatasını affedicidir
İdrak ettiği an
Bütün hatalarını siler
Aynayı gördük
Kainatı gönüllere koyduk
Sırat Köprüsüne
Köşkü kurduk dediniz
Sözüme girdiniz
Sırat Köprüsüne
Koyun ile girilir denirse de
Ben gönül ile yürüdüm
MUSA sarayı terk etti
İSA kainatta noktayı buldu
Hz. MUHAMMED çölü yol etti
Kumu bir etti
ADEM’den bugüne
Alemi bağlattı
Düğüm O’ndadır
14 mart 1973
Yolumuz hep birdir ADEMden bu yana
Allah'ım dediktealmazsan soralım mı?
Neden vermedin diyelim mi?
02 temmuz 1973
Kainat ADEM'den bu yana gelmiş göçmüş
cümle kulların sayısı kadar sır saklar
her doğan kul ile yeni bir sır doğar
onun için kainatın sırrı çözülemez
er kişinin eli bükülemez
Saki şarap sundu ise dökülemez
Umduğunu bulamayan katılamaz
......
Men edilen meyvenin verdiği
kulun gönlündedir koyduğu
05 nisan 1974
ADEM'de bildik HAVVA'da duyduk
Hz.Muhammede uyduk cümleyi selamladık
dedi Hz.Hatice güldü
07 haziran 1974
Yunus'un dili ile, ADEM'in dölü ile
Muhammed'in şefaati cümlenizden dilenir
Her adımda gönüllerin nefesi bölünür
15 ekim 1977
Hz.ADEM için soruldu
Yasak elmayı niye yedi?
İnsanlar çamurdan mı yaratıldı?
Allah’ım dilemese
Kul yiyemezdi
Elma buğday diyemezdi
Ol dedi oldurdu
Kainata kul dedi
Sevgi ile oluşturdu
02 temmuz 1978
Yerden sorulur yönden bilinir
yedi yönden denilende yedi kattan sözü alınır
ADEM'den gelişir Resulünde oluşur gününde buluşur
27 haziran 1980
dolu dünya yeri yok
dağ başında karı yok denilmesin
her zerreye bir dünya vardır
her zerrede bir dünya vardır
dar gelmez kimse yersiz kalmaz
dün nasıl geldiyse ADEM
günde yerini doldurana sazını çaldırana
benden ona yol açtın benimle kulunu seçtin der
her günde sözünü eder
değişen değil gelişen vardır
oluşan biliştir verileni buluştur
ADEM'ler gelir gider her ADEM ömrünü güder
bilen bildiğine bilmeyen aradığına koşar
bin desem kaçanı kovalama diyeceksiniz dedi
ADEM söze dönen ile girdi
bin de dönüşen bin de oluşan
günde sanılmasın sayfada buluşandır
ADEM de söze geldi ömründe nasıl güldü denilir
göller suyun vermese ADEM yüzün görmese
yaşadığını bilmezdi bilse idi ölmezdi
ne demek dendi
ADEM'den kalan nedir
duman mı saman mı derman mı
sadece adına gelir dünyada birliğe temsilci olur dedi
masaldan verilene değil hakim denilene uyulsun dedi
ADEM öylece anılmasını istedi
selamda toprağı bildi uykuda gökyüzüne güldü
cümlenizi selamladı yürüdü
(Efendim öyleyse kıyamet birden fazla mı kopmuştur?)
niyazınız ADEM'e dahi yönelsin
04 ağustos 1980
ADEM adı bilinir geldi denir söylenir
sayı bizden alınmaz soyu sizden verilmez
ADEM'den dünden bu güne dört yol var diyene de ki;
Yol birdir
11 mart 1981
Az ürdü çok durdu
Niyeti kantara vurdu
(Bu iki satırda konu edilen Hz ADEM midir? yoksa insan mıdır?”
diye sonradan sorulur. Alınan sözlü tebliğ şöyledir:)
Adem sözün kısası
İpek olur kozası
Kendinde olan ile
Kendine geleni kardı
Düzende güzeli
Düşünce ile kurdu
Gel bana demeden
Benden ona vereni buldu
10 eylül 1981
(Ya Muhammed sen olmasaydın felekleri yaratmazdım
mealindeki ayeti kerimedeki hitap
muhammed vasıtası ile insana mı oluyor?)
Allah kuluna doğrudan kendisi vermiyor
enerjiyi Nur-u Muhammed kanalıyla insanlara veriyor
en baştan ADEM'e de onun kanalı ile verdi
12 kasım 1982
(ADEM ile HAVVAnın nikahını kim kıydı)
Hz.Muhammed
(O zaman ADEM ile HAVVA yalnız idiler Hz.Muhammed yoktu ki)
O her zaman vardır
04 kasım 1983
Doğuşa ADEM ile başlarız Muhammed ile birleriz
cümlemiz öylece gürleriz
(tarihsiz-1-) 1984
Kapı önüne geldim bekliyenleri gördüm
elime verdiği nasibi sordum
dedi ki önce nefsimi kırdım
bilene ADEM bilmeyene sırdım
ay güneşe selam verdi yıldızlar düzene girdi
bahçeye girelim mi her çiçeğe selam verelim mi dedim
ADEM ile bahçeye girdim
her biri selamladı
aldığım kokuyu sordum bilgine serdiğin dediler
dizim düzde başım secde gönlümü aradım
ADEM dedi ki;
her zerren ile hacda
renk renk çiçekler elimden tutacaklar dedim
ektiklerin dedi
02 mayıs 1984
Sevgiyi gülden sorarız bülbülden dinleriz
güneşin batışını ayın doğuşunu sevgi ile bağlarız
insanın gerçeğini en son ararız
oysa insan yaratılmış olmanın kutluluğunu idrak ettiği anda
ADEM'den bu güne
sarıdan siyaha beyazdan kızıla
her rengi her ırkı her dini birbirinden ayırmaz
bilirim sandığı her konuyu sağa sola kayırmazdı
7 temmuz 1984
El ile başlar ayak ile biter
gönülde aşkı tüter
ADEM bir halde geldi geldiği halde buldu
(Halden maksat nedir?)
cümle yaratılmışlığın içinde kulluğunu bilmek
(Bilerek geldi bilerek kaldı mı demek?)
Ademoğulları çoğaldıkça bilgi örtüleri de arttı
Resulü her yaratılanı tanıttı
bir rengi bilsen yeter yedi renkte soru biter
ADEM'i aradılar bilemediler
(ADEMin anası babası kimdir?)
saçını taradılar göremediler
yeryüzüne zerre halinde indi doğmadan
zerreleri bütünlendi ADEM tamamlandı
(Nerde tamamlandı bu dünyada mı?)
suyun başında
(Kâbenin olduğu yere mi indirildi?)
eyvallah
binbir melek yöneldi
emanetler birbirine eklendi
rabbini üflesin diye bekledi
(Üflenen nedir?)
Nuru
(Nurundan murad nedir?)
binbir melek döndüler
yedi rengi ADEM'e örttüler kutladılar döndüler
ADEM gözünü açtı Allah dedi ilk sözünü seçti
dünya gününe geçti
26 temmuz 1984
Her varedilen birdendir bilse bilmese
madem ki yaratan bilendendir
ADEM'den bu güne geleceğe gülendendir
senlik benlik hırkadır
28 ekim 1984
Kâbenin yorumunda
ilk ile sondan
yoğun gelen akımın birbirine bağlandığı bilinsin
ADEM ile Resulü
halkanın bütününü bağladılar
orda ya Allah dediler diz koydular
tevhid ile düze durdular
işte o halka gideni içine alır
yorum değil giden gerçeği bulur
08 kasım 1984
Yunus ile söyleşiriz ADEM deriz halleşiriz
gölgeyi siler gölgesiz kulu bekleşiriz
06 şubat 1985
Soyunduğum gerçek dostluğa adımımdır
ilk söz bilelim ki ADEM'indir
Rabbim ilk sözü ADEM'e verdi
kainatı kul ömrüne ADEM ile serdi
15 şubat 1985
Çiçeğin varlığı ADEM ile buluşursa diri kalır
yumuşak toprakta kul eğilirse dizinin izi kalır
(Soru: Buradaki ADEM; Hz: ADEM midir?, yokluk mudur?)
İnsan
28 mart 1985
(Soru: Sözlü bir tebliğde; ‘Binbir Melek yöneldi, emanetler birbirine
eklendi
Rabb’ini üflesin diye bekledi' cümlesi var.
Hz. ADEM’e verilen bu emanetler ‘Binbir zerre’ midir?)
Binbir kapı.
(Soru: ‘Binbir kapı’ nedir?)
Her gün okuyorsun
Kullar, ADEM’in varisleri
24 ekim 1985
Nuh'un verdiğini Musa'nın gördüğünü
İsa'nın gerdiğini bilendeniz
İbrahim ile Yakub'a verendeniz
cümle alem ile birliği kurandanız
dedi ADEM sözü aldı;
Bayrağı kale bulamadım dikeyim
fistanı suyun verdiğinden başka alıp giyemedim
el ile aldım dil ile söyleyemedim
çünkü zamana bağlı kaldım
benlik çanağını dost bulup kıramadım
gün geldi HAVVA ile söyleşiye
kuşlar ile paylaşıya girdim
o zaman bende olan beni buldum
bağışlayan adını dilimden düşürmedim
rahmetini verdiği kadar aldım taşırmadım
dedi
ADEM dünden güne selamını iletti
02 kasım 1985
Rabb’in 99 ismi ADEM’e nasip olmuş
(Soru: Garib’e hitaben. ADEM’i nasıl yorumluyorsunuz?)
ADEM bütün isimlerin gerçeğini bilmiş
Biz ötesine gayret etmemişiz
(Soru: Biz ADEM’in bildiklerini bilmiyoruz?)
Evet. Bilmemiz, öğrenmemiz için her şey açık
(Soru: Hz. Muhammed’in durumu nedir?
Kur’an’ı yazan o...
(Soru: Cebrail’e ne ihtiyacı vardı?)
Ruhun araca ihtiyacı olmaz
(Soru: Bedenli halde iken mi, serbest halde iken mi?)
Güneşe çıplak gözle bakamazsın
Ateşi elinle tutamazsın
Rabb’in Resulü’ne muhabbeti
Resulü’nün Rabb’ine merbutiyeti
Ezelden ebede kadar olduğu halde
Gine de O’na bakabilmesi için
Gözüne yeşil perdeyi örtmesi gereklidir
(Soru: Perdeden murad Cebrail mi?
Eyvallah
(Soru: CEBRAİL ona perde mi oldu, onun nurunu ateşten korumak için?)
ADEM’e yedi rengi şal yaptılar, sırtına örttüler
(Soru: Yedi perdenin açılması insanın sırlarının açılması mı?)
Gözünün gördüğü yerde
Aklının erdiği günde
Her birini al talip olana ver dediler
İnsanda yedi hevesi ADEM ile inşa ettiler
(Soru: Yedi hevesi isimlendirir misiniz?)
Edep, Muhabbet, Asalet, Adalet
Sahavet, Merhamet, Şahadet
Yedi renk her kulun arkasından koşar
Kimi gönlünü açar
Kimi ‘Bana ne’ der kaçar
20 şubat 1986
Sözümüz ocaktadır cümlemiz kucaktadır
HAVVA ile söyleşsek diyecek ki elden ele dilden dile
her yaratılmışta o vardır
11 mart 1986
Demde aradığımız ne maden ne ADEM
dün gelen son gelene bildirir
her gelen bildiğini aktarır
08 mayıs 1986
ADEM ile gelişen Resulü ile buluşan her zerre
kayıtsız şartsız birbirine bağlıdır
09 mayıs 1986
ADEM olan her demden her yönden aldığı ile bellenir
yaktığı çerağ ile küllenir melekleri ile kollanır
06 kasım 1987
ADEM ile HAVVA'ya
Elma veren o eller
Sohbetimiz adına
Dikenli diyen diller
Gülizarın adına
Selam verip gelsinler
Kaynayan kazanlarda
Aşı ile doysunlar
Bilsinler ki;
Gülü var ise dikeni de olacaktır
Bilen eller güllere
Sevgili adı soracaktır
08 ocak 1988
Elele olalım mı?
Cümle âlemde
Birliği kuralım mı?
Dedik de söze geldik
Güzelde güzelliği
Resulü ile bulduk
ADEM ile başlayan
ADEM ile taşlayan
ADEM ile düşleyen dünyada
ADEM için bekleyen sonsuzu
Selamet bildik
31 mart 1988
Omuz omuza verdik
Dostlar bağına girdik
Bağları budamışlar
Taze yapraklarını gördük
Emek vermeseydik biz
Girer miydik bu bağa
Rabbimin izni ile çıkacağız o dağa
O dağ ki;
ADEM ile HAVVA'nın sözlerini bağlamış
Bakmayı bilmezlerse gerçeğinden söz etmiş
Resulünün attığı her bir taş söze gelmiş
Gerçeği bilenlerin gözlerine nur katmış
09 şubat 1989
Doğanla geldik dile
Sevenle güldük hale
Dost eline dost gülüne
Döndük ADEM'in dölüne
Adem ile başlayan
Resulünü düşleyen
Şeytanını taşlayan
Dostuna selam olsun
01 temmuz 1989
(Soru: Rabbi Adem'e ezel ile ebed arasındakileri belletti mi?)
Her zerresine yazdı "Oku!" diye
Oku!, Oku!, Oku!
Oku ve zamanı aş!
Var olan her zerre
Var edildiğini bilmekle mükelleftir
İnsan ruhu, kim olursa olsun
Bu bilince sahiptir
15 eylül 1989
ADEM'e erlik
HAVVA'ya güllük yaraşır
Eline saz alanlar
Diline söz verenler
Rabbin senden deyip de
Rahmetini görenler
ADEM değil midirler?
HAVVA değil midirler?
Er onlar, Güller onlar
Ser onlar, Sırlar onlar
15 şubat 1990
Erenler selamdadır
Sevenleri İslam'da
İslam;
O İslam'dır ki
ADEM'den ADEM'e oluşan
Sevgide buluşan
İnsan için çalışan
İnsanda kainatı bütünleyen
Teklik ve çoklukta bütünlenendir
......
Resulü binse
Burak denen atına
Soralım hangi yıldızı mekan tutar
Hangi yıldızları önüne katar
O alemlere rahmet kılınmıştır
Onun adı Rabb'i ile anılmıştır
O, ADEM ile vardı
O, o günde hepimizi bekleyecek
Şefaat hırkasında
Hepimizi saklayacak
Sevgisi ile
Hepimizi paklayacak
Ona sarılmadıkça
Adımız okunmayacak
Sevgimiz dokunmayacak
Onu bilen
Kendini sakınmayacak
19
ekim 1990
Düşündüm gelip geçen
Günlerde her olayı
Dedim; Biz geldik
ADEM'den dolayı
Ayırmadan, kayırmadan
Yarattığı her adem
Zorunu kolay etmiş
Kimi de kolayı zor
Kimi her şeyi güzel görmüş
Kimi de hor
25
ekim 1990
Dört kapıyı soranlara
Diyelim; dört kitaptır, dört hitaptır
Birbirinden ayrı olmaz
ADEM'den bu güne
Kimse ayrı kalmaz
01 mart 1991
Bir sofraya oturduk
ADEM'den yana hep biz
Bir kitabı okuduk
Hepimiz Hakk'a verdik söz
Bir göz olmalıyız biz
Sevgi ile dolmalıyız biz
26
aralık 1991
ADEM ile Musa'nın
Musa ile İsa'nın
Muhammed'dir bildiği
Muhammed'dir sevdiği
24
aralık 1992
Aşkından doğduysam ben
Deme bana nesin sen
Sende bende oluşan
Dağda ovada çalışan
Deryalarda buluşan
Ayrıda değildir
ADEM gül oldu açtı
Cümlesi aynı yoldan geçti
Seçenler isim koydu
Dünü günü bilmeliyiz
Geleceğe gülmeliyiz
26 kasım 1993
Biz adına Ahmet dedik
Muhammed hanesinde olduk
Her bir kalem adına
Onun sözüne geldik
Her birimiz bir ADEM
Düzenine uyacağız
Onun ümmetiyle
Birliği bulacağız
16 aralık 1993
Bir bildik Resulünü
ADEM'den başladık da
Resulünden dinledik
Resullerini tanıdık
Bilgimizi, Hz.Muhammed'de tamamladık
17 şubat 1994
Selameti bilenlerin
Hak adına gelenlerin
Soyunu ADEM'den bulanların
Dostlarına selam olsun
Her anınız, her gününüz
Hem canınız, hem yanınız
Rahmetiyle kalsın
20 haziran 1995
Dağları aşa aşa geldim suyun başına
Toktay'ın adını yazdım çeşme taşına
ADEM ile kaynaşır
Yakup ile oynaşır
Musa ile bekleşir
İsa ile cenkleşir
Muhammed ile tekleşir
12 aralık 1995
Yaratılan her varlık
Bilgisine eşittir
Çevresine bakanların
Görgüsü çeşittir
Açtığı kapı sana selam verecek
Elini tutanlara resulleri gülecek
ADEM'den ademe sevgisi aktarılır
Dileyenin tasına
Dilediğince su dökülür
24 ekim 1996
Günü güne bağlamaya
Dünü güne ağlamaya
ADEM’den beri başlanmış
Kendinden haberi olmayan taşlanmış
Senin işin, benim aşım, onun başı
tartışılır olmuş
Hayır kazanına taş dolmuş
24 nisan 1997
Yunus Emre hay dedi
Bir kelam bin kelamın önüdür
İnsanlık ADEM’in
Hem dünü hem günüdür
Rahmetini alacağız
Vahdetini bileceğiz
Sevgili adına
Sevenlere güleceğiz
05 temmuz 1998
Meryem, analar dedi
Her anneye misaldir
İnsanlığın ölçüsü
ADEM’den beri masaldır
Her birimiz bir anda
Her birimiz her yanda
Özümüzden katarız
Seven elleri tutarız
25 haziran 1999
Fatıma dedi ki;
Resulünün niyazıdır
Vefalı olunuz
Yalan’dan uzak durunuz
Gıybeti defterinizden siliniz
Kibir insana yaraşmaz
O şeytanın harcıdır
İnsanlık ADEM'in tâcıdır
13 mayıs 2003
Selam alan selamını vermeli
Gönül kapılarını açıp görmeli
Demeli ki;
Gönülden gönüle bağları vardır
Rabbimin ulaşılmayan dağları vardır
İbrahim'e İsmail'e ulaşanların sözleri vardır
Yahya'nın elinde ezelden fermanı vardır
Her birinin halinde
Rabbimin sergisi, sargısı, sevgisi vardır
ADEM'den açılan kapı
Muhammed'in girdiği yapı
Evvelden ahire ulaşır
Zahirde cümle alem buluşur
Cümle alem öylece varlığına kavuşur
17 temmuz 2003
Hz. İbrahim der ki;
Biz bizden değil sizden sorumluyuz
Biz anadan babadan yorumluyuz
Ona de ki;
Babayı atmasınlar,
Anayı satmasınlar
Elde avuçta olanı dökmesinler
Yakaya zulüm yaprağını takmasınlar
ADEM'den Muhammed'e sözümüz birdir
İki âleme azap vermesinler
05 aralık 2003
Bana dedi ki;
Yürüdüğün yolda
Girdiğin kolda
Dilediğini bulmadın mı?
Sevgi ile dolmadın mı?
Mevlâna ile söyleşen
Yunus ile paylaşan
Meryem ile her derdini söyleşen değil misin?
Fatıma ile bilişen
Hacı Bektaş ile çalışan
Ali ile buluşan değil misin?
Güneşinde ayında
Yıldızında suyunda
ADEM'den Muhammed'e
Cümlesinin soyunda
Aradığını bulan sen değil misin?
Sen seni bilmesende
Sen olumsuza uymasanda
Kendinde olanı bilen değil misin?
Her muradın
İnsan için, İnsandan yana
İnsanla paylaşan değil misin?
28 şubat 2005
Her hizmetimiz birliği adınadır
Birliği besleyen sevgi adınadır
Rabb’in birliğini biliyorsak
ADEM’den kıyamete
İnsanlığın birliği adınadır
Allah’ın birliğinde
Din sahibinin birliğinde
İnandığımızca yaşarız
Sevgisi adına koşarız
19 haziran 2005
Hz. Yahya dedi ki;
Ne havada ne yerde
Ne doğuda ne batıda
Ne denizde ne dağda
Ne varsa her şey Rabb’imindir
Her yaratılmış Rabb’imizindir
O bizden ayrı olmaz
Biz O’ndan ayrı kalamayız
Birbirimizi kardeş göremezsek
Doğru yolu bulamayız
Peygamberler kardeştirler
Azizler kardeştirler
ADEM’den bu yana gelen
İnsanlar kardeştirler
16 ağustos 2006
Gül bahçelerine girdim
Güllerin sahibini sordum
Dediler; Rabb'imdir
Yaratan O
Gözeten O
Seven O
Sevdiren O
Güllerin kokusunu veren O
ADEM'den Muhammed'e
Her birinin rengini, kokusunu veren O
Sevgisini yarattığına seren O
28 nisan 2010
Merkez'im dedi ki:
Dindaşın birliği soydaş iledir
Soydaşın birliği ADEM ile başlar
Kıyamette biter
O zaman, Rab'bimin muradı olur
Yaratılmış her varlık
O'nunla birliği bulur
10 mayıs 2012
Kitap dedik belledik
İnsanı insan diye kolladık
Her birini bir alemden
Bir aleme yolladık
Gördük ki:
İnsanın adı
ADEM'den beri söylenmiş
İnsanlık Hak adına peylenmiştir
28 mart 2013
Meryem ile Fatıma
Söz verip oturdular
Kem söz edenleri kınadılar
Dediler ki;
ADEM ile başlayan dünya
ADEM ile son bulur
ADEM'in her bir nesli
Kendini gerçekte bulur
28 nisan 2013
Oluha Bacı dedi ki:
ADEM adına yeşeren dünya
Adamlığın bekçisi olsun
Kendini karanlıktan sıyırsın
Hz.Meryem dedi ki:
ADEM'den ademe gelen resuller
Işıklarını yaksınlar
İnsanı dünyaya bekçi kılsınlar
27 şubat 2014
Yaratılmışlık, Rabbimin mürüvvetindendir
Her birimizin, yaratılmışa saygılı olması gerekir, sevgili olması
gerekir
En başında duygulu olması gerekir
Çünkü bütün bunlar
Özellikle ADEM’de mevcuttur
Bilmek, görmek, sevmek, sevilmek
|