HZ.AMİNE HAKKINDA
Babası Vehb b. Abdümenâf Kureyş
kabilesinin Benî Zühre koluna, annesi Berre bint Abdüluzzâ da aynı kabilenin
Benî Abdüddâr koluna mensuptur. İbn İshak'tan itibaren muhtelif kaynaklar
Vehb'in Benî Zühre'nin hatırı sayılır bir siması olduğunu, kızı Âmine'nin de
yüksek bir mevkiye sahip bulunduğunu kaydederler. Bu tür rivayetlerin, Hz.
Peygamber'in annesine karşı duyulan saygı ve sevgi sebebiyle daha sonra icat
edildiği ileriye sürülmüştür. Halbuki genel olarak Kureyş'in diğer Arap
kabileleri yanında üstün bir yere sahip olduğu bilinmektedir. Ayrıca
Abdülmuttalib gibi bir reisin, kabilenin en güzel genci olan oğlu Abdullah için
bizzat isteyeceği kızın seçkin bir aileye mensup olmasını tabii görmelidir.
Bundan dolayı Âmine'nin yüksek bir mevkiye sahip olduğunu belirten rivayetleri,
"sonradan tarihî vâkıayı süsleyen efsanevî rivayetler" olarak değerlendirmek
isabetli değildir.
Evlenmesi, Abdülmuttalib'in, oğlunu da yanına alarak Âmine'yi babası Vehb'den
(veya vesâyeti altında bulunduğu amcası Vüheyb'den) istemesiyle gerçekleşmiştir.
O zamanki Arap töresine göre eşler evliliğin ilk üç gününde Âmine'nin evinde
kalmışlardır. Ancak Abdullah evlilikten birkaç ay sonra vefat etmiştir. Bu
durumda Âmine'nin kendi ailesinin yanında kalmış olması muhtemeldir. (Kaynak:
Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi)
Hz. Amine'nin Suudi Arabistan'ın Ebva Bölgesi'ndeki kabri, Malatya'nın Darende
ilçesinden giden bir grup hacı tarafından bulundu ve taşlarla etrafı çevrilerek
belirgin hale getirildi. Umre ziyareti için bölgede bulunan Türkler kaybolmak
üzere olan mezarı yeniden yaptı.
