İPEK

14 kasım 1970
Ot mu faydalı, dut mu?
Hepsinin yeri ayrı
Otun şifası da olur kulun hayatı kurtulur
Dut meyve dersin şöyle geçersin, yaprağını unutursun
Ya sonra ipeğe nasıl sarınırsın?


26 şubat 1971
Defne yaprağı güzel koku versin diye
Asma yaprağı güzel tat versin diye aşa konur
Dut yaprağı ipek olur
Onlar da nasiple kullanılır


09 temmuz 1971
Kucağında mini bebek
Kundağında ipek etek
Nefesi Canandan, kanı senden
Nefessiz kanın değeri nedir?
Nefes kafese hayat verir
Nefesi olmayan hayat erir
Allah’ım emanetini korur

27 haziran 1980
Altın elde kalsaydı, koza ipi sarsaydı diyene de ki;
Ne altın elde kalır
Ne koza ipekten başka verir
Her arayan yol bulur dayanırsa Allah’a
Her dileyen söz alır inanırsa duaya
Yapı bizim kapı sizlerin olsun
Ayrıya asla söz verilmesin
Gelen dilediği halde bulsun
Gelen nasibim desin gülsün

26 mart 1982
Dalda yaprağı gördüm kimine ipek verir dedim
Çiçeği gördüm kimine bal verir gün geçtikçe meyve olur
Yiyen de seyreden de sevgisini bulur dedim
Diyerek sazı elde bilerek Yunus’um daldı geldi
Her gülene sordu, bildi

17 aralık 1982
Dört eren
(Mevlana, Yunus, Hamza Dost, Kaygusuz)
Yerin göğün bağı yok ki bağlayasın
Suyu bilmezsen gücün yok ki çağlayasın dediler
çiçeği savurdular
Gitti gitti zerrelere bölündü
(Garib Yüce Alem ile bağlantıdayken çiçeğin ipek elyaflarından oluştuğunu,
çok çok büyük olduğunu söylemiştir)


24 aralık 1982
Yunus’um elinizde olan dokuma ipekleri
Cümleye sunacağınızı müjdelemeyi diledi
Dilenen izin geldi

22 mart 1983
Rabia öyle girdi söze
Dedi geliştik yaza
Her satırı okuyacağım
Senin ile sardığım ipeği dokuyacağım
Geçilen köprüde hayır diye bekleyeceğim

07 nisan 1983
Her yaprağı okuduk
Böcek misali ipeği dokuduk
İçine girdik kozayı ördük
Günü geldi kelebek olduk dürttük
Ne sert olduk kırdık
Ne de biber ile balı kardık
Dost diyen her kulunu gördük
Kapısından girdik
....
Meyveler oldu toplayacağız
İpekler dokundu katlayacağız
Her gönülden geleni paklayacağız
Diyeceğiz ki;
Bizden O’na ulaşan
O’ndan bize bulaşan
Bilgimizde tek kanalda birleşen
O birdir
O bizdedir
O bizimledir
Bizden alır
Bizden aldığını her zerremizde görür
Birliğe yöneldikte Yunus misali buldurur

17 haziran 1983
Yemen’den geldik size
Rabb’imin izni ile girdik söze
Böceğin sardığı koza
Elde iplik olacak
Sırta ipek gelecek

06 ocak 1984
Yerden göğe selam diyelim
Her birimiz Hak lokması yiyelim
Meydan bizimdir
İpek fistan giyelim
Öyle ipek ki;
Yelden uçmayan
Selden geçmeyen
Seherde elden kaçmayan

10 mayıs 1984
Koza ipek adına verirse
Kul aldığını bilirse
Niyazına cümlemiz selamdayız dedi
Bektaş’ım selamladı
....
Olaylara pay veren
Gönüllerden pey alan
Gün gelecek yaprak böcek misali ipek olacak
Gölgeyi öyle geçecek

24 mayıs 1984
Elele geldik cümlemiz hoşnut olduk
Dost kapısında beraberce bulduk
Gelene selam vereceğiz
Tezgahına bilginizi sereceğiz
Ata otu soracağız
Yorganı ipek örteceğiz
Sevgin ile gerçeği dürteceğiz

10 mayıs 1985
Bir bir okuduk
Dilenen ipeği dokuduk
Bülbül olduk dalında şakıdık
Tane tane ele aldık
Hane dedik gönüle koyduk
Seven sevilen yardadır
Bağdan gelen nasibimiz yoldadır dedi
Pir Sultan Abdal selamladı

24 ekim 1985
Demde düzen okunur
Dalda ipek dokunur
Bilen bilmediğinden sakınır dedi
Yunus’um sözü aldı:
Bardak dolu su ile
Sepet dolu somun ile
Gönülde beklediğim
Yardan selden sakladığım
Yaprak olup gelecek
Dalda kendini bulacak
Kement atılan olaya her kulu katılacak dedi
Yunus’um selamladı

15 temmuz 1986
Hay dedik te geldik size
Siz ile girdik söze
İpekler oldu koza
Hay o kıza bu kıza
Gelin olsa salınacak
Aşka düşse dolanacak
Gönüller yaprak olsa
Kalanlar tükenecek dedi
Hacı Bektaş selamladı
....
Dost kapısını çalalım
Deryadan balığı alalım
Durgut ile seyrana gelelim
Dört kapının dördüne de soralım
Birinden ipek aldık
Birinde köpük gördük
Birinde sevgiliyi sardık
Birinde meyveyi bulduk
Gölgesiz erişen günlere öylece erdik
Ummayı asla usumuzdan çıkarmadık
Ve umut kapısında hiç dönmedik
Aşk ateşi her daim yandı sönmedik
Rabb'im aşkımızı bilendir
Rabb'im pasımızı silendir
Hatalar bizden gelir
O sadece gülendir dedi Durgut selamladı

18 aralık 1986
Derde deva diyenler
Gelenlere uysunlar
Aldığına doysunlar
Sarı ipek giysinler
(Soru: Sarı ipekten murad nedir?)
Dağılanı toplar
Emileni katlar

26 aralık 1986
(Soru: 18/12/1986 Perşembe sohbetinde radyasyondan korunmak için verildiğini yorumladığımız
“sarı ipek giysinler” kelamının açıklanmasını niyaz ederiz.)


20 mart 1987
Sır olanı yokladım
Bilmeyenden sakladım
Erenlerin hanında ömür boyu bekledim
Adım adım geldiler
Sema edip döndüler
Hem andılar hem yandılar
Cümlemizi gönüllerde sandılar
Sarı ipek kundağa doğanları sardılar

01 mayıs 1987
Beni bana çağırtan aşkı ile bağırtan
Gecelerimi silip günleri ile örten
Elimdeki Kitap’tan satır satır okutan
Dünden bugüne kadar sarı ipek dokutan
Yüce Rabb'im seninle
Bilemem ben bilemem
Dost adına doyamam
Kalın perde bilmedim
Kem sözleri duyamam

12 haziran 1987
Dost güzel, dostu güzel
Serdiğimiz postu güzel
Her kulunun verdiği
Gönüllerde erdiği
Elde ipek sardığı
Emekleri hep güzel

13 ekim 1988
İnciler avuca dökülmüş
Yakaya güller takılmış
Zarar veren otlar sökülmüş
Her bir cana ipek fistan dikilmiş
Dikenlere baktım da
Haz ile gözyaşları döktüm
Seven sevilen olduk
Diktiğim ağaçta adımı buldum

12 nisan 1990
 Geçtiğimiz her günde niyazlarımız okundu
 Emeklerimizle ipekler dokundu
 Kimi gelenden sakındı kimi gidenden
 Amacımız bulmaktır
 Resulünün hali ile kalmaktır
 Sevgisinde buluştuk
 Her an Rabb'i anmaktır


15 kasım 1990
 Yunus Mevlana Yâr'da
 Cümle erenleri korda mıdır?
Her biri yaprak okur
 Okur da çeşit ipek dokur 
 Kimi ağaç dikecek
 Kimi iplik bükecek
 Kimi suyun dökecek
 Kimi terin akacak
 Her bir insan elinde somununu tutacak
 Her bir insan gönlünde Yaratanı bulacak

23 kasım 1990
Doğru oku, yanlış oku
 Tezgahta ipek doku
 Görüp öğreneceksin
 Hem eğlenecek
 Hem aldanacaksın
 Dostun verdiği elde
 Gerçek ile bağlanacaksın

29 haziran 1995
Büklüm büklüm ipek olsa
Akan su ile deryaya gelse
Her bir yaprakta insana gülse
Bilinen yapıdadır, açılan kapıdadır dedi
Mevlana ellerini semaya açtı
Sevenlerle dilenen köprüden geçti
Her birinizde yaşayan gerçek ilmini seçti
Dedi ki;
Her biri ayrı okur
Her biri ipek dokur
Her biri yakasına gülünü takar
Selam diyen dillerinde
Hak adı var ellerinde
Resulünce hallerinde
Yunus misali sevgi görülür
Hacı Bektaş misali emek örülür
Emek hanesinde, edeb basamağında imtihan verilir

23 kasım 1995
Yuva'nın havasında güzelini okuduk
Selamet kapısında ipek şalı dokuduk
Resulünün selamına selam dedik hep birden
Rabb'im cümle alemi korusun zordan. Amin

04 nisan 1996
Meryem ile oturduk
Her satırda gördüğümüz
İnsan için ipeğini ördüğümüz
Üzüm balı kardığımız
Emeklerin en güzelini verdiğimiz
Ömrümüzde her kapı açık bize
Diyelim ki;
Sevenlerimiz ile gireriz söze

05 nisan 1996
Bilgi okumak değil dokumaktır
İster bez doku ister ipek doku, ama doku

06 haziran 1996
Yunus Emre köle dedi elindeki dizgindir
Bilinmeyen yazgındır
Çevrene bir bakarsan
Sevgin ile ipeğini dokursan
Yunus, Mevlana sende
Her sözün aydın sonda

20 eylül 1996
Can ile canan bende
Verdiğim nefes sende
Umduğumuz her güzel sonda
Al mendili eline
Selam gönder Gül’üne
Adını yaz dalına
Bilen okur, gelen okur, giden okur
Seven gerçeğin ipeğini dokur

21 kasım 1997
Selam dedi geldi söze
Hem söze hem de saza
Dedi; akıl denen koza
Hem dut yaprağını tüketir hem ipeği üretir hem çevreyi donatır
Selamet kapısını akıl ile açarsın gönül ile geçersin
Yesevi’nin sözleri sevgi ile tattırır sözleri

05 mayıs 2005
Meryem dedi ki;
Her satırda kendini oku
Her tezgahta özürsüz ipek doku
Dedim ki;
İpeğimi dokursam kendimde olanı bileceğim
Elime aldığım her yaprağı sayacağım
Bilenle bilmeyene soracağım
“Doğru nerde başlar? Nerde biter?”
Doğru; Kur’an'ın ilk harfi ile başlar son harfi ile biter
Hepsini okumadan bilemezsin
Dilediğin tezgahı kuramazsın
Kurduğun tezgahtan ayrı kalamazsın
Senden sana hitabeden O
Seni sende yaşatan O
O’nu bilmek kolaymış
O’nu bulmak zorundayız

19 temmuz 2009
Fatıma dedi ki:
 İpeği alıp büksek
 Sağlam olanı elimizde tutsak
 Gökyüzüne bir baksak
 Derde derman bulurduk
 Hak sözü ile mutlu olurduk 
 Rabia sordu:
 Kadın elinin hüneri midir?
 Yoksa gönlünün feneri midir ipeği bükmek?
 Elbet dedi Fatıma kadının hüneri ömrünün feneridir
 Sevenlerden öneridir
 Yeter ki gönlü açık olsun
 Çevresine severek baksın
 Yakasına her gün taze bir gül taksın
 

Sohbetler Derlemeler

Derlemeler1968-2017 yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir