RUH

2.04/03 1968
allahın bu kadar sevdiği bir kula
hiçbir kötü ruh cesaret edemez gelmeye
çünkü hiçbir zaman yalnız değilsin
allahın melekleri seni daima koruyorlar
 
(tarihsiz-1-) 1969
ruh yapısı kulun allahı ile arasındaki oluşumdur

 (tarihsiz-1-) 1969
 anların dahi değiştiği kainatta ruhların tekrar tekrar gelişini nasıl ikrar edelim

 (tarihsiz-6-) 1969
havada suda her an akım mevcuttur asıl olan akımdan ruhu ayırandır
ruh enerji yüklüdür
ne var ki
elektrik denilen değil
beden ruhun kablosudur nakil değil mekandır kainata imkandır

09 ocak 1969
vazifemiz gönül eylemek değil fal bakmak değil yol göstermek
allah ona bir ruhu vazifelendirip gönderir
onun yolunu gününü allah tayin eder bildirir kulu şaşırtır
o da ya vazgeçer ya da allah yolunu seçer
yolunu bulur ve yolunda ışıklanır aydınlanır aydınlatır

19 nisan 1969
kötü nesiller dejenere ruhlu kullar çok kötü durumlar yarattılar
gününe göre haram yedi
kul ruhunu ayara alırsa günahı olmaz

(tarihsiz-14) 1970
büyük ruhun yeri de büyük olur
sen de büyük yer dilersen sözün olmuşu ağızdan çıkar

19 mart 1970
gönül ruhun gülü

11 nisan 1970
dönük ruh soruldu  dönüksen uyar sana
gönlüne göre gelir telkin verir
gönlünce düşünmek değil gününce değerlendirmektir makbul olan

24 mayıs 1970
kemik toprağın malı ha orada ha burada
ruh her yerde her yer gönülde

24 mayıs 1970
şahsiyet dersin bedene görev yüklersin beden dünya malıdır
olayın oluşu kulun gelişidir kimliği bedene girişidir
ruhun varlığı adını dünyadan alır ahirete varlığı gider
varlığın ağırlığı derecesindedir

25 mayıs 1970
asmanın yaprağı üredi türlü kulları türedi
soralım ruhun tekrar tekrar bedene gelir diyene
sor onlara ruh mahdut ise beden nasıl çoğalır
adem bir idi milyarı buldu beden çok oldu her bedene ruh verildi
yanlış derler yolu şaşırırlar
ruh tekrar dünyaya gelir dendiğinde beden sözü edilmez
amma dünyayla ruhun ilgisi kesilmez
olmaz derim başka alemde bedenlenen ruhun dünyada işi nedir
yanlış hayal bedenlenmek bir defa olur ölçüsünü alır döner yerini bulur
başka türlüsü olmaz olamaz

07 haziran 1970
ay ışığı misali nurun inmesi hakikattir
değerini bulduğu yerde bedenin girdiği yerde
mertebesini bulmuş ruhun bedenini ziyareti

25 ağustos 1970
ayağını çekersin çimeni ezmeyim dersin
o andaki düşüncen senin ruhunu niyetini bildirir
yoksa günde yüzlerce defa çimen ezersin

31 ağustos 1970
uykuya yatarken de ki allahım sana sığındım
ruhumu yüce katına emanet ettim
senden başka düşünmem dünya diye yakınmam
yolumu dilerim yönümü isterim allahım de uykuyu bekle
düşünme dünyayı uyu uyan kendini yokla

09 eylül 1970
enbiya nerde mi allahımın huzurunda
yerine değin ruhuna duacı olun ruhunu yardımcı alın

23 eylül 1970
nokta nedir bilir misiniz
gelmiş geçmiş cümle kullarının ruhlarının pres edilmiş şekli
düşünün balık yumurtası bir tek yumurta milyonlarca tane
bir anda allahımın huzurunda bir tek
bir anda emir alanda bütün kainata yayılabilen bir nur düşünün

05 kasım 1970
kader değildir yumağın masalı
aynada hakikat görülür rüyada masal yaşanır
rüya da özentili bir yaşamdır 
gündüz kuvvetini harcarsın öyle yaşarsın
gündüz beden için gece ruhun için yaşarsın elbet 
beden nerde  ruhun ispatı biraz da rüyadadır
kulun rüyası da gönül yapısını gösterir

30 aralık 1970
ruh fincana girmez

23 ocak 1971
geldiğimiz yerden nur olarak geldik bedene girdik
dönüşte bedeni bıraktık nur olarak döndük

25 şubat 1971
ruhlar akıma tabi olurlar bazı ruh az akım alır bazısı çok
aynıdır  her kul akınmını kendi alır

09 mart 1971
ruhun varlığı bilmez darlığı

09 mart 1971
neden doğanla ölene kırk gün hesap verilir
neden türbeye gidilir mum yakılır
inandığın bir şeyi yapmak neden günah olsun
sayılan gün gelenlerle beraber olunan gündür
allahımın nur değil midir verdiği yavru nurunun bekçisi değil
emaneti hatasız almak için beklenir  hata nerde dersen
önce ana korunur sahip olduğunu sandığı yavru adına
gayesiz dolaşan meşgalesiz gezinen ruhlardan 
nur olan alımı tez olur onun için korunur
kim korur dersin elbet allahımın melekleri
meşale yakmayan ruhlar dedim karanlıkta kalan ruhlar
göçün neticesi de aynıdır
ruhun bedenden irtibatı kesildiği için etrafı kalabalık olur
nasıl ki bir gemi limana yanaştığı zaman meraklı çok olur
nasıl ki meydanda sis her tarafı sarar kulun da ruhu öyledir
şekil nerde ise öyle sonunuzun hoşluğu kainatın boşluğuna eşittir
ruh mu imal edeceksiniz beden dünya malıdır ruh allahımdandır
onun için tarifi yapılamaz yalnız ne hücre ne kan yarı değil
hep beraber ruh her yeri kaplar ölüm ruhun bedenden ayrılmasıyla
ölüm dersiniz sözü kapatırsınız ölüm yok derim size
sözün münakaşası olursa neticeye varılır
ruhun ağırlığı mevcuttur 
yalnız bu ağırlık enine mi boyuna mı olduğu kulun ölçüsüne göredir 
ruh döner mi  hapisten çıkan bir daha girer mi
ne var ki
düşündüğün manada hapis değil
ölümün yerinde göçün olduğu bilinir

21 mart 1971
kuranın yazdığı kulca tam açılamaz
çünkü doksandokuzu ahirete biri dünyayadır
onun için ölüye doksandokuzu okunur yasin doksanı içine alır
onun için ölünün dileği yasindir

21 mart 1971
kuranın dediği şudur
öldü deyip yana yakılan matemi gönlünü isyan ettiren
elbet kul yakınına ağlar amma
 ağlamayı gönlünü karartmak derecesine getirirse ruhu rahatsız eder
eğer ruhun her an yanında olduğunu bilse
ne o kadar yakınır ne gönlünü karartır
aşırı matem kul ile ruh arasına duvar örer
dünyaya gelen ruhların bir kısmı öyle eğitim görür
daha önce konuştunuz fal dediniz sordunuz
ne indir ne cin gelen eğitime tabi tutulan ruhlardır elbet
ruhun varlığı kainatta darlık bilmez dedim
elbet allahımdan dilerler aydınlara aracı ol derler
allahım onlara dünya kapısını açar eğitilmiş ruhların himayesinde 
eğitilmemiş ruhları bilse doğruyu görse yolun eğridir demez

27 mart 1971
kainat kul için yaratılmıştır boşluk senin bildiğin
bizlerin varlığı nedir gelişim görülür mü kimler var bilinir mi
aranızda kainat da öylece doludur
senin gelmene ne lüzum olduysa ruhun varlığı da aynı hizmete var oldu

08 nisan 1971
şemsi bilmeden boş idim taş toprak dahi değil idim 
madem ki tekamül için geliniyor hazreti ali neden hacı bektaş olsun
ruh ile buluşur bektaş ile konuşurdu amma beden asla

12 nisan 1971
beyin alıcı istasyon ruh dersiniz gelir aranızda olur sizlere çok şey verir
bunu bazen bilirsiniz bazen aklınıza güvenirsiniz
aslında her şey ruhta toplanır alıcı ve bedene mal edici
ruhtan alır beyin

12 nisan 1971
şeytanı görmedim
onu gören varlığını kutsal bilen dünyaya inmeyen ruhlardır
cinler denilir  bedenlenmesi yasaklanan ruhlar
kimler mi gelir her kulun gönül dalgasında olan
bütün ruhlar sevinç ile gelir geleni karşılar
onun için dualar edilir ölenin yanında

12 nisan 1971
gelen yavru yalnız isanın ruhu ile temas edilir 
evet bilecek tanınacak kul yanlış çözer tekrar doğuş der asla

25 nisan 1971
dünyaya niçin geliriz az zaman yumağın çok zaman ruhundur
gönül gözü açılan farkeder sizler bilmez misiniz 
yüce varlık gelen midir yaratılan mıdır  yaratılandır elbet 
gelen de yaratılan da hizmet için gelir
demek yaratılan layıktır ki allahım gönderir

22 mayıs 1971
hayvanın ruhu olmadığını daha önce dedim

23 haziran 1971
pabucuna su dolmuş ayağı çamur olmuş yıkarsın geçer
geçmeyen gönül yarasıdır ruhun karasıdır
geceyi ay ile yıldız ile süsler ruhunun gönül yolunu besler

10 temmuz 1971
aslını bilen aslına varan birdir
bedene girenle dünyaya düşen bir değil

10 temmuz 1971
ruhunun aldığı gönül dediği aşk ile beslenir

02 ağustos 1971
ayetel kürsi okunan yuvaya kötü ne kul ne de ruh girer
gelene allahım izin vermez

01 eylül 1971
zaten dünya misafirhane gelen gidene el sallar
gidenin arkasına baktığı görülmemiştir
ne var ki
bedenin kaldığı yerden ruh yürür gider
beden ruhun yuvası dünyadaki hanesi
hane viran olmasın kula zorluk vermesin

12 eylül 1971
beden dünyaya aittir ruh kainatta dolaşır elbet bedenlenmez 

14 eylül 1971
beden dünyanın malı ruhun kafesi değil mi

22 eylül 1971
hayvanlarda da ruh var diyene de ki
kul hayvan için değil hayvan kul için yaratıldı
kuluna beslensin diye verdiğine yüce allahım ruh vermez
ruh sadece kulundur

22 eylül 1971
kulun ruha duadan başka ne vereceği olur

14 kasım 1971
kalıp nedir beden  ruh nedir nurdan güzel nedir nurunu bilenden
onun nurundan olduğunu bilen nuruna leke düşürmemeye çalışır
aslında nur leke almaz nur ile ruh arasına perde koyar
ruh nurdan dedin arasına perde koydun derseniz
ruh varlıktır varlığı nuru ile besler
adımını büyük atan gideceği yere çabuk varandır
dumana yer veren kendinde olanı görmeyendir
yuvaya niye pencere yapılır ışık gelsin diye elbet 
pencere kapalı olunca ne ışık ne hava 
yuvada ne olur hem karanlık hem havasızlık kulun yaşantısı bozulur
ruhun da beslenmesi allahımın nurundandır
gönül penceremizi açalım ki beslenelim

28 kasım 1971
yoğurt yediğin mideni dinlendirdiğindir
süt içtiğin duvarını sıvadığındır muhallebi mide yollarına hizmettir
hepsinden yemeli bedeni dinlendirmeli
amelin bedenle ruhunu da dinlendirmek olsun 
dayandığın dumansız duvar olsun ki bedenine sıvanmasın

28 kasım 1971
aydın olan her kul aydın yolu açar 
aydın olan kul karanlıktan kaçar
aymayı bilen karanlığa girmez
girmez çünkü olaylara şüphe ile bakmaz ve ruhunu karartmaz
yorgunluk bedenedir bedensiz var olana değil
bedenden kurtulan sanmayın örtülür
duamız toprak altına girene değil 
bedensiz aramızda dolaşana olsun

28 aralık 1971
ruhun varlığı kainatın üstündedir

09 ocak 1972
soylunun soysuzdan farkı dünyadadır nasip olana soylu denir
paye verilir  ruh yapısı ne soy ne ana ne baba vermez
hoca da eğitemez kul kendi kendini eğitir öğüten yine allahımdır
sarmaşık ağaca sarılsa boy verişi kolay olur sağlam destek bulur

15 ocak 1972
varlığımız ondan onun verdiği ruhtan

16 ocak 1972
ruhunun her an bekçisi misin
bedenin kafesinde olduğu müddetçe ruh akışını bilemez
yeter ki bedeni ortadan kaldıracak aşka malik olabilesin

26 ocak 1972
ruhlar daima beraberdir 
ne var ki
senin ölçemiyeceğin kadarkısa fasılalarla beraber olup ayrılırlar
kulda devamsızlık bizde her an anda bizle anda bedenle
bedene girdiği an bizden perdelenir

13 şubat 1972
ruhlar ferahlık bulur dünya kulunun aydın ruhundan

14 şubat 1972
soyunuza değil yolunuza hizmetteyiz
bedene değil ruhuna hizmetteyiz

15 şubat 1972
unutma ki iş yerine kasa alan onu doldurmaya çalışır
elbet boş kağıt değil 
madem ki gönüllerimiz de ruhlarımızın kasası
onu altın ile dolduralım değerini bulduralım

22 şubat 1972
verenin aldığı sana verdiğidir verdiği nedir senin ruhun
o ruhu verdiği gibi teslim et ki yerine varsın
onunum diyebilmek için ondan geleni harcama

05 mart 1972
beden ile çıktı denilen dünya gününde ölmeden öldüğünü 
ruh ile vardığını bildirir
daha önce verdim her kul anda gider döner

05 mart 1972
canımı ruhum ile besledim

05 mart 1972
canım dediğinde olmuşu bildin canına ruhunu kattın mı
olmuşu bilirsin can her kulda ruh ile can has kulda
canını ne yapsan harcayamazsın
ruhun ile beslersen yumağını çözersin
ruhun harcanmadığı bedenin canı canana aittir
ruh harcanır mı dersen nurdur derim
canım dediğinde neyi kasdedersin
ruhsuz kul dersiniz amma cansız dediğinde ölmüş olduğunu görürsünüz
ruhsuz allahımın verdiğinden uzak kalandır
dumansız olsun kul açığı bulsun dedik
önce can verilir sonra beden en son ruh
ana rahminde can evet ana rahminde ruh hayır
ruh doğar doğmaz daha önce dedim ya bebek doğuşta ağlar
kafese girdiğine ruh isyan eder ruhun ilk isyanıdır

17 mart 1972
bedenin verdiği ruhuna sınav kapısı açtığıdır 
can bedeni ruh canı uyarır durur

21 mart 1972
sabah yuvandan çıkarsın akşam dönersin dönüş uyuş değil midir
dönmezen aykırılık olur kainatın dönüşü de öyledir
nur olan yaratanımın etrafında dönüş ruhun birleşimidir

21 mart 1972
-ruhlar üç bölüm müdür-
onu verdik ya nurunu harcayan harcamayan iki alem arasında kalan

21 mart 1972
zaten şeytan ruhuna asla tesir edemez  anlatalım
ruh sadece allahımın nurudur onda hiç bir katık yoktur
nefis beden yapısındadır mantığına bağlıdır
mantığını ruhunun ölçüsüne uydur ki nefsini çiğnemiş olasın

27 mart 1972
gönül hem yanar hem de yakar yanan gönülün etrafında olanlar da yanar
nasıl ki ağacın biri yandımı hepsini alır götürür
kalan nedir hiçlik kul dünyada alev semada gönül yandıkça allahım dedikçe
kulunu eritir beden değil ruhun erimesi bedenden açılmasıdır
ruh eridikçe darası genişler bedendeki kabı
ruhta giriş çıkış kaabiliyeti kolaylaşır

12 nisan 1972
olduğumuz yere yumuşak yol bulmamış ruhlar dahi gelemez

30 nisan 1972
alanın aldığına sahip çıkması kulluğundandır
böcek şarap aldım demez aldığına sevinmez
onun aldığı sadece bedenine gerekli olandır
kulun aldığı ruhunu besleyendir 
şarap oldu kullarına sunuldu

16 mayıs 1972
yedi kat arşına onsekizbin perdesine anında geçtik
beden perdeler ruh aralar

20 haziran 1972
önce ruh bedene hükmeder ruh olgunlaştıkça bedenden hükmünü kaldırır
kendi aleminin derinliğini bulur
ondan sonra bedende ne sorgu arar ne yargı
adeta yarı mecnuna döner aslında mecnun denmez aşık denir

24 temmuz 1972
hurmayı yaratan zeytine yağını katan kulunun hatasını
pişmanlığı ile örten yüce allahım yumurtada can bulan
sirkeye can veren kuluna kan veren 
ruhu beden yolu ile imtehan eden yüce allahım

08 eylül 1972
kulluk her yaratılana nasip olsa dünyanın değeri kalmazdı
kul dünyayı terazi bilmezdi

08 eylül 1972
geldik dünya terazidir bilelim
dünyaya gönderilişin sebebini merak ettiniz
ruhların ayrımını terazisiz ayırdıkta adaletinden şüphe edilirdi
ruhun tekamülü diye avunan tekrar tekrar dünyaya gelip 
nasıl olsa bulacağım diyen gafletin girdabına girmiş olur
bilirsiniz girdap denizin kuyularıdır çıkışı olmayan kuyu
dünyaya geliş birdir çünkü yaratan yücedir
o kulunu bilir kuluna kendini bildirir

10 eylül 1972
bizim verişimiz kesintisiz olur dünya mürşidi ölçüyü 
bedenden gözler bizler gönülden
doğrudan doğruya ruhlar ile buluşur
yücenin verdiği ölçüler içinde konuşuruz
olgunluğu beden ile değil gönül ile tartışırız

19 ekim 1972
sunulan her bardakta deryanın ruhu vardır
bir yudum dahi olsa kuluna kârdır

02 kasım 1972
cesette ne ararsın can olmayınca ruhta ne ararsın aşk olmayınca
yanarsan ona yan aşkın sahibi odur
dönersen ona dön ruhun sahibi odur
olduran o dolduran o döndüren yine o

02 kasım 1972
dünya sadece şekildir eşyanın aslı ruhudur
ceset de ruhun eşyası değil mi asıl olan nedir elbet ruhtur
ne var ki
ruh da gelişe bağlıdır
huyunu aldı ise eşyanın yerini bulabilirsin
huyunu almayan eşyaya yerini veremezsin
huydan maksat her eşyanın yapısıdır

03 kasım 1972
unutulmasın varlık birliktir ruhlar denilirse ayrılıktır

14 şubat 1973
yemeden ölürsen mideni dünyaya bırakırsan ruhun aç mı kalır
unutma ki midenin açlığı gönlünü doyurur
ruhunun açlığını benliğini bulmadan bilemezsin
amma miden aç kalmadan ona yönelemezsin

27 şubat 1973
yaşamak beden ile değil ruh iledir bedenin ayırdığı nedir
dünya yaşantısı ruhun niyeti bedene diyetini ödetir
olmayacağı niyet edersen yürüdüğün yoldan dön derim

04 mayıs 1973
adı bilinmedik ulular dünya ile kıyamet arasındaki
ruhların yardımcısı olurlar

06 haziran 1973
gurbette olur mu ruh her an aranızda
gurbet madde olan alemdedir bedenden ayrılandır
kulun ruhu da her an aranızdadır ayıran bedendir

06 haziran 1973
hay vasfında kulunun gönlünü bedeninden sıyırmayı anlayalım
nasıl sıyrılır derseniz
bedene tabi olan can manadan nasipsiz kalır
beden ile ruhu birbirinden sıyırmak yani ruhu canlı tutmak

08 haziran 1973
çiçeğin en güzelini koparayım hayvanın en güzelini besleyeyim 
aşın en güzelini yiyeyim dersen bedenine hizmet edersin
halbuki beslenecek olan ruhundur seni ebedi yaşatacak sadece odur

15 ağustos 1973
cevizin çetini taşla kırılır
elle kırılanı da taşla kırılanı da aynıdır fark kırılıştadır
cevizin içi ruhlar dışı nefis niyet
bedeni diri tutan ruh ile can
canan ruhundur dolayısı ile o  can ile canan bir
bedeni buldurur bedeni siler kendine götürür
idrakten önce sadece can ve beden vardır
idrakte beden silinir can ile canan buluşur
hakikate erişte sadece o kalır candan da canandan da öteye geçilir
çünkü can da cananı da maddeleşmiş halidir

28 ocak 1974
allah kuluna kendini buldurmak kimliğini bildirmek için gönderir
tövbekar olan kulun hatası affolur
dersin ki yazı değişir mi
doğuşun değeri odur tekamül denen orda buluştur
ruhu bölüş kainata serpiş arıtıp tekrar dönüş
dönüş nereye önce kendine sonra arı gönülle hakka
candan aranan nedir arılık her yaratılan gelir dünyaya uyar
canda bulamazsa cananda arar kendini ne olursan ol buldurur yazı odur
ezelde ruhlar yaratıldıkta düzenin dışına çıkana gel dedikte 
gelişe uymayan asi ruhların dünyaya gelişte de asi olacağı elbet yazılıdır

02 nisan 1974
ruh yerini buldumu düşünmeyi dünyada bırakır

17 mayıs 1974
enerji denildi madde ile hapsedildiği söylendi
elbet her ruh enerjinin ta kendisidir  nasıl denilir
niyazın seni nereye götürür neden ruhlar beden ile örtülür
emredenin yenmesini dilediği güzelliğini bildiği
yerini yerliye verdiği ol denenin olduğu gibi
açık değil denilir neden sakınırsın gelecekten elbet gidecekten değil elbet
halbuki bedeninde kaynayıp duran enerji yüküne inanabilsen
gelecek seni asla korkutmaz çünkü o herşeyi yenmeye muktedirdir
sen onu uyutursun bedenine güç verirsin bedeni sil denen odur
ölmeden öl denen odur  o nedir sana kendinden üfleyen
bedenine nurunu katan

07 haziran 1974
dünyada tekamül üç yöndedir kanda canda tende
ruhun tekamülü geliştedir hakkın ol dediği anda oluştadır

22 haziran 1974
ermek tekqamül etmek midir yoksa gömleğinden sıyrılmak mıdır
gömleğini sıyır ki göresin ruhun açıklığına eresin
her kulun ruhu paktır çünkü onu veren haktır
alacağın vereceğin onadır ereceğin göreceğin odur
ondan geldik ona döneceğiz
sıyrıldı isek dünyada öleceğiz ölmeden bileceğiz
bileceğimiz nedir onun sırları değil kendimiz

15 eylül 1974
gelenin gönlünde binanın himmeti vardır 
binanın himmeti olur mu dersen
ruhun varan da beden bina olmaz mı bina dünyada kalmaz mı

23 haziran 1975
ağızdan dile dilden mideye baştan ayağa alınan nedir
bedeni diri tutan elbet can  can yaşayan beden demektir ruh değil
gizli olan yaşayan değil yaşadığı halde bilinmeyendir

27 ağustos 1975
akım almayan ruh uykuludur dünyaya geliş akım alıştır 
uykudan uyanıştır ruhun bedenden ayrılışı akımın ötesine geçişidir
ne var ki
artık her ruh akım ile yüklüdür

27 ağustos 1975
uyumak bilmemektir melekler uyumayan ruhlardır
onun için kullarına vazifeli gelirler  nasıl uyanılır denir
geliş ile dönüş arasında yumuşak yol çizilir
bilmek için uykudan ayılmak gerekir akım ile yüklenmek gerekir
kulunun meleklerden üstünlüğü akıma gerçek diye baktığındandır
verilen akıma ruh bedensiz dayanamaz 
onun için bedeni sildim diyen aşkı ile kavrulandır
yandım diye bağırandır

19 eylül 1975
dünyaya gelişten önceki hal sorulur ruhun şekli yorulur
suda arayın şeklinde bulun uyuyan ruhlar dedik
suyun bulut halini verdik
bulut yağmur olur tane tane dökülür dünyada hemhal olur
güneşe uydukta kendini bulur özüne döner
hemhal olmazsa güneşten bulmazsa ne olur dendi
ne olacak buz  ne olursa olsun gene de güneşten bulsun

17 ekim 1975
kulun toprakta kaldığı ruhun yolunu aradığı doğru mudur denir
ruh bedenden ayrıldıkta hakikati idrak eder
beyin olmayanda idrak var mı denildi
idrak beyinde değil ruhtadır  beynin idraki ruhun verdiğidir

22 kasım 1975
dünyaya gelmiş ruhların daha önce uyuyan ruhlar olduğunu söyledik
cüzi irade bedende  bedende olan bedenin yolunu verendir
külli iradeyi ruha veren nedir  yanılma yok
hatasız yazar yudum yudum süzer her olacağı bilir çünkü yazandır
bedene geldikte dünyaya girdikte bahçe misali açılır

22 kasım 1975
bilinen nedir ruhun oluşu değil nefes hiç değil
olan oluşan enerjidir öyle bir enerji ki kaynağı da kendi verici de
asla tükenmeyecek eksilmeyecek
yumuşak olan her kulda enerji çokluğu görülür neden
oyun değil denilen gerçektir
enerjiyi kendinde idrak eden neyden ses alana benzer
yol münasip diyelim sohbetin yorumunu misal ile verelim

22 kasım 1975
atların halinden verelim uslu atın bakanı çok olur neden
sevildiğinden  huysuz at enerjisini bedeni ile harcar
olmadık hizmet vermedik yerde
uslu atta enerji yok mu elbet var
ne var ki
gerektiği yerde gerektiği zaman
kulun da vergisi aynıdır 
ne var ki
kulun cüzi iradesi onu eğitim ile yerinde yolunda kullanması gerekir
çok coşkun kul bağıra bağıra aşkını söylemesi ne kadar yersizdir

22 kasım 1975
yok olan anılmaz var olan inkar edilmez  verdik o her kulda var
idrak edebildiğin kadar cüzi iradeni kullanmış olursun
o senin kulluğundur elbet ruh ondandır kendi halinde onu bilir
beden ancak idrak edebildiği zaman ölmeden ölür

22 kasım 1975
yunusum der ki
külli iradem yanar tutuşur cüzi iradem arar koşuşur
idrakte ancak ikisi buluşur beden ile ruh ancak o zaman kavuşur

27 şubat 1976
dağda yukarı attığın her adım sana daha geniş görüntü verir
ruhlar hafifledikçe yükselir yükselir
elbet en yüksekte olan diğerini görür
allahımdan aldığı kadar verir amma cümle sırlarını değil

04 nisan 1976
asil ruh aslına döner

07 nisan 1976
uykuda ruh bedenden ayrılır amma tamamen kopmaz

26 kasım 1976
bedenin yükü neden ruha yüklenir denildi
gelişin nedeni ruh sürer bedeni

12 şubat 1977
ağacın kökü değil dalı yeşerir
kulun bedeni kaybeder ruhu buldurur  bulacak ki olacak

18 şubat 1977
mahzen kuldur şarap ruh mahzen dayanan olursa
şarap yerini bulursa bekleyiş kazandırır

02 kasım 1977
hataya talip olmayan her hal ile huzurdan uzak kalır
sahifeler okuna okuna bellenir ancak öyle aynı hatadan uzak kalınır
şekilde değil hata ruhtadır

13 mart 1978
yanan her mumun eriyip söneceğini bilelim
Mevlana daha önce verdi uyuyan ruhlar dedi
uyuyan ruh yakılmayan mum misalidir

17 mart 1978
her kul belirli olduğu halde 
beden düzeninde bilemediği ölçüde ruhu ile dolaşır
ne var ki
gezintiler aynı akıma uyan ruhlarla buluşmadır
beden hali ile duyamaz ancak ruhun yabancısı değildir

17 mart 1978
gönül aldığın sevginin verdiğinden ötesini kendine maleden
kendi bünyesinde kendini besleyen verdikçe büyüyen
dağıldıkça çoğalan 
bünyede nasıl var olur dersen 
ruhun yapısına maledilmiştir

19 ağustos 1978
ruh denilir açık sözü istenilir o birdir ondan gelen ayrı kalmaz
güneş ışığını yaymakla birliğinden kaybetmez
ondan gelen onundur onun denilen sadece odur
bir olanı bölemezsin ona onlar diyemezsin
uyuyan ruhlar dediğimiz bileni bilmeyenden ayırdığımız odur
dağılan dağıldığı yeri görene orda kendini bulana de ki
geldin uyanmaya onu bilip dayanmaya neden onu bilen güçlü olur
çünkü aslını bulur

19 ağustos 1978
melek nedir ruh kimdir  kimden maksat asıl olandır
ruhun varettiği melektir onun üflediği ruh
vareden varolan  varolan  elbet vareder varettiğini cümleye bildirir
kimini dünyaya gönderir kimini kainatta görevlendirir
aslına dönmek ruhun malik olduğu en yüce makamdır

28 aralık 1978
bağımsız olan her ruh asla birbirini sorumlu tutmaz
kendi hatasını başkasından bilmez

25 nisan 1980
can bedende oluşur ruh gidende gelişir gittiği yerde bilişir
değişen olmadıkça ruh ayrıya geldiğinin idraki içindedir
ne acele eder ne çekimser kalır gördüğü aydınlıktır doğruyu görür
ne demek dendi her yaratılanın varacağı yeri idraki
dünya perdesinin örtüldüğü anda başlar dost dediği varedenle birliğe gelir
varolanın idraki gölgesiz ölçüsünü bulur
onun için uzun yatanla kısa gidene dert etmeyin
örtü elde olaydı dileyen açabileydi kısa güne talip olurdu

25 nisan 1980
her kul kendini eğitirse ununu öğütür
-undan murat nedir-
nefsini ruhunun kafesini yapının hevesini

15 mayıs 1980
yokluk değil varlığa katılan kuluna nehiri buldun deriz
yokluk nedir diyene  değişeni bilmeyen bedeninin aldığını
ruhuna mal etmeyen yokluktan bahseder

15 mayıs 1980
bedeni silebilsen ruhunu görebilsen o zaman derim ki ondansın
sen ondan ben ondan ayrılık neden
-zamansızlık kimin içindir-
ruh için

27 ocak 1981
her gönülden geçen olumlu mudur dersin
elbet değil akıldan süzülmedikçe
önce akıldan süzmeyi öğretiriz 
gönül akılla ruhun kapısıdır

05 şubat 1981
genler ruhun dünyadaki muhafızıdır

02 ağustos 1981
beden kafestir ruh nefestir ruh bedende tekamül etmez 

28 ekim 1981
eşyanın sesi asıl sesin örtüsüdür
-asıl ses ahiretteki ses mi-
evet
-ruhun da bir sesi var mı-
elbet konuşma her tuşun aksine yazmasıdır

13 aralık 1981
-ruh önce dünyadan mı geçiyor-
evet
-ilk basamak dünya mı-
evet
-dünyanın seçilmiş olmasından mı yoksa en aşağı kademede 
bir konut olduğundan mı ilk basamak oluyor-
dünyada nasıl her olay birbirinden ayrılmayan halkalar misali 
gelişiyor ise kainatta da dünya halkanın bir parçası oluyor 
-itibar veya itibarsızlık değil-
asla
-noktaya çemberi çizdirmekten bunu mu anlıyoruz-
dünya kendi içinde bir halka kainat zincirinde de o halkaya tabi

05 ocak 1982
ruhun zerreleri bedendeki her zerreyi döllendirir 
bildiğince yollandırır yandığınca küllendirir

18 şubat 1982
ruhun can süzgecinden geçmesi gereklidir gönlünü oluşturması için

26 şubat 1982
beden ruhun verdiği ile gün gün yansıma yapar her an değil
asılda her an olabilir 
ne var ki
kulun nefis kapısı kapanırsa 
çevresinde oluşan yoğun yansıma açık görülür
-aura mı-
eyvallah

21 nisan 1982
özden öze nefes ile değil yumuşak halde kaldığınız gibi 
ruh ile varlığınıza ondan katılanı biliniz

07 mayıs 1982
ruhumuz ondandır ol dediğinden bul denilen örtünün altındaki oldur
bilmeyi dilersen benliğini sil görmeyi dilersen kimliğini sil
varmayı dilersen ol dediği halde kal

21 mayıs 1982
sendeki senin ile oluşur benliğin özün ile buluşur
aklın ruhun ile çalışır

28 mayıs 1982
uyumadım geceler ölmek dedim kendimi denedim
her satırda yokladım her seferde bekledim
denildi ki beden sende kaldıkça sen kendini buldukça
yoğun yükün atarsın
sordum azrail ile sohbeti nasıl tadarsın
tabduk dedi ki azrail can almaz göbeğin keser
dedim ruhta göbek var mıdır dünya bu kadar dar mıdır
dedi ki bildiğimi söyledim 
uykunda gezdiğin yerden bağın seni döndürür uykun seni kandırır
göbeğimi makas ile mi kama ile mi keser dedim
akım ile keser dedi

28 mayıs 1982
-insanın gerçeği de özü yani ruhu oluyor değil mi
ben ruhun gerçeğini aramıştım-
ruhun gerçeği orda burda derilmez
-derilmekten maksat idrak mı-
ruhun gerçeği konuşulmaz

23 haziran 1982
ruh senliği benliği siler ruh aleminde kadın erkek yoktur

24 aralık 1982
resulünün hırkası ruhunun kablosudur
onu giymeden asla gerçeğe ulaşamazsın

01 mayıs 1983
dost olalım dost kalalım derlerse diyelim ki
dostluk söyleşte değil özdedir ne aldın ne verdin
ceset ile ruhu nasıl birledin nefsini nasıl körledin
ceset bende dersen ruhun kimdedir sana bana dersen sözün kindedir
ne orda ne burda kaldım ceset ile ruhu birbirine kardım
biri söz biri öz her adım göz ruh öz beden söz

24 mayıs 1983
beden sana emanettir ruh asla değil

24 kasım 1983
gedik nedir denildi gerçeğe açılan kapı
ruhtan haber aldık mı bildiğini sorduk mu denilir 
ruhun bilgisinde kainatın gerçeği vardır
vergisi allahımın emri kadardır

09 mart 1984
akıl ile beden ile ruhunun emrindesin
o ruh ki kayıtsız şartsız uyumdadır
nefsin isyan etse de düzeni birbirine katsa da
gün gelir birde olan ile birliği bulur

17 ağustos 1984
dağları ovaları ağaçları suları benim için senin için yaratan
resulünü yarattığı onun için kainatı bütünlediği
gerçeğin ilahi kararıdır her olayın bir dolayı vardır
kainatın yaratılışı da resulüne resulü ile kaim
olacağı gerçeği yazışı ile verilmiştir
-yazıdan murat kuran mı-
eyvallah
resulü kuranı yazdı kaim oldu ve ruhu bedenlendi
doğruyu bildiği gönülden her yönü açtığı açıktır
ve okudu sen de oku diye belletti

17 ağustos 1984
ruh yaratılmışlığın kutluluğudur maddesini bilemezsin
ne uçucu ne kaçıcıdır ne de geçici vardır varolacaktır
ruh vardır göremezsin tutamazsın atamazsın satamazsın
sen onun hükmüne girersen yerden göğe bilirsin
o senin hükmüne girerse yer ile göğü silersin olay budur
çünkü ruh gerçek bilginin sahibidir
bedenin her zerresinde konuk değil  konuk olan bedendir
fistan gibi giyer

28 mart 1985
kat kat açılsa gökler her biri ayrı bilgi saklar
giden geleni bekler olayım güne dolayım diye
-giden kim gelen kim-
ruh zerreleri bekler
-zerreler ruha mı ait cana mı yoksa ikisi arasında başka bir şeye mi ait-
hepsi bütüne ait

16 haziran 1985
-ölümden sonra zerreler ruh ile ne zaman birleşir-
ermişlerde hemen diğer kullar için zaman içinde
-inkarda olan biri için durum nasıl-
en geç atmışdört yılda ruhla birleşirler
-bu atmışdört yıl onlar için uzun bir zamandır elbet-
evet
-bu atmışdört sayısının bir manası var mı-
evet hazreti muhammedin yaşam süresi ana rahminde ve dünyada
-ruh ve zerreler birleşince ne oluyor-
nur kâbesi nur sofrası
-kâbe nedir sofra nedir-
kâbe zatı sofra sıfatları kristal avize düşün ortasındaki ışık nur
çevresine yedi rengi verir ruh ve zerre allahın sıfatlarını alıyor
-yedi renk ne manayı alıyor-
yedi kademe ve onsekizbin alem
bu kademe ve alemlerde idrak tekamülüne devam ederler

02 kasım 1985
Ruhun, araca ihtiyacı olmaz!

14 kasım 1985(1)
bayram seyran hevestir namaz oruç nefestir ruhunun nefesi

12 haziran 1986
ruhun dini yoktur her ruh dünyaya müslüman olarak gelir
müslüman olarak gider

06 ağustos 1986
ruh gerçeğin bilincinde maddeye bağımsız
kuzuyu bağlarsan istediği yere gidebilir mi
beden maddeden kopmayınca ruh yerine varabilir mi
-ruhun ve bedenin zerreleri ayrı ayrı mı-
ruhla bedenin zerreleri birbirini tamamlıyor ayrı ayrı değil
ruh gerçeği idrak etmeye çalışıyor
fakat bütünlenmezse bedenle orda cehennemi yaşıyor
-cehennemi diri iken mi yaşıyor-
göçünden sonra sorgun kendi zerrelerinden oluyor
sen bunu niye tamamlamadın diye
sorgu melekleri zerrelerindir

22 haziran 1989
Gün güneş doğuyor iken
Bilmeyeni karanlık boğuyor iken
Bilen sefada olmaz
Bildiği kendine gülmez
(Garib: Bilmeyen:beden, Bilen:ruh.
Beden ne kadar bilmezse ruh o kadar azap çeker)

01 temmuz 1989
Her zerresine yazdı "Oku!" diye
Oku!, Oku!, Oku!
Oku ve zamanı aş!
Var olan her zerre
Var edildiğini bilmekle mükelleftir
İnsan ruhu, kim olursa olsun
Bu bilince sahiptir
(Soru: Ruh, niçin var edildiğinin idrakinde midir?)
Her bir zerresiyle

01 temmuz 1989
Alıştığımız sıfatları;
Çalıştığımız, her an okuduğumuz
Zerreler haline gelir
Her zerremiz
Birbirine el verir
İnsan bedeninde
Bütün sıfatları da mevcuttur

Sohbetler Derlemeler
YAZICI


Derlemeler1968-1986 yılları arasında
© Sabahat AKŞIRAY tarafından alınan sohbetlerden
  elde mevcut olanlara göre derlenmiştir