|
04 mart 1988
Attım taşı gitmedi
Elimden hiç tutmadı demedi, diyemedi
İsyan edip geçmeyi bir gün denemedi
Attığı adımlarda; Yollar taşlı olsa da
Bildiği bilmediği; İnancını bölse de
Avucunda tuttuğu
Gönlünden hep kattığı duru suyu dağıttı
Kendince hep eğitti
Ağaç onu dinledi
Ağaç için inledi
Bekleyenini buldu
Kainat onun oldu
Beklemeden yürüdü
Her rengine sarındı
(Soru: Müziği duydu mu?)
Dördü dörde bağladım
Ben gerçeğe geldim
Gerçekte renklerin en güzelini buldum
Bağlanmadı elimiz
Tutulmadı dilimiz
Hayra açık kapımız
Böyle aldık, Böyle bildik, Böyle dedik halimiz
Çiçekler açıverdi gönül bahçelerimizde
Akan su arındırdı ne varsa bohçalarımızda
Bilmek bizi oldurur
Olan kuluna buldurur
Sana bana bildirir
Sevenleri güldürür
Açılmayan kapıdan bakmak elimde değil
Verilmeyen suları dökmek gücümde değil
Rabbim açtı kapıyı
Gördüğümü söyledim
Suları akıttı da
Dileyenlere sundum
Dört bucağı aradım gerçeği nerede diye
Gerçek; her an her yerde
Rabbimdendir hediye dediler de uyandım
Uçan kuşlar baktılar ağaçların üstüne
Dediler;
Su koyalım boşaldıysa destine
Şaşırdım ne dediler
Nereden suyu buldular
Her zerreyi sayıp da
Nurundan mı koydular?
Sular akıp geliyor dağların yücesinden
Kuşlar sesi veriyor ilahi hecesinden
(Soru: Efendim su dediğiniz akım mıydı?)
Her nefeste aldığım sularından değil mi?
(Soru: Hay vasfı öyle ise?)
İlahi bestede güfteye uyum sağlayan
Kendinde olanı kainata bağlayandır
Hiç şüphemiz olmadı
Kaygumuz asla kalmadı
Seven sevilendir
Sevilen övülendir
Sevinen darlıktan kurtulandır
(Soru: Bizden ve ailenden bir isteğin var mı?)
Limana varmayan kaptan
Gemisini kimseye teslim etmez
Teslim ettiyse limana varmıştır
Limana varan kaptan
Yardıma ihtiyacı olmayandır
|