22 Temmuz 1970

MEVLÂNA’yım ben!

1 Olmuş yolun, mümin kulun. YM niyetin, üstündür diyetin. ‘Geldim.’ dersin, anda anarsın. Gün geçmez, söyleşmedik- dertleşmedik. Ne var ki orası gönül yolu, burası yazı yolu. Burda konuşur, orda halleşiriz. Elbet, anlamak için MEVLÂNA mı olmak gerek? ‘Benim-senin-onun, yolun ayrısı yok.’ diyen de NUMAN’dan. Yol yok. Yolun açışı, açılan kapısı; benim değil, NUMAN’ın vazifesi.

2 Mesnevi; yol değil, müstesna güzelliğin sözcüsüdür. Sözcü değil, sözlüğü. Yalan yok. Olay, yumuşak söze bakar. Aymayı vazife bilin. Aslına dönelim, suyumuz içelim. ALLAH’ım ne derse o olur. Kulağa sözü düşer.

3 YUVA’nın havasına girdik. Senin-benim değil, cümlenin sözü. Komşunun sözünü, derdine ortak olanda edin. Sözüm hepinize. Gönüller açık, geçenden malumum olur.

4 Sözün değeri; gönül süzgüsünden süzüldük te kıymetlenir, ağızdan döküldük te değil. Yolunun sözüne değer veren, sözcü bulur.

5 Dert değildi ‘Çektim.’ dediğin, sevinç değil ‘Buldum.’ dediğin. Olay basit, yaygın olan sergi bulur. Senin yolun yaygın değil, uyguna gider. Yolunu bilene, söz demesen de görür, sevinir. Bilin, anda aranızdayım. Elbet gelirim. Çünkü çağırılırım. Anda anıldığım yerdeyim. Anılmak, dileğimdir. Yardımı sevinçle karşılarım. Yalnız ben değil, hangi RUH’u yardıma çağırırsan; seve-seve gelir, gücünce yardımcı olur. Vazifeli olanın yardımı daha YM olur. ALLAH’ım kulunu burada öyle mükâfatlandırır.

6 ‘Öbür RUHLAR gücenmez mi?’ dersen; bu alem hırs alemi değil ki,
‘Senin-benim’ davası olsun. Her RUH kendine verilenle yetinir, dünyadaki ölçüsüne boyun büker.

7 MEVLÂNA’yım; vazifem yoldur, dileyen kuldur, dilenen sözdür.

(Bu günkü kayıtlara göre bu tebliğin sonu bulunamamıştır.)