|
9 Mayıs 1972 MEVLÂNA’yım ben! 1 Aydın yolumuz, MEVLÂNA kulunuz, dumansız gönlünüz; AŞK dolsun, güzelliği YARATAN’dan bilsin. Yıldızı aydan, ayı güneşten sormasın; suyun akışında seli, rüzgarın esişinde yeli görmesin, yolun gidişinde taşa vurmasın. Gayrete ne kadar düşse, ‘Kulun önüne durmasın.’ deriz, cümleye duacı oluruz. ALLAH’ımın YOLU’nda, cümle kuluna kulluk ederiz. Bir kuluna değil, cümle kullarına aşığız. AŞK’ımız, birine oldu mu öbürünü inkar etmiş sayılırız. Ayıran, kulluktan uzak kalır. 2 Kuşun uçtuğu yerde, gökyüzü yakın mı sayılır? Yakınlık, ne uçulan ne seçilen yerdedir. Sadece seven gönüldedir. Kuşak belde ise, KUR’AN eldedir, AŞKI dildedir, NURU gönüldedir. 3 ‘Kuşak belde nedir?’ dersiniz, nesilde yol ararsınız. Kuşak;
elden yelden dilden, gönülden önce gelir. Kulunun bedenini yönetir, nefsini
kuşatır. Fistanına kuşak bağlamazsan düşer, nefsine
kuşak takmazsan seni utandırır. Nefse hakimiyet. 4 Olumuna ‘Medet.’ diyen, kendini zorda görendir. Niyazın değerine ölçü vurulmaz, gönül dünya ahengine kırılmaz. Kırdı isen sorusuna düşme, kul hakkına el sürme, kulundan şikayetçi olma. Kement atmadığın yerde, av bekleme. 5 Olgunluktan çıkılmaz, kuluna had bildirmek kuluna yaraşmaz. Gözle görmediğini, söze verme. Gözle gördüğün dahi, sende kalsın. Söz dilde, olay gözde olanda; yumağın dolandıkça, ayağına sarılandır. 6 Saadet, sohbetin açılanıdır. Sadece ben söyleyecek isem, tahtıma oturmuş olurum. Halbuki benim tahtım kainattır. O taht cümlenizindir. Çünkü kainat ALLAH’ımızındır. Mademki hepimiz BİRİZ, gönüllerimiz birdir, tahtımız da birdir. Olumuna yol, yoluna kul arayandan değiliz. Güller açarken, yollar geçerken; zaman- mekan aranmaz. yolumuz taş tutmaz, sorulan sözden çıkmaz, güzeller güneşe doymaz, güneşte leke olmaz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|