4 eylül 1972
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kuyudan ses almayız, HAK YOLU’ndan kalmayız, yumuşak yoldan
dönmeyiz, ateş olduk sönmeyiz. ADINA geldik, cümlenizi selamladık.
2 ‘Kuyudan ses almayız.’ dedik, ‘Neden?’ dendi. Çünkü kuyudan
verdiğin sesi alırsın, bildiğinle kalırsın. Bizim gayemiz, handa
kalmak değil; yürüyüşe çıktık, sonunu bulmaktır. Sonda gaye, O’na
varmaktır.
3 Geceyi yıldızları var diye severiz. ‘Gecede yol alınmaz.’ diyene sözüm.
Yıldızları yoldaş bilen, yolunu bulur, öylece yürür. Kaderde yazılan
görülür, kamuda söylenen değil. Yamayı fistana dikti isen, çorbayı tasa
döktü isen; gayende olana değil, yazılana uymuş olursun. Dünyayı
ayakta tutan, ne kuldur ne de gayesi; sadece O’nun yazısıdır. Eğer kul bir
adım öteye gitti ise; O’nun EMRİ’dir, “OL!” dediğidir. Ne düzende
bozukluk, ne yüzeyde aksaklık vardır. Aksaklık kulun gayesindedir. ‘İstemeyim
mi?’ dersiniz. Elbet istersiniz. Ne var ki aldığınız; verilenden,
verilecekten ayrı değildir. Öyle ise neden diyelim; ‘ALLAH’ım verici ol,
dileğimi oluşturucu ol’? Biz O’na gönlümüzü katıksız verelim, O’ndan
gelene de ‘EYVALLAH.’ diyelim. Çünkü istemenin sonu gelmez. Gelmeyeceğine
göre, gönül katıksız kalmaz. Gönül katıksız kalmadıkça, teslimiyette aksaklık
vardır.
4 Neden VERDİĞİ’nden şüphe edelim? YÜCE YARATAN’ıma,
‘Öyle verme, böyle ver.’ diye yol gösterelim? Biz yolumuzu O’ndan iyi mi biliriz?
Bildiğimizden yol mu alırız? Sözümde hata yok.
5 MERYEM HAZRETLERİ der ki: “ ‘Katkıda bulunayım.’ diyen; güğümü
görmeyendir, ömrünü düğüm ile bağlayandır. Kundak aldım, bebeğim
sardım, adını sordum. “İSA.” dediler, adını MELEKLER koydular, kaderini
alnında okudular, kucağıma öyle verdiler. Sesi ile sözü bir geldi. Seste
bebek, sözde melek hitabı duyuldu. Ana-oğul yola koyuldu. Suyun
aktığı yerde, gönülleri yaktığı yerde duruldu. Kuldan-kula söz edildi,
doğanın söz ettiği söylendi. Dileyen inandı, dileyen döndü. Yuvamız
olmadı, güne bağlı kalmadı. Güne bağlandı, gönül dağlandı, yazılan
görüldü, düğümler çözüldü, ‘Dert.’ denen gün örtüldü. Geçen unutulur, çünkü
üzerine gece örtülür. Cümleye zümreye sözümüz geçti. Olan-olmayan O’ndan, O’ndan
gelen hayırdan. ‘Hoşnudum.’ deyin, huzuru öyle bilin, selameti ordan bulun.
Saman neden hafiftir? Kulakta söz kalmasın, dışarıdan çöp gelmesin.”
MEVLÂNA’yım ben!
6 Gönlümüz sizlerle, yolumuz bizlerle olsun, olgunluk ‘EYVALLAH.’
dendikçe artsın.
7 Olmuşa taş atarsan, yere düşer; dolmuşa su
katarsan, taşar; duran atı dürtersen, koşar. Her olay yerli yerince
olsun, kul niyetini olandan dilesin, cümleniz ALLAH’ıma emanet olsun.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH