9 Kasım 1973
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kucak dolusu sevgide cümleyi buldum, gönüllerde yanan ateşi
gördüm. Kucak dolusu sevgi dedikte; ölçüyü madde ile değil, gönül ile
alınız.
2 (f’nin sorusu:
manaya sırt çeviren batıya mana önderliğini yapa gelmiş olan doğu,
ne zaman ve nasıl yol gösterecek, uyarıda bulunacak?) Sorguda sevginin
önemi görüldü. Kayıptan korku olmasın. Her olay zirveyi buldukta, dalga misali
iner çıkar. Günün olayı da odur. Onun için derim, hata aramayın. Göze hoş
gelmeyen, töreye uymayan yadırganır. Aslında,
arayıştır. ‘Tekniğe isyan.’ denirse de, aslına dönüştür. Sizlerin
‘Hipi.’ deyip beğenmediğiniz, aramayı bilmiyor ise; hata onun
değildir, ona vermeyenindir. ‘Vermeyen kim?’ demeyin. Daha önce verdim, dalga
misali iner çıkar. İniş olmadıkça, çıkışa yol bulmaz; duruş
olmadıkça, yola dayanılmaz. Batının iniş yerinden, çıkışa dolar. Elbette
ki batının çıkışında, doğu iner. Daha önce verdik, batıya doğuyu
açacak kapı; içinde bulunduğunuz, ‘Vatanım.’ dediğiniz yerdir. Unutmayın,
oralara YUNUS adı, MEVLÂNA adı yürümüştür. Aslında HAKK’ın ADI’dır o. Ne
var ki dünya kulu, kendinden temsilci arar. Kendi adını oraya verir. Söylenen O’nun
ADI’dır, O’nun yadıdır, O’nun anılışıdır. Daha önce verdim, ‘Tekrar okuyun.’
dedim. Sohbetler tekrarlandıkça, değerini bulur. Danışılan tez
görülür. Çünkü dönüş, O’nadır. Yozlaşan her çiçek, tozlaştıkça
daha verimli olur. Gemiye yolcuyla gelen misafir de aynı yakınlığı görür. Her
nasip, kulunun alışında değil, bünyesindedir. ‘Bu mudur?’ denen, elbet
budur. Yemediğin aş, senin değildir, sofranda olsa dahi. Gönlümüz
her anan, her dileyenle.
3 YUNUS’um der ki: “Çevrenden açılma ki, çehreyi silmeyesin. Çevrenin
düzlüğü olmaz, çünkü düzde kesit vardır. Çehre, kesitle mukayyet
değildir. Aynaya baktığında görürsün, meylettiğin her olayda aradığını
bulursun. Kayguyu maddeden sildin, ‘Cümlenin manası.’ dedin. ALLAH’ım RAZI
olsun, dilediğini göstersin. (f’ye) EYVALLAH. Verginin ölçüsünü sildim, dileyenle
paylaşmaya hazır oldun. Yanlış anlaşılmasın. Demek değildir
ki, aldığın yüz kuruşu yirmi beşer paylaşalım demek. Paylaşmak
şudur; sevinen ile sevinmek, üzülenin sırtını okşamak, dileyene
yolunu göstermek, hastanın halini sormak. EYVALLAH.” dedi YUNUS’um, gönülden
selamladı.
4 Gayrette hata nedir? Olacak-olmayacak O’ndandır. Üç ile beş
yapmaya gayret hatadır. Çünkü üç ile sadece üç yapılır. Dört yapmaya kalkarsan,
hataya düşmüş, O’na şirk koşmuş olursun. Cüz
dediğin; cezbeden çıkarmaz, CAN’ında CANAN’ı buldurmaz. CAN’ını CANAN ile
bir bildikte; cüz sana, onu bildireni gösterir. Mevsimi gelmeden giyinirsen
terlersin, mevsimi gelmeden soyunursan üşürsün, bilmeden cüzden ararsan
kapılırsın, sel misali. EYVALLAH. Mümin olan bilir, sohbette her aradığını
bulur. KAYGUSUZ der ki: “ ‘Ne oldum, ne olsam?’ demezsen, ben gibi kayguyu silersin.
O verdi, O gönderdi, O çağıracak, bana ne kaldı düşünecek.” YAHYA
EFENDİ der ki: “Elli ile aldım, kırk dokuz verdim. Biri bende kaldıkta, ‘YA
ALLAH.’ dedim, hakkımı aldım. Dileyene mi vereyim? Ben SEN’in ile iken, biri
ile mi yetineyim?” YUŞA der ki: “ Gelip gördüğüm, kâl ile
bulduğum, her vergisinde ‘Şükür ALLAH’ım.’ dedim, nasibin ile
sıfatlandım.”
MEVLÂNA’yım!
5 Zahirde ararsan, zevkin ile çözersin, zan ile olmaz. Zanda şüphe
vardır. ‘Zannım o ki, kainat büyüktür.’ dersen, acaba şüphesi gelir.
Zannın kadar mıdır? ‘Çevreyi silmeyin.’ dersem, ‘Silgiye düşmedik.’
dersiniz. Silmekten maksat; görgünün ötesinden, şüpheye düşmemektir. ‘Bilinmeyen.’
derseniz; varlığın bilindiği, gönlünün aldığı kadardır. Onun da
ölçüsü olmaz. Varlığın vergisinde, insanlığın sevgisi namütenahi
mevcuttur. Denenmemiş oluşum, dileyene çağırışımdır. VERMEYİ
DİLEYEN O’dur, GÖNDEREN de O’dur. Her an dünyanın her yerinde, yardımcı mevcuttur. Yoğun
olan, çoğun gider. Denildiği gibi, dengesizlik zahiridir. Cümlemiz
gideriz, yardımcı oluruz. Kaygu olmasın. KAYGUSUZ misali, ‘Güzel gün yakındır.’
densin. ‘EYVALLAH.’ diyelim, sohbetimizde senden söz dileyelim. (f mi?) EYVALLAH. Söz
senden de dilenir denildi. ‘Nasıl, nerde?’ demek yersiz. Verginin yeri olmaz, sohbet
sofrasından aç kalkılmaz. Otururken aş nedir diye sorulmaz. Günün vergisi
konur, ne olursa yenir. Dileyelim ki soframız kalabalık olsun, gecemizin
konuğu kutlansın. (f’ye
mi?) Evet. Onbir’in ikincisi dedim, ALLAH’ıma emanet olunsun. Suyun
aktığı yerden aldı, gönlünde buldu, verildiği görüldü.
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHEMMEDÜR
RESULULLAH