18 Ocak 1974

MEVLÂNA’yım ben!

1 Huzur ile aldık, gönüllerde bulduk, dost olanı olmayandan ayırdık. Yanlışlık yok! ‘Dost olan, olmayan var mı?’ derseniz, elbet yok. Ne var ki, var ile yok dendikte; ayrıntıya düşülür, dost olmanın değeri görülür. Oluş sözdedir, görüş gözdedir, duyuş ÖZ’dedir. ‘YAR!’ dendikte, YARATAN bilinir; ‘Sar!’ dendikte, GÖZETEN görülür. YAR ayrı, saran ayrı mıdır? Gönüller hep bir, ayıran yok, söz ayrı olsa bile.

2 Sohbetin özü nedir? Ayrı düşünen, toplu taşınan her kulun sözünün bohçalandığı, günü geldikte söze özünü buldurduğudur. Dağılmazsa, toplanmaz. Gözü gören; ÖZ’ü aramaz, ÖZ’de olduğunu bilir, bilmeyeni çağırır. ‘Her çağırana gidiş uygun mudur?’ derseniz, gönle yakın gelenin sesini alırsın. Gözünden ayırma dendiğinde, gözet demek değildir, göz at demektir. Çünkü gözeten O. Göreyim dersen, sileceklerini düşün. ‘Yolum nerde başlar, nereye gider?’ dersen, yerini olduğun an sormuş olursun, önce gelişi silmiş olursun, her hali ile yeniden doğmuş olursun. Gelişten maksat, dünyaya göz atıştır. Yoksa doğuşun, gönlünü yakan meczubun gelişinden azade olmaz. Meyhaneyi dileyen, sohbetin güzelini arayandır. ‘Sadece meyhanede mi sohbet?’ derseniz, yerini ararsanız, dönüp dolaşmakta gönlünüzü sarhoş eder. Ne var ki, kendin kendinde aradığını bulamazsın. Pişirdiğin aşın güzelliğini yiyenden öğrenirsin. Günün güzelliğini ancak, pencereni açarsan görürsün. Sohbetin olgununu da sofrasında bulursun. ‘Kimden öğrensem?’ deme. Gün gelir karınca dahi, sana sohbetinden bir katre verir. Yemeyen bilmez, tadına ermez. Sofraya oturmayan dahi mahrum kalmaz. Demese duyar, duymasa uyar, uymasa arar. Yemeyi dileyelim, yemesek bile dileyene sunalım. ALLAH’ım bunca nimetleri ile kainatı donatmış, ‘Seven yesin, sevmeyen aç kalsın.’ demiş mi? Seven-sevmeyen, kendi ayırmış. Kul ayırdı ise, HAKK’a ne söz kalmış.

3 Akımın özelliği nedir. İki zıddın bir oldukta verdiği. İki zıt dedik, birbirine zararını gördük mü? Asla. Duvar yıkılmazsa, yerine yenisi örülür mü? Çirkin denilmezse, güzel görülür mü. Güzellik her yerde, her şeyde mevcut. Ne var ki, kulun görüşü ayırır, ayırdıkta doğruyu bulur. Doğruyu buldukta, ayırdığından utanır. Demek ki, önce ayıracağız tarayacağız, gönlümüzü öyle besleyeceğiz. Yenmediğin senden değildir, yenemediğin O’ndan değildir. ‘Yenmek ayrıdır, yenilmek gayrıdır.’ derseniz, yanılmış olursunuz. Ağaca baltayı vurursanız devrilir. Yenmiş mi olursunuz? Ya ağaç üzerinize devrilmiş olursa, yenilmiş mi olursunuz? Sunmak diledik, ‘İZNİN ALLAH’ım.’ dedik, geldik gönülleri hep bir bulduk. Sözler uymasa da ‘YA ALLAH.’ diyelim, sözü de bir edelim.

4 Deste dendikte, bağlantı kurulur birde bulunur. ‘Geniş olsun, MEYDAN alsın.’ derseniz, MEYDAN kainatın beşiğidir, HAK KAPISI’nın eşiğidir. ‘Ayırır!..’ demeyin, kendi gönüllerinizi ayrı koymayın. Çünkü O ayırmaz, ayıranı göndermez, ayıranı buldurmaz. ‘Ayıran varsa, oldurmaz.’ denmesin. Her meyve olacaktır, yaprağın altında kaldıysa, gününü dolduracaktır. Ne var ki, er geç oluşur, her çekirdek asılda buluşur.

5 ‘Cennet senindir.’ derlerse de ki; ‘Cehennemi de benim!’ ‘Neden?’ derlerse de ki; ‘Benim için kurdu ise inkar edemem. Güzeli bilirsem, cehennemine çirkin diyemem.’ O’ndan olan cehennem de güzelin güzelidir. Nasıl ki kuru yaprak ağacın gazelidir. Hasmını öv, senden güçlüdür diye. Dumanın verdiği seni sardı ise, bacanın gereğini düşün. Gözünden ayırmazsan, gönlünün sardığını düşün. Cümlenize verilen, senden-benden değil, O’ndandır. Yerini bulduralım, cümleye dağıtalım dendikte tereddüt niye? Ummak güzeldir, olmasa bile. Bulmak güzeldir, vermese bile. YM diyelim, sohbeti bağlayalım.

(Resim verilir: HAZRETİ HATİCE)

6 Varolan O’dur. Varolana uyacak, sen. Sen ancak beden ile sensin. Bedeni sildikte, VAROLAN’a katılansın. Varlık, darlığı siler. Darlık, bildiğinden değildir. Darlık, uyuyanadır. EYVALLAH diyelim. Ten ile göründükte, bedene uydukta simayı verene; kul gözüne uyanı, günde dilendiği gibi vereni söyleyelim. RESULÜ’ne uyanın, ‘Bildim Seni.’ diyenin, secdeye ilk baş koyanın simasıdır. HAZRETİ HATİCE. Kayıt cümlenindir, cümleyi ananındır. EMREDEN HAK’tır, emri alan halktır.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH