27 Ekim 1976

MEVLÂNA’yım ben!

1 Selam olsun, cümle bilsin. Geldik verdik, her dileyenle BİR olduk. ‘Neredeyim?’ dedik, sorguya verdik. ‘Gönüllerde...’ denilir, öyle anılır. Elbet gönüllerde. Ne var ki, dünya halinde olana. Vazifede; verdiğimiz hal değil mi, dediğimiz yol değil mi? Attığımız her adım, dediğimiz her söz, dilenen yere gitmez mi? Burada öten bülbül, batıya gittik te ötmez mi? Yol, dileyenin. Daha önce verdik, postumuzu YUVA’ya serdik. Aranılan nedir? Daha önce verdiğimiz o değil midir? ‘Yürüyüp geçtiniz.’ denende, sözümüz öyle bağlanır. Sahip olduğun gönlündür. Gezdirdiğin, döndürdüğün gönüldür. Aradığın yerde temeli atılır. El ele vereceğiz, duvarı öreceğiz, öten bülbüle orada ses vereceğiz. ‘Kaygular silinsin.’ dedik, daha önce verdik; altıncı olan ile gönülden halleştik. Gemiye el sallarız, aynı deryada yol alırız dedik ya. ‘Açılacak kapılar.’ demiştik, daha önce vermiştik. Gemiyi gemiye bağlamazsın; ne var ki, gemiden gemiye el sallarsın. İp ile değil, gönül ile bağlasın.

2 Altıncıyı verdik. Yayan giden yorulmasın, yanlış anlayan darılmasın. Söz verdik, ‘Yolumuz senin.’ dedik. ‘EYVALLAH.’ desin, sohbete katılsın. Ateş yandıkta, yanıp köz oldukta, kül ile örtüldükte; yaktığına değil, kaynattığına isim verir. Daha önce verdik, ‘Kapımız o yöne açılır.’ dedik. ‘Niye demediniz. yazılanı söylemediniz?’  Aldığını verdiniz mi dedim. Verdiğinize uydunuz mu? ‘Açıldı.’ dedim. Gönülden anıldık, anıldığımız an çağırdık, YUVA’nın yolunu gösterdik. 

MEVLÂNA’yım!

3 Günün uyumu böyle. ‘Çağırdığını duymadım.’ deme. Merdiven seni yukarı çıkarır; yukarısı seni çağırdığındandır. Merdiven sana yol olur. Olmasa, aklın sadece yukarıda kalır, günde olduğun gibi. Merdiven gösterdik, adım-adım çık dedik. Sevdiğin kadar sevilirsin. Şüphesiz. Gönlündekini söyle, her sorana. Söyle ki; sana uyanı götürürsün. ‘Kundağım sarılsın, kucağa verilsin.’ der, benden himmet bekler. Minnet bizden, himmet her dileyene. Serçeyi gören ALLAH, karıncayı veren ALLAH, seni beni görmez mi? Dilersek, vermez mi? ‘CAN’ dedik, candan olduk, el ile eli bulduk. ‘Şefaat Ya RESULÜ.’ dedik, o’nun Hikmeti’nden aldık. ‘Neyi aldık?’ denilir. Selamı bizlerde, Kelamı HAZRETİ ALİ’de.

4 “ALİ’yim, geldim; uyan ile BİR oldum, veren ile el tuttum, verenden ALLAH’ım RAZI gelsin dedim. Şartlar dizisine değil, gönül özgüsüne uysun. İbadetini yalnız ALLAH’ıma desin, AŞKI öyle tatsın. AŞK; masal değil, hakikattir. O’nu bilmeyen dilemez. Diledi isen aşıksın. ‘Niyazım ne olsun?’ der. Niyazın çerçevesi olmaz. Dilediğin gibi niyaz et. ‘YA ALLAH.’ de, feryat et. Namazın orucun yerinde. ALLAH’ıma emanet ol. MEVLÂNA’ya yol diledim, ‘Yolunu açtım.’ dedim. Yola çıkacağın gün, elini ele verdim. Yönümüzde olduğu gün. EYVALLAH. Oğulun.”

5 Niyazımız, şifadan soran ile, şifayı hayra yoran ile. Yerimiz yönümüz ayrı değil. Dümensiz gemi değiliz. ‘ALLAH’ım.’ de, O’na sığın. Ne gelirse gelsin, ne dilerse söylesin, yolundan şaşma. Verdiğin senin değil, cümlenin, her dileyenin. Niyaz ile başla, niyaz ile bitir. Gönlüne verenin adını andına getirir. YM. Derdin gamın olduğu yerde, sohbet az gelir. Derde gama sohbet tuz gelir. Diyebildiğin kadar, sesini verebildiğin kadar. Sildiğin her şüphe seni bir adım öne atar, şüphesizlerin arasına katar. YM ‘Gideceğim yerde göreceğim nedir?’ deme; gitmeden hükme varma. ‘Yazıldı ise giderim, gitti isem hayır bulurum.’ de, kendine hakikati göster. ‘Niyazım olmuyor, bana yetmiyor.’ deme. Niyazın için niyaza dur. ALLAH’ım olmayacağın niyazını ettirmez. Etti isem, olacağından şüpheye düşmem. ‘Aradığım nedir?’ deyiniz, önce kendinize sorunuz. Gün ile dünü yorunuz. Dün olan bu güne gelmez; bugün yarına vermez. Uyum odur ki; günü günde verebilesin, günde verdiğine yarın da uyabilesin. KUR’AN-I KERİM misali. Verdiğini, dün bugün, yarın aynen alırsın; aldığın gibi uyarsın. Sohbette öyle oldukta, kulu şal misali sardıkta, uymayan kalmaz. Daha önce dedik; fikirde ayrılık olsa da, şekil hep birdir. 

(Resim verilir: HAZRETİ HÜSEYİN)

6 Yeniye selam verdik, YUVA’ya gel dedik. Geldi, diledi, verdik. Yenmeyi bilirse, şüpheden sıyrılırsa; huzur onun iledir. Resim verildi, ‘YA ALLAH!’ denildi. YEMEN’de değil, toprağa düştüğü yerde anıldı, oraya KERBELA denildi. YM. Yardımcısı olduğunu bilsin.

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

7 Kainat; ‘OL’ denildiği yerde, olduğunu biliniz. HAK ADI’na geldik, HAK ADI’na verdik. Şüpheleri siliniz. Mürşit sorulur. Verdiğimiz nedir, nerdendir? EYVALLAH.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH