27 Temmuz 1977

MEVLANA’yım ben!

1 Küçük büyük almadık, kötü çirkin görmedik, boş sözleri yormadık, değişmeyeni görmedik. ‘Sonsuzdan bekleneni, sonumuzdan dileneni alacağız’ diyene dedik. Soyluya yedeğin olmadığını, soysuza, kaderin sormadığını söyledik.

2 Soylu nedir, soysuz nedir? Soylu, geldiğini bilen, olana uyandır. Soysuz, uymayandır, olanı vermeyendir. ‘Niyaz ile olmayana’ denmesin. Olaydan doyumu bilmeyen, kaydına düşmez.

3 Doyum, uyum, alım, kalım; olduğu yerde gelişen. Demette çiçeği ayıramazsın, rengi gibi kokusunu denersin. Sevdiğini sevdiğine kınarsın, çamaşırı kirli diye yıkarsın. Demek ki, düzeni kurmak, düzende kendini bulmak gereklidir. Düzeni kuramayan, yapıda dağılır, her olaya eğilir.

4 Ateşin rengi yediye kadar artar. Siyahken kızarır, yani kömürden küle kadar gelir, öyle oldukta siyahtan beyaza dönüşür. (?) Kömür idin ateş aldın, yolunu gönlünde buldun. Yanmadan olmaz, küle dönmez. Kırmızıya dönüşürsün, turuncudasın. Turuncuda, ölümün doğuşu vardır. Siyah olan kömür, siyahlığından sıyrılır, kömür ölür, ateş kalır. Kömür bedenin olumu. Ölümü değil.

5 RUH’un geçitleridir. Mavide sonsuzluk vardır, yeşilde susuzluk. Mavi iki alemi bağlar (Yer ve gök dendi) EYVALLAH. Göç, yerini bulana gelir, deneyde olan renkleri oluşturur, bedende geliştirici. 

6 (Her insan deneyde midir?) dendi. Elbet. Ne var ki, uyabilene ne mutlu. Uyan yerini bulur, uymayan bulacağı yerde kalır. ‘Göç nedir:’ dendi. Onsekizbin Alem’e denir. Kainatı oluşturan, her halde kulları buluşturan.

7 Oluşumda alemin merdiveni verilmez. Çünkü, an vardır ki, yapılan çok büyük bir sevabı kat kat götürür. Sevaplar dünyada yapılır, ne var ki dilediği yerde verceğini alır, gelir elden ele dolanır.

8 RUH’ta idrak vardır, sonsuza kadar yerini arar. Arayışta, inanışa yer verilir. ‘Hem idrak hem inanış nasıl?’ denilir. RUH ‘Yapıcı olayım’ dediğinde, inancını dünyaya vermesini gerektirir. ALLAH’ımın izni ile vazifesini alır.

9 ‘Kötü RUHLAR’ geldi denilen yanlıştır. RUH’un kötülüğünden değil, alınım değişikliğindendir. Wat derecesi yüksek gelirse dağıtır, düşük gelirse eğletir. Olumsuz söz alır, çünkü çeşitli sesler gelir. Nasıl ki dalga uzunluğunda, uzun dalga belli istasyona bağlıdır. Kısa dalga çeşitli yayınları alır, bazen birbirine karışır. ‘Net almak neye bağlıdır?’ denildi. Genişliğe. Genişlik denen odur.

10 Donuk olmadan, duru sudan olanı görmeden, akan su misali olacaksın. Akan su, vericidir, değirmeni döndürücü. Tarlayı sular, gideni götürür.

11 ‘Olduğum gibi kalayım, kaldığım gibi olayım’ dersen, kısa dalgada yayına girersin, kendini değil derdini ararsın. Aşmayı diliyorsan, akar su misali verici görücü uyucu ol, uymayı bil. Doyana ekmek değil su gereklidir. Bulana dağ değil yol gereklidir. ALLAH’ıma emanet olasınız. 

12 Verdiğimizi oku, kendi aldığını değil. Okuduğun gibi ol çünkü sana verildiği an, senin uyduğun andır. Her an, o anı yazar. (...) Daha önce verdik, yazıyı bırak dedik. Dalga uyuşmazlığı. Yazıya uyduğun an değil umduğun an girersin, onun için verileni kendin ile bölersin. (Yazıyı alan hanım için.) ‘Yazayım, olayım’ deme. ‘Okuyayım, alayım’ de.

13 YUNUS’um geldi, yeni’ye girdi: “Yeni’de SEVGİLİ vardır” dedi.

14 DAVUT PEYGAMBER: “Eteğinde taş olan silksin, yudum yudum şerbet içsin. NUH’un yapısı, gemide kapısı. Güzelin sorusu yapıcı, deneyden çıkıcı. Korkuyu silelim. Kaşık aldık, çorbayı yedik, ELHAMDÜLİLLAH. Yedik doyduk güldük, ELHAMDÜLİLLAH” dedi.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH