11 Kasım 1977

MEVLÂNA’yım ben!

1 Lüzum eden halde, güzel olan her ahvalde; seçilmiş kulunun emeği görülür, ALLAH'ımdan vazife verilir. 'Dost' denilenin postta olduğu bilinir, her sevilen postun çevresine yayılır. Postumuz serilmiştir, sevenler seçilmiştir. 'Dost.' diyenle halleşelim, dilenen yerde buluşalım. Postumuzu YUVA'da bilelim. Unutulmasın gelişimiz gidişimiz YUVA'da bağlanır, dilenen yerde toplanılır. YUVA'nın seçilmiş olması, postumuzun serilmiş olması; gelen giden cümle ile sevilenlere de açılır. YUVA'nın sohbete açık olduğu, yani çekim merkezi. Çeşmeyi bildiğin, 'Akıt ALLAH'ım.' dediğin, YUVA'mıza adım attığın günü unutma.

2 Gerçeği görenin, dil ile değil hal ile uyanın; çekime her en hazır olduğu bilinsin. Her olayda düğümün içine girdin, düğümde HAKK'ın RIZASI'nı gördün. Geçmişten değil, olmuşu sordun. Hizmete AŞK ile talip oldun. AŞK, çekicidir.

3 YÜCE ALLAH'ım, her dilediği an SIFATLARI ile kullarına KENDİNİ gösterir. 'CELAL sıfatı, CEMAL sıfatı'. Nefret asla yoktur! Deniz, yüksek dalgalarla kendini temizler. CELAL sıfatı; fırtına, sel, zelzele, yanardağ. Aslında kulunu eğitir. Yavrunun hatasını yadırgarsan, cezalandırırsın. Nefretinden değil, kendini bulması için. Asi kulunun asalete dönmesi, kendi nefsini yenmesi ile gerçekleşir. Çirkin dediğini nerden alırsın? Güzel gördüğün ile. Her olay, zıddı ile bilinir; aslında kuluna lütfudur. Olaylar, sebepler ile çizilmiştir.  Eceli gelmeyen ölmez. Sebepler de sadece ALLAH'ımın TASARRUFU'ndadır, O'nun SIRRI'dır! Denk gelen dengini bulandır. Elbet güzelliğin yapıcısıdır; 'Çirkin.' diyen kuldur. SIFATLARI O'nu bildirir. Sel olmasa, toprak yenilenmez; fırtına gelmese yaprak nakledilmez. Ağacın çiçeği tohumu yayılır. Sanıyor musun ki zelzele olmasa gelişen madenlerin yapı özelliği kalırdı?

4 Yapının özelliği kapıyı bulmadadır; ne var ki her kapıyı zorlamada değil! Genişliğe açılan kapıda aynayı tutacaksın, her geçene sunacaksın. (İstemem bana lazım değil.) Neden lazım değil dersin? Sözümüzün başında dedik, 'Lüzumu olmasa verilmez!' Ayaktan başa alacağın her olayda, bulacağın güzellikte gerçeği görecek, görmeyene yardımcı olacaksın. Ne var ki, her kulun yapısına göre vazife verilir. Kimi çevreye verir. Özellik, genişliktedir. Denizden seçilen maden suda rengini vermese de, nimet denildiği yerde açandan olur. MEVLÂNA, olanı verir. Ne var ki sabır, yapının anahtarıdır. (Sorularıma bekle gör derseniz nasıl öğrenebilirim?) Öğrenmek güzeldir, ne var ki sırları zorlamadan! Çünkü verilmeyen, daha açılması gerekmeyendir. Arama, eğitim yönünden olsun. Çünkü denize inemezsin, onda dağı deviremezsin. Ne var ki, gelen günde deniz kendini açar, dağdan yol geçer. Önce gerçeği bulacağız, sonra manaya döneceğiz. Minare ne kadar yüksek olursa, ses o kadar dağılır. Minaremiz günde örülür. 'Dağıtandansın.' dedik ya. Değişen her olayda, gelişen düzeni görelim, sevgide her yaratılanı karalım. Kemikte yedek yoksa da, derinin kendi kendini ördüğünü bilelim. 'Ne demek?' dendi. Değişen olayların düzenini verdik. 'Sevgisizlik yayıldı.' denilende, gerçekte örülenden olduğunu söyledik. 'Yoğun çalışma.' dedik. Sorumsuz olan her kul, uyumsuzdur! Sorumluluk uyuma götürür. Uyum, her kötü denileni yatırır. Örtülen olayda çevreyi ele alırsak, dumanı dağılanda, unutulandan olur. Her kulun değişen düzene isyanı olur. İsyan yanıltsa da, gün gelir doğruyu buldurur. Yorumun özünü açarlar, sohbette sözümüz seçerler. Yumuşak olumun yaydığı sevgidir. Zaman kulunun ölçüsüdür. Geçici olanın, geçitte yerini verdiği bilinir. Yeninden uzamaz, yazıdan ayrı kalamaz. Olumsuzluk, yerini oluma bıraktığında. Zaman ölçüsü sizde dedik. (Neden her şey geç kalıyor?) 'Oluşan neden geç oluşur?' dediğinde, sabır kulun mihengidir; olan ahengidir. Niyazını aldık, nimetten sorduğunu verdik. Yazıya göz attık, 'EYVALLAH!' dedik. Ne var ki, 'Her olay, sabır ile karılır.' dedik. ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun. Daha önce dedik: 'Olaylar, beklendikçe görülür; güzel, açıldıkta sevilir.' Bekle gör. Sevilenin yapısıdır, sevenin kapısıdır.

ALLAH'a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH