|
12 Kasım 1977 MEVLÂNA’yım
ben! 1 Yedekten sorulur, okunan
gönlünce yorulur. Soyluya sorulan, yerini bilene götürülür. Soysuza sorulan,
dileğine getirilir. Her olay kulun niyetine yatırılır. Aslında soylu
soysuz, kulun değerlendirdiğidir. Seyrine daldığın, güzel gördüğün
her olayda, soyluluğunu belgelersin. 2 Güneşte renkleri
ararsın. Renkler güneşte değil, güneşin akıcı gücü ile yansıtır.
'Güneşin verdiğinde somut örnek vardır.' dememiz, yerini bilen ile
bir olmamızdır. 'Nasıl?' denilir. Güneş alıcı verici yansıtıcıdır. Değer
ölçüsünü sorarsan, o da kainat ile beslenir. Güneş elbet çok güçlü bir
enerji istasyonudur. Ne var ki, sadece alıcı değil vericidir de ve
yansıtıcıdır. Kainattan ne verirsen alır. Yayılan sevgi, aynı zamanda nefret,
dağıttığı aldığıdır. Her dağılanı neşreder. Onun için
deriz, el ele veriniz, sevgi ile dolunuz. Yayınladığınız sevgi
toplaşır, gine sizlere dönüşür. 3 'Sizlerle yaşıyoruz.'
demekten maksat; Anılıyoruz. Yaratılan her varlık, aynı zamanda birbiri ile de
yaşar. 'Sizler olmasanız...' derken, yaratılmamış olmanız
gereklidir. Yaratılmış, yaratılmış ile yaşar, HAK ADI'na
koşar. Gerçeği yeni'de bilen her kulu, 'Giden gelen' demez,
'Yaratılan.' der. (Giden
gelenden kasıt, ölen doğan mı?) EYVALLAH! 4 Olumsuzluk denilen, YÜCE
ALLAH'ımın YAZISI'dır. 'Oluşan oluşmayan.' dediğini, kayguya
düştüğünü, semerde atın yeri görülür. Ne var ki sadece kulu kaldırır.
Semeri ata mal ederiz, ne var ki kendimiz kullanırız. Nesil de öyledir.
Denenmiş olandan kayguya düşeriz, ne var ki değerini uzaktan
görürüz. (Düşünceleri
kesemiyorum) 'Olmuyor.' dediğin, tepsiye aldığın baklava;
sevene güzeldir. Değerini bildiğin, kendinde aradığın düzende,
sahifeler konuşur. Kalemini konuşturduğun gün, sorulardan uzak
kalırsın. Çünkü, sorulan her sorunun cevabı bin soruyu getirir; öyle oldukta bildiğini
götürür. Olumlu her olayda, sorgunun önemi varsa da; sorgu içinde sorgu aramak,
çölde kumları saymaya benzer! Neden-niçin, aldığın cevapta her hali ile
mevcuttur. Yetersiz bulduğun cevabı tekrar-tekrar okursan, çözümde
selameti bulursun. 5 (Ben şüpheciyim. Her şeye hemen inanamıyorum.
Mantığımla sizi kabul etmek zor. Bana kırılıyor musunuz?) 'Gerekli
olan, soru değil mi?' dersin. Çünkü, 'Şüpheci insan, en doğruyu
bulur.' demiştim. Soruda şüphe değil, sırlara yüklenme görülür.
Gönlünde, güneşin, suyun, kainatın sırlarını çözme temayülü vardır. Ne var
ki, kulun yaratılışı sırları çözmeye dardır. Denemeye gayret. (Her sırrın çözümü nerede vardır?) Kainatın tüm
sırrı KUR'AN'da yazılıdır! Ne var ki her kulun yorumu ayrıdır. YÜCE ALLAH'ım
dilese idi, esasını buldurur, kuluna çözdürürdü. ALLAH'ım her kulunun (Bir can ekler: 'Zannıncayım.' der.) (not:
Tebliğin bu kısmı, özgün defterden çıkartılmıştır.) 6 (Sırlar hep gizli mi kalacak?) Elbet
anlaşılacak. Madem ki varız, VAROLANI göreceğiz. Olmuşa denk
olalım, sevgimizi yayalım; güzeli çirkine katalım. 'Güzel çirkin var mı?'
denilir. Elbet yoktur; ne var ki kul şekilde özellik arar, gönlüne
uymayanı tarar. Çirkinde güzel ararsan, çirkini silersin! O, hele, güzel
gördüğün her olayı, güzele yorduğun günü bulsan; 'Sultan' diye
anılırsın. (Sultan'dan kasıt nedir?)
'RABİA SULTAN' dersin, neden öyle anarsın? Dünya kulunun manevi yorumudur.
'Çocuklar gibi olabilsek, el ele verip sevinçle dönebilsek.' dediğin
günleri düşün. Aradığın, katıksız safiyet yerine özlemedir.
'Olamaz!..' denilende, yorum yanlıştır! 'Olamaz.' değil, 'Olmaz.';
düzenin yer vermez. Yaprak misali daha önce verdik: 'Dışa dönük vergiye
gireceksin, her bina kuranın duvarına yardımcı olacaksın.' İstersen olur.
'Olamaz!..' demedim! 7 (Rüyadaki erkek çocuk nedir?)
Gördüğün, aldığın vazifendir. Doğuşunu gösterdi. Aslında
kendi doğuşunu gösterdi. Aslında kendi doğuşundur. Yeniye
yöneliş. Erkek dağıtandır, kız olaydı yol eğiten olurdu.
Aldığın vazife eline gördüğün rüya ile verildi. Her kulun gönül
yapısı, gerçeği buldurur, kulu öyle yetiştirilir. Rüyayı bilmek senin
için gerekli olmayabilir. Çünkü nasıl olsa gelecek günde göreceksin. (Kime gereklidir rüya?) Tarikat ehline.
Kendin için görürsün. Sen rüya görmesen de biz seni biliriz. 8 'Dünya kulu, rüya ile ölçüsünü verir.' denilirse de;
tarikat ehline öyle bir Şeyh gereklidir ki, dosdoğru yorum
yapabilsin. Sen tarikat ehli değilsin ki. 'Tarikata intisap ettim.' diyen,
yolun yöntemini gösterir. 9 ALLAH'tan dilemen yazılı ise, doğurman gereklidir;
kulun isteği ile değil, ALLAH'ımın YAZISI ile olur! ALLAH'ıma emanet
olunuz. Buluştuk ta yaş ile başı görünüz. Dedik ya;
buluştuk ta görülür. Ararsan bulursun; öyle ise sorgu niye? (Bu dünyada mı bulacağız?) Elbet! Madem
burda, elbet; orda, dilediğin kadar. Nasibi olsa kullanır. Hiçbir olayda
zorlama yoktur. Kayalar yıkana-wyıkana, mayalar yoğrula-yoğrula
güzelliğini bulur. Yoğrulmaktan maksat, elbet hamur misali kul
yoğrulmaz. Kulun yoğrulması; yürüyüşü, eğilip
kalkışıdır. Her halde gerilim oluşur. Bol güneş, bol hava,
dileneni buldurur. Yorumda hataya düşmeyelim! Güneşin verdiği
akım hava ile karışıktır. (İnsan
nasıl genç kalabilir?) Bol güneş ve hava, dileneni gerçekleştirir.
Yerden suyu, gökten güneşi bil, hava ile kar. Gönlünde her yaratılan var
ise, yüz yaşında da genç güzel kalırsın! ALLAH'a ısmarladık
|