|
19 Mayıs 1978 MEVLÂNA’yım ben! 1 Her anı bildiğimiz,
her günde aldığımız, her dileyene verdiğimiz; geçici değil,
yapıcıdır. Konuk gelen her kulu, YUVA'da alıcıdır, yapının sahibidir! 2 Gayret hayrete gelse,
hayret güzele gülse; 'Aldığımız.' dersiniz, asla yadırgamazsınız. Neden?
Her güzeli bünyeye veriştendir! Aldığımız yetmez, hiçbir olay ayrıya
düşmez, kulun bildiği, bilmediğini örtmez. Ağacın verdiği
gibi. Genişlik sözde değil ÖZ'dedir, gerçek açılan gözdedir. Koyun
ile çobanı ayrı düşünemezsin, yaprak ile dalı ayıramazsın! Bildiğini
hal ile verirsen, alanı yanında bulursun, öylece hem kendini hem kendinden
olanı birlikte bulursun. 'Kendinden olan kim?' denildi: İnsan, insan ile
bilinir, insan hali ile görülür, insan görüldüğü gibi sevilir. Sevilen
kul, dilediği kadar verebilir. Sevdi isem sevilirim! 'Ağacın
meyvesizi sevilmez.' denilmesin, gölgesi düşünülsün! Daha önce dedik:
Veriş haldedir! 'Görmezse?' deme, yerini almazsa görmez, ne var ki gün
gelip yerini bulur, istese istemese görür! Şahit arama. 'İspatı?'
deme, ayrıntıya düşme! Bilmeyi denemeyen, ayağı takıldıkta hatırlar! 3 "Yan düşse
dalı, gine de bilir hali!." dedi, YUNUS'um söze girdi: 4 " 'Günleri
aşıralım, yerimiz şaşıralım.' derse, YUNUS söze girerse; selamı
sizlere olsun, ayağın cümleyle yürüsün. 5 Ne
kaşık yeterli ne AŞIK. Yapan binayı, gezen dünyayı alır yaprağı;
yazdığını bilir, saydığını görür; geldiğim, bulduğum gibi
olur. Satır-satır yazalım, cümle ile gezelim, yolumuzu çizelim, her demde
halimizi görelim. Sayıya vurduğumuz, cümle ile olduğumuz her gün,
Selamı ile geliriz, ÖZ'den aldığımızı veririz. (ÖZ'den murat nedir, Selam kimdendir?) Yorumu,
yumuşak hal ile verilir. RESULÜ'nden. Yumuşak yolu olanlara, demde
'ALLAH'ım!' diyenlere, doğuştan yapıya adım atanlara, elbet cümle
yaratılanlara. 6 Ses ile ÖZ,
kayıttadır; hal ile ÖZ, şahitte. Şehadet, O'ndan sana, senden banadır. Benim aldığım,
senin olduğundur. Koruk oldu ise, üzüm dendi ise, bilen sensin, olduran
O'dur! Olduran, bildiren, bulduran; katkıda kendini gösterendir." dedi,
YUNUS'um selamladı. 7 "Sert kayadan aşarsam, su olup
yüksekten taşarsam, değerini bilenin gözündeyim." dedi, PİR
SULTAN söze girdi: 8 "Korkuya el vermeden, sargıya diz
bükmeden, doğana uydum. Şahini tepede gördüm, 'Yanına varsam, katına
girsem.' dedim. Gülenle güldüm, sabrına yol verdim. 9 Çağırana söz gerek, anlayana ÖZ gerek,
elbet verdiği yürek. Aldım verdim, yardım diye koştum. Dediğime
şaştım. Yaptığım yardım değil koz idi, her halim söz idi.
Yardım demediğim gün, söz ile girmediğim yön; kendimi bulduğum,
ÖZ'üme döndüğüm an oldu. Eğer 'Yardım' deyip girdi isek yanılırız,
sadece var olanı var olanla paylaşırız. Yardım, alışverişten
sayılır. 'Madde vereyim, mana alayım.' diye yardıma koşarsan, kendini
avutmuş olursun! 'Aldığımı, gördüğümü paylaşalım.' diyelim,
alışverişe asla düşmeyelim!" dedi, PİR SULTAN
selamladı. 10 Kaygı, yargı bizde kalmasın, ALLAH'ımdan başka
kimseye kimse boyun eğmesin! Cümleniz selameti bulsun, ALLAH'ıma emanet olsun. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH (Resim
verilir: HAZRETİ.MERYEM)
|