13 Ağustos 1978 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yazımız okunur, gönüllerde halimiz dokunur; aldığını vermeyen, kimden neyi sakınır? Geldik yolu vermeye, geldik güzeli sermeye, geldik cümleyi sevmeye. ALLAH'ıma emanet olunuz.

2 "Katık olsa yenecek, odun olsa yakacak, baca olsa tütecek." dedi, YUNUS'um sözü aldı: 

3 "Ağacı saydım geldim, güzeli övdüm geldim, cümleyi buldum geldim. Geldim sofrayı kurdum, her olayı HAK diye yordum, 'Kimsin?' diyene sordum, 'Kimi aradın, kendini nerde buldun?'

4 Aramayı bilen, sevmeye yönelendir. Çok aşı cümle ile paylaşan, kendini gönüllerde taşıtandır. Kul, kendinin nerde olduğunu sevenlerin gönlünden bilir, her sevenle, bir basamak yukarda olur. Değil orda oluş, burda buluş vardır. Kapının açık olduğu değil, gelenin çokluğu ile gönül genişler.

5 MEVLÂNA’nın sözünde, cümle vardır ÖZ'ünde; kader denen yazında doğuşa söz edilmesin, kaygu gönüle katılmasın. Her eşiğin geçişinde, aştığın düzen vardır. Her olay eşiktir, olumuna beşiktir. Ağacın dikildiği bilinir. 'Yaprağın döküldüğü?' denmesin, vereceği meyve beklensin. 

6 Namaz yerde kılınır, niyaz gönülde anılır. Katı gelen olaydan, yerini sorumlu tutma. Egemen olan düzende, tüzüklere aykırı giden elenir; demetten ayrılmasa da, denetlendiği günde kendini bulur."

MEVLÂNA'yım!

7 AŞK ile girdik söze, YAR diye durduk düze, baktık her gelen yüze, dedik nay misali ses veren saza. Ağlatana değil, eğitene yol verdik. Naydan gelen ses, gönül tellerinde baskıya girişir, en yüce hislerde oluşur, dağılan düzende BİR'lik diye buluşur. Onun için; her düğümde, kopana değil, sabır ile açılana gönül vereceksin! Görgüye verdiğim, yardım diye eğittiğim.

8 Doyumsuzluk, bedenin temelidir. Gerçeğin oluştuğu, kendi kendine buluştuğu günde, ona de ki: "Dilediğimizden değil, YAZIYA uyduğumuzdan dünyaya geliriz. Dileyen; ne sensin, ne de ben, sadece ALLAH'ımın MURADI'dır" dedi, yavrularına selamını iletti:

9 "Gerçeği burda buldum, kumunda tozu oldum, ne göze girdim yaktım, ne çöp diye etrafa baktım. Eğildim yoz önünde, savruldum toz gününde. Almayı dilemeden buldum, geçtiğim günde bildim. Sevgimin oluştuğu, hepinizde kalıştığı, gerçektir. Ona de ki; 'Taş kırılır, dal eğilir, rüzgarı fazla alırsa. Dağda dümen tutmasın, ovada temel atmasın, var olduğunu bilsin, VARLIĞI'na inansın! Çevreyi kendine değil, kendini çevreye döndürsün.' Her katılığın değeri, kırılanda görülür. Yoğun çalışan düzendeyim." dedi, selamını iletti.

10 Gömülen soğan, çiçeğin en güzelini verir, ne var ki onu sulayan görür. Kaşığı çorbaya çalalım, tadını hep beraber alalım!

11 Ay'dan aldık yeteni, karanlıkta tüteni. Gerçek, günde oluşur; seven, günde buluşur; yoğurt, sütten gelişir; konuk, bizle halleşir.

12 Demirden büküleni alırız, ağaçtan döküleni buluruz, her hal ile yalın kalırız; günün yorumunda, kapıya karşılayıcı koyarız.

13 Yumak aldık, geyik misali sardık, 'Miyyar O'ndandır!..' dedik. Kement attığımız olayda, demdeki düzeni veririz.

14" Gördüğüm yerden sordum, dağın eteğinde durdum, örtümü yere serdim; 'ALLAH'ım! Gördüğün gibi, bildiğin yoldayım.' dedim. Denenmiş düzene uyacaksın, MERYEM'i yerinde bulacaksın." dedi, BAPTİSTE söze girdi:

15 "Köşkü yerinde bilen, 'Yolum sevgide.' diyen, yüz yüze bizi gören. Gökten gelenin denir, MERYEM'in OĞLU anılır. Selamını getirdik."

16 "Ayağım basmasa da, demette yerim vardır; yoruma vermezlerse, cümleye sözüm vardır. 'ALLAH'ım!' diyen, alacağını bilsin, 'Doğu-Batı el ele versin! MERYEMOĞLU İSA yolu göstersin.' derlerse, sesimiz yücelir.

17 Her varolan, O'ndandır; ne MUSA, ne İSA, ne MUHAMMET'tendir. PEYGAMBERLER düzendendir, cümlesi YAZAN'dandır. Öyle olduğu halde, 'Senden, benden' diyenin, ham meyve yiyenin; ne geçmişi, ne geleceği anılır, öylesi her anında bunalır. Seni-beni silelim, 'Bizden bize.' diyelim! Bizde, sevgi akımı yoğunlaşır; elbet, tekrar bize dönüşür.

17 Kaynağı bulabilmek için, önce doymak gerekir. Susuzlukta, sadece elinin yettiği yere bakarsın; doyduk ta gözünü etrafa yayarsın, o zaman kaynağın doğduğu yeri ararsın. MEVLANA, kaynaktan nehire ulaştı, dolaştı-dolaştı, cümle ile BİR oldu, doldu taştı. Hala taşmakta, sevenler için koşmakta. Her gördüğünü alır, her dileyene verir; oyunda bulduğunu, oyun ile verir; doğuştan aldığını, versin diye yetiştirir." dedi, MERYEMOĞLU İSA selamını Doğudan-Batıya iletti.

18 Her adı verilen, adı ile anılır. Duvar örülürken, taşı tek değildir. Hazırlanırız. Bağlantıya hizmettedir. Yazımız bağlantıdır, gazete için. Bilenle bilmeyene vereceğiz, çözümü kendine açtıracağız.

19 Yumak demette görülür, ele geldi örülür. açayım dediğin kapı, kendini bulduracak. Ağacın verdiğini, meyvenin erdiğini söylersin. Yerini bildirir, dümeni döndürür, danışılan olaya elbet sorunu kaldırır. Doğuşu yerinde bilesin, değişen olaya günde gülesin. Olaylar, gününde yaşanır. Günü geldikte dönersin, AŞK'ın ile yanarsın; sever, sevinirsen.

20 Gönülden olanı gönülden ilet, dilediğin olayı öylece hallet. Çevreyi dolayan çehrede açılır, güzel gün öylece geçilir. ALLAH'ıma emanet olunuz. Dumanı silesin, olduğun yerde durasın, değişen değil gelişen olayda kendini göresin; 'Olan-olmayan' demeden, ham meyveyi yemeden; kendinde olacak doğruyu çizesin.

ALLAH'a ısmarladık.

21 Yorumu verelim, dumanı silelim. Niyazın yerini bulsun, şerh edilen yapıtta çizgiye el konulsun. Olumsuzluk değil, düzeni bulur, niyazın dilden verilir: KEVSER SURESİ okuyasın. Yumuşak dilden okunur, GARİB'in dilinden dökülür. Yapıya değil, hatayı kapıya bulasın! ('Şerh edilen.' nedir?) Kaydı edilen değişmez olay. Olayları kendimize değil, kendimizi olaylara adapte edelim.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH