|
3 Kasım 1978 MEVLANA’yım ben! 1 Yerden aldığımızı,
yoldan
sorduğumuzu dersiniz,
sohbete öyle girersiniz.
Aldığınız-verdiğiniz
BİR’dendir,
güzel diye gördüğünüz gönüldendir.
Cümlenize
selam olsun,
her nefes yerini bulsun.
2 Denenmişi geçelim,
sınanmışta
ölçü aramayalım.
'Sevdik.’ dediğimizde,
sevgimize yanıt
vermeyelim.
Olumsuzluk gerçeği silmez.
Kul yazılandan ayrı
kalmaz.
Bildiğin senden,
bilmediğin benden gelmez.
3 “Yeni fidan eğilir,
yenik
düşen döğülür.” dedi
YUNUS'um sözü aldı: 4 “ ‘Yeniyi fidandan aldın.’ dediniz,
sözüme
nokta koydunuz.
'Yenik düşen dostu sardınız.’ desem,
'Yerini
bilenden mi?’ dersiniz.” dedi,
YUNUS'um sorulanı açtı. “Yenik düşen
döğülür demekten maksat;
ayranın oluşudur,
yoğurttan
gelişidir.
Koşuya girdi isem, elbet varmayı düşünürüm.
Yoğun
gayret, yerinde değerini bulur. Olasıya hizmet,
veresiye himmet alır.
Katkıya
giriştik,
hep birlik oluştuk.
Gidişte buluştuk,
cümle
ile selamlaştık.” dedi,
YUNUS'um yürüdü. 5 “Arpayı ekelim mi,
buğdayı çekelim
mi,
darıyı yoluna dökelim mi? dedi.”
PİR SULTAN ABDAL söze
girdi: 6 “Yerden gökten aldığımız,
seve seve
sunduğumuz,
'Bir var, bir yok.’ diye
dünyaya güldüğümüz
bilinir.
Bilindiği kadar, fikirler arınır.” dedi,
PİR
SULTAN ABDAL yürüdü. 7 “Dost haline büründük,
dost elinde süründük,
AŞKI
ile sarındık.
Gah bölündük,
gah bilindik.
İnce elekten
elendik,
ince tarakla tarandık.” dedi,
VEYSEL sözü aldı: (VEYSEL KARANİ mi?)
AŞIK
VEYSEL. 8 “Geldik görmedik,
sevdik doymadık,
dünyayı
bildiğizce soymadık.” dedi,
VEYSEL yürüdü. 9 Deste-deste alınır,
beste-beste bilinir,
VEYSEL
öyle sevilir. Dünya yönünü çevirmez,
kul ne bilse
dünyayı yerinden
almaz.
Almaya gücü yetmez.
Yanmasa ocak, tütmez.
Elde
olmayanı,
satıcı vermez. Dünyada ne alsa,
kulun yüzü gülmez.
Demde
oluşu bilelim, bildiğimize hoşnut olup gülelim.
'Sevdik
seveceğiz,
sevgimizi kainata yayacağız.’ diyelim,
yolumuzu
öylece bilelim.
10 ALLAH'ıma emanet olunuz,
aldığınız
nasiptir biliniz. ALLAH’a ısmarladık.
|