21 Haziran 1979 Miraç Kandili

MEVLÂNA’yım ben!

1 'YAR!' diye geldik, selam sizlere dedik. El ele güzel güne, el ele güzel yöne yürüdük.

2 Yerden aldığım cümleye böldüğüm, YAR'dan gelendir. BİR'dir BİRLİĞİ'ne uyduk, BİR'dir cümlenin sesini duyduk, kainatta BİR'liği bulduk. Hal ile olduk, hal ile dolduk.

3 Sayfayı açalım, 'Yazılan nedir?' demeden. Günümüz, yazılanın aynasıdır. 

4 " 'Yol bizimdir!' diyenler, yol dileyene gösterenler, gelmiş geçmiş ERENLER, SELAMI'nı iletirler." dedi, YUNUS'um sözü aldı. Aldı sohbete daldı, her hale güldü, 'EYVALLAH' diyenle beraber oldu. 'Sayfa doldu.' diyene; "Selamet olsun, SAHİBİ'ni bulsun!" diye duacı oldu.

5 Yemin benden gelmedi, sözün sonu olmadı, 'Derman senden.' diyene, sohbeti dile verdi. Gönlün dermanı sohbette. 

6 Ağaç dalı eğilir, güzele halde bakılır, meyve erdikçe dökülür. 'Doldu yerde meyveler, geldi söze nağmeler.' diyene de ki: Susmak doğuşa, küsmek oluşa gelmez, DOST yerini bilmeyene vermez, bir toprak iki dosttan sorulmaz, alamazsın dersem hata olmaz.

7 "Umduğum gün, bu gündür; uyduğum gün, her gündür." dedi, MERYEM söze girdi:

8 "Suyum aktıkça dar olan bilmez, gönülden dileyen her kapıdan bulmaz." dedi, selamladı. 

9 "Akan suyun sesine, gönül verdim nesine?" dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

10 "Altı yolda aradım, her bir yolu taradım, aradıkça eridim, yolun sonunu gördüm. Gördüğüm bende kaldı, altı yol birbirini buldu. (Altı yoldan murat nedir DEDE’ciğim?) Derman dileyen, her bulduğundan ferman isteyen yollara düşer. Her bilirim diyeni deşer, bilmediğine şaşar, şaştığı yerde başka yola koşar." dedi, PİR SULTAN ABDAL yürüdü.

11 (DEDE’ciğim sayfa dolmaktan murat nedir?) Günün doluşu, nefesin bitişi.

12 "Az dedim çok gördüm, her bilenin bildiğini birbirine ördüm, gönülden cümlenizi sardım." dedi, YUNUS'um yeniden söze girdi:

13 "Aşık yola düşerse, 'Aşkım.' diye taşarsa, dur diyeni dinlemez, yandım diye inlemez, derman gelsin beklemez. 'Gel GÜZEL benden gör, gel GÜZEL benden ol, gel GÜZEL bende kal.' der. Dese sözü biter mi, söylenen ÖZ'e yeter mi, bir bilen bilmeyene sevgi katar mı? Elbet katar, sevginin temelini atar." dedi, YUNUS'um yürüdü. 

14 Ayağım getireni beklese, gönlüm sevenlerle kaynayanı bir etse; düzende dilenen çözülürdü, sert gelen taş birbirine vura-vura ezilirdi. 

15 "HAY!" dedi, yolu cümle ile bağladı, ALİ sözü aldı:

16 "Dost gelmekten, dost vermekten sakınmaz, dilenen yolda dileyen bakınmaz. Aldığım verdiğim, Selamı'nı getirdiğim, 'Şüpheleri silsinler, VEREN BİRDİR bilsinler.' Dedi.

17 Elden ele geçen, HAK muhabbetidir; elden ele aktarılan, halk sevgisidir. Esirgeyene esirgenir! 'Uymaz.' dediğini yadırgama. Omuz ver ki, tutunsun. Unutma, belki onun omuzu daha güçlüdür.

18 Yol birdir hal ile uyarsan, yol birdir her hali ile seversen, yol birdir kendin gibi herkesi görürsen, bileni bilmeyeni översen. Bil ki, gücün kesilir güçsüzü döversen. Demde BİR'liği bulalım, demde sevgiyi yayalım, öylece niyaza duralım, öylece gönül miracımıza varalım." dedi, ALİ yürüdü.

19 Her sevgi O'nadır O'ndan, her bilgi O'ndandır O'na. Dönmeyi bilirsek, ummayı denemiş oluruz, öylece BİR'liği buluruz. Cümlenize selam olsun.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH