9 Temmuz 1979 Berat Kandili

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hayır diye doğduk biz, hayır diye gördük biz, 'Hayır.' dedik sevdik biz. AŞK denilen tatlı söz; Sevgide yerini alan, sevgide sözünü bilen, AŞK'ta buldu sonsuz haz. Duamızı bileniz, 'HAK yarattı.' diyeniz, dost arayıp soranız. Yolu açık bilenler, hep bir yolda bulanlar, 'Güne geldik.' diyenler, gününüz aydın olsun, niyazlar birbirine eklensin. 'YAR.' diye girdik söze, 'AŞK!' dedik girdik ÖZ'e, hep bir vardık düze. Cümlenize selam olsun, her kayıt alan, kaydını hatasız bulsun.

2 "Erdi üzüm bağlarda, gördü gözüm dağlarda. ER olan düze gelsin, 'Düz.' diyen söze gelsin." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Her yol düzdedir, her gönül bizedir, verilenler sizedir. Dost demde söyleşir, güzel hal ile belleşir.

4 'Ateş yandı külü yok, su aktı yolu yok.' diyene de ki: Zaman ateşi küller, suyu yollar, kulu haller. Kemer belde görülse, saçı başta örülse, yere kilim serilse, sana mı bana mıdır, yoksa dileyene mi?" dedi YUNUS'um yürüdü.

5 'Olmaz' diyen yanılır, 'Sermez.' diyen yenilir. Ön sözü düşünelim, ön adımda duralım, düşünüp öyle karar verelim, ondan sonra HAKK'ın MURADI diyelim.

6 'Ekmek.' dedi aş diledi, gönül verdi AŞK istedi, soruyu yorumda bıraktı, sözü YUVA'ya aktı. Demde sözüm oluşur, doğuşa meydan gelişir, her yönde MERYEM konuşur:

7 "Kamer gökte gün verir, yıldız çobana yön verir, söz dileyene şan verir. Değişen değil, gelişen görülür. Yaprağı dokuyanlar, fermanı okuyanlar, demde dağın eteğini alırlar, yeri öyle bilirler." dedi, MERYEM sözü bağladı.

8 Güç geleni deneyen, yerini tarayandır.

9 "Uyduk yazan sözüne, güldük seven yüzüne. Yerden selamı aldık, elden ele aktardık. Olmalı, yolunu bilenler; olmalı, kendini bulanlar, 'Belli.' diye her olaya gülenler; olmalı, dünyaya gelenler." dedi, HACI BAYRAM sözü aldı:

10 " 'OL!' denilen, hakikatte; 'OL!' denilen hilkattedir; 'BİL!' denilen çokluktadır; 'BUL!' denilen tekliktedir. Geldi isek olalım, oldu isek bilelim, 'Bildik.' dedik bulalım, böleni silelim. 'Oldun.' diye bildirdi, sevdiğini böldürdü, yolu verdi buldurdu. Benliği nerde kaldı? O'nu sana böldürdü. Bölendi, bölünen oldu." dedi, BAYRAM yürüdü.

11 Eğri geldi sormadı, doğru buldu şaşmadı, 'Bunun yeri başka.' demedi. Sözün verdiği gibi, gözün gördüğü yerde 'YA ALLAH' dedi durdu, dizini yere vurdu. Karıncayı vereni, onda nasip göreni, saygı ile andı, sevgi ile yandı. Çaydan geçen ayağın, toprağa gömülen elin değerini bilene, gönlünü köle kıldı.

12 Yaprağı dökülmeden gör, meyveyi duyanın dediği gibi al. 'Duyanın dediği nedir?' dendi: Meyve ermeden yenmez, ereni bilmeyen görmez. Gözünü açan, gönlünü duyana verir. Duyan her hal ile uyandır, ereni bilendir, bilen hatalardan uzak kalandır.

13 'Yol uzadı gelmedi, gelse bile bulmadı.' denilmesin. "Selamı getirene, selamımız iletilsin." dedi, ALİ sözü aldı:

14 "Her harf O'nun ADI'dır, her harf sevenin AŞKI'dır. Geldik cümle kuluna, müjdeledik yoluna. 'DOST' denilen, yerinde görülen, derman istenilen her halde; Adı'nı verdi, 'RESULÜ.' dendi. Selam verdik Adı'na, yerden göğe her dileyene, Adı'nı müjdeleyene; 'Yerin belli.' denildi, günde adı verildi, hizmeti gösterildi. "Kapalı kapı kalmasın, dağdan düzden her dileyen alsın, yerini bileni bulsun." Dedi, "Selam, Selam, Selam." diye cümlenizi selamladı."

15 Dost ocağı yanacak, dost aşı kaynayacak, her seven oynayacak, 'Buldum.' diyen bulmayana yardımcı olacak.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

hilkat: yaradılış, yaratılma .huy özelliği, huy güzelliği.