19 Ağustos 1979 Kadir Gecesi

(KUR'AN-I KERİM'in bazı ayetlerinde ve özellikle KADİR surasinde geçen 'RUH' kelimesinin ifade ettiği gerçek anlalam nedir?) 

MEVLÂNA’yım ben!

1 ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun. Şevk ile geldik, güzel güne hazır gördük, sevgi dolu gönül dedik. Seveni, sevileni, kainatta birliği bileni cümlemiz kucakladık.

2 " 'Karşı gelsem yüzüm yok, dile versem sözüm yok, yaprak açsam gözüm yok, şarkı desem sazım yok.' diyene, dünyada hayır yolu sorana, 'EYVALLAH!' diyelim, elde eli, YUVA'da hali gösterelim." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Karşı dursam, yolu versem, sağda solda sözüm desem; alan veren sevinir, elbet dileyene dilenen perde açılır.

4 'RUH?' denilir, açık sözü istenir. O, BİR'dir! O'ndan gelen ayrı kalmaz, güneş ışığını yaymakla birliğinden kaybetmez. O'ndan gelen O'nundur! O'nun denilen, sadece O'dur! BİR OLAN'ı bölemezsin, O'na 'O'nlar' diyemezsin. 'Uyuyan RUHLAR.' dediğimiz, bileni bilmeyenden ayırdığımız odur. Dağılan, dağıldığı yeri görene, orda kendini bulana de ki: 'Geldin uyanmaya, O'nu bilip dayanmaya.' Neden O'nu bilen güçlü olur? Çünkü, aslını bulur. Komşu komşuyu bilse, 'Komşuda huzur var.' dese, doğru söylemiş olur.

5 MELEK nedir, RUH kimdir? Kimden maksat, asıl olandır. RUH'un var ettiği MELEK'tir. O'nun üflediği RUH. VAREDEN, VAROLAN! VAROLAN elbet var eder, var ettiğini cümleye bildirir. Kimini dünyaya gönderir, kimini kainatta görevlendirir. (Yani onlar dünyaya gelmezler mi DEDE’ciğim?) Aslına dönmek, RUH'un malik olduğu en yüce makamdır elbet. MELEKLER sadece görevlidir elbet. İnsan olanın, insanlık nedir bilenin geldiği, dünyada bilinir, ahirette yeri bulunur. 'Görevi nedir MELEKLER'in?' denildi. Dünyada kuluna, kainatta cümle yarattığına hizmette. 'Sağımızda, solumuzda.' dersiniz, her an varlıklarını anarsınız. Gölge değil elbet, 'CEMAL' sıfatının erdirdiği, kainatta yarattığını gördürdüğü yaratılmışlardır MELEKLER. Senin aradığını onlar bilir. Sen, kendin aradığını bil, arandaki perdeyi bul, O'nunla baş başa kal! KUR'AN kuluna kulu vasıtası ile gelir. RESULÜ'nden öylece bildirilir. Arada sözün yapısını değil, kapısını açan MELEKLER'dir.

6 'Sevdim.' diyeceğim seversen, 'Gördüm' diyeceğim bulursam, 'Aldım.' diyeceğim bulursam, 'Aldım.' diyeceğim olursam." dedi, YUNUS'um yürüdü.

7 'Altın tabak süsüne, gümüş tabak nesine?' denilmesin, aç yanında tok gezilmesin, geçen giden çevrilmesin, duran soran dertlenmesin, kimse kimseye sertlenmesin, çoğun sözü aza bağlanmasın. Her bilen kayıtlıdır bildirdiği kadar, her gören kayıtlıdır gezdirdiği kadar. Dünyada aldığım değil, bulduğum vardır, dünyaya geldiğim değil uyandığım vardır. Sildiğim; sadece üstüme aldığımdır, kendimde olmayana uyduğumdur. 

8 MELEKLER'i bilirim, HAKK'a selam veririm. Eğer kulu olmuşsam, MELEKLER'den selam alırım. 'YAR' dediğim O'dur, her an sardığım O'dur. Bilsem bilmesem, uydurana sormasam, ADI'nı anmasam, güvendiğim O'dur. Soğuk sıcak olmasa, acı tatlı vermese, O'nu nasıl bulurdum, O'nda nasıl erirdim? Nehir aksa, kul baksa, her çalıya adını taksa, gideceği yer bellidir.

9 Adını yazacağım, dostluğu gönüllere kazacağım. 'Görüp bilmezse.' denilmesin, elbet uyanan olur. Her gelen mutlaka uyanır. (Çok küçük yaşta da mı DEDE’ciğim? Mesela üç aylıkken, beş aylıkken?) 'Uyanmayan olmaz!' dedik, daha önce verdik. Demde niyazımız olur. Oluşan her cemaat, kendi çevresini bulur, nerden gelse BİRLİK'te kalır. Elbet kul ile MELEĞİ'ni bilmeliyiz, VAROLAN'ı yerden gökten anmalıyız. Var edilen hizmettedir sana, 'Kul hizmette değil mi?' denildi. Kul kendine hizmettedir, MELEKLER kullarına.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH