28 Aralık 1979

('Sofrayı burda kurduk, orada kaldıracağız.' demekten maksat nedir?)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yerden göğe anıldık, 'Selam.' dedik geldik. Yolun açıldığına, güzelin seçildiğine, gönülden inandık.

2 " 'Söz bizim, yol bizim.' diyenin, ham meyve yiyenin, ALLAH'ım YARDIMCISI olsun." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Yayı gördüm oku aldım, her ağacın dalına göz verdim. Alsam versem gelir mi, söze yardım olur mu? Oktan beklediğim yok. Yaya eklediğim yok. 'Yardım gelse.' diyene, niyazdan başka sözüm yok. Sabah, güneşle başlar. 'Alacağım nedir?' dersen, sözü alacak kuşlar. Sözün özü sendedir." dedi, YUNUS'um sözü KAYGUSUZ'a verdi: 

4 "Yardım gelse yayadan, rahmet inse kayadan, güzel solmaz boyadan. Aldığı rengi bilir, ahengi öyle görür. Gez, gör, oku, yaz. Öyle olacak gönüldeki saz." dedi, KAYGUSUZ yürüdü.

5 Cemde yaprak sayılır, duvarda toprak karılır, sohbet öyle kurulur. Suyun başı serindir, ayak girse derindir, yumuşak hali bilen YARİN'dir.

6 "Dağda karı gördün mü, yünü hırka ördün mü?" dedi, ABDAL sözü aldı:

7 "Ocak buldum odun yok, odun alsan yerin yok. Odunu alalım hep bir olalım, ocak başı diyelim bir ocakta ısınalım. Bir ateş, birine de yeter binine de. Birliği bilmekte, birliğe uymakta, birlikte selameti bulmakta; kulun zahmeti değil, HAKK'ın RAHMETİ vardır. (DEDE’ciğim, bu son yazdıklarınız, diğer guruplarla ilgili mi?) Cümle için verilir. Sözün geldiği değil, günün verdiğine hizmettir." dedi, ABDAL bildiğine cümlenizi çağırdı. "Uyan uymayan var olsun, varlığında kendini bulsun." dedi, yürüdü.

8 Soframız cümleyedir gelecek güne dek. Yoğun çalışma verilecek güne dek. Dost sofrası bilinir. Burda başlar, dilenen her yerde toplanır. Bağımsız olan her ruh, asla birbirini sorumlu tutmaz. Kendi hatasını başkasından bilmez. Düşünülen hal, bedendedir. 

9 "Diyar-diyar gezerim, 'Dost, Dost .' diye ararım. Kendim arar, kendime sorarım. Nerde seni bilenler, nerde seni bulanlar? Gönüldeki DOST der ki: 'Sen, seni buldun mu? Sen sende oldun mu?' Gönül diyarına göç, ötesini geç." dedi, YUNUS'um söze girdi:

10 " 'HAY.' dedi, yandı gönül. 'HAY.' dedi, yaktı gönül. 'HAY.' dedi, aktı gönül. Gönül bilenden olsa, kendinde AŞKI görse; 'Daldan.' demez giderdi, çoban olur sürüyü güderdi, her sürüyü birbirine katardı. Bilsem dünya dönerdi.

11 Yoğurt yiyen alışır. Sütte sevilen buluşur. 'Nedir?' denildi. Süt, kulun ana gıdasıdır. Süt, doğanın ana gıdasıdır. Gönülden alan, aldığını bilen, sütten gelene sevinendir. Elbet sevilendir. Özden aldığı gibi, öze dönendir. 

12 'Arı yerini bilse, çiçek yolunu verse.' denilir. Arının çiçekten aldığı sevilir. Gelişen değerini, arı misali verir. 'Arı her zaman verici midir?' denilir, zehri sorulur. Gözünün gördüğü yerde, elini vermezsin. Unutma, arının da canına koruyucusu vardır. Her derdin şifası HAK'tadır. Cefaya katlanırsan, sefaya adım atmış olursun. Cefadan maksat, kulun oluşmayan dileğidir. Hastalık, bedenin eleğidir. ALLAH'ıma emanet olunuz." dedi YUNUS'um yürüdü.

13 (DEDE’ciğim, 'Duvarda toprak karmak' ne demek?) Dost, gözünü açar da, dost sözünü seçer de, eski duvar göçer de. O zaman duvarını örersin, kumu orada kararsın. Yorumu yok, aynen denildiği gibi. Her yenilenen duvar, aynı görevi yapar. Açık olan yeri kapar. Temelde sağlam harç gereklidir. ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH