28 Ekim 1980 İstanbul

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kendimizi bildiğimiz, dileyene verdiğimiz, ağaç dikip gördüğümüz açıktır. Cümlenize selam olsun. Gülene, sevene, 'Güleyim.' diyene; cümlemizin yardımı eldedir.

2 "DOST diye geldik, DOST dilinden verdik." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Altı günde yol, gider; dört yönde gün, tutar; gönlünden dumanı atar." dedi, YUNUS'um yürüdü. (Kime söylüyorsunuz DEDE’ciğim?) Sana! EYVALLAH!

4 Sağır olsa duyardı, düğüm olsa çözerdi, dilese yolunu çizerdi. Deme yolunu çizen HAK'tır! Düğümü çözen de olur. Gönlümüze aklımızı bekçi kılalım, öylece doğru olanı bulalım. Benim gönlümün bekçisi sen olamazsın, yolun doğrusunu başka bekçi ile bulamazsın. YUNUS'uma verelim, sözü ondan alalım.

5 "Altı gün bağlayandır, dört yön kendini buldurandır. Altının dünya kuruluşu olduğu bilinir. Kainatı hatasız, altı günde yaratan YÜCE ALLAH'ım, kulunu gözetmekten aciz midir? Her beden bir kainat olduğu sayılı ise, bekle ki hatasız göresin. Dört yönden maksat, olduğu gibi kalsın. Doğduğu anda olduğu gibi. Aklını gönlüne bekçi kılsın. Kendini DOST KAPISI'na adayan her kulu, elbet olsa da mihnet yolu, gününü aydınlatacak. Çünkü dört yönünü birbirine bağlatacak. Ağlama! DOST KAPISI güldürür, arayanı buldurur, dileyeni oldurur. Duanı bitirdiğin, elini HAKK'a açtığın anı düşün. Eline giren ağrıda bir an durdun, sonra daldın, geçecek sandın. Andaki ağrıyı, elden değil, gelenden ağrıdığını bilesin."

6 Gümüş tepsiye bakır olanı değişir misin? ALİ'nin aldığı, gelene gidene verdiği, gümüş tepsi ile sunulandır. YUNUS'un değil, oğulun! YUNUS'un dediği oğul içindir. ALİ, dört yönden geldi, gönülde olanı teraziye koydu. Ak ile karayı çevirdi. Adın ile çağırdı. Kundak eline verildi. EYVALLAH!

7 "Gerçek YÜCE'ye açıktır! Yatan, kalkan, yürüyen her kulu bilir. Ne var ki, gönlünü ayrı, aklını ayrı kapıya bağlar. Gönül ayrı kapıda, akıl ayrı kapıda oldu mu; bilene bilmeyene uyar, her olaya gönül koyar, yönünü bulamamış her kulu. Sana elini veren ilk dost geleni düşün. Son da o olacak!

8 Çevre düzeni bulur, düzen kulunu oldurur. Yapı bizim, kapıda başkası olamaz! Bizi bilmiyen, bize söz söyleyemez! Dil dizer, dil ezer. Dil, sevgiliyi anarsa, gönlünü süzer. Sen-sen ile O'nu an! Sen ben deme O'na dön!" dedi, YUNUS'um dört yönde yardımcı olacağını söyledi. " 'onu elden alacağız.' ALİ'nin sözüdür. 'ona SEVGİLİ'den vereceğiz.' MUHAMMED'in Sözü'dür. 'o'nun ile Dilediğine yardımcı olacağız!' YÜCE'nin EMRİ'dir.

9 Niyazlar elbet yerini bulur. HAK ile HAK'tan dileyenler! Elimizi aça-aça, gönüllerden geçe-geçe, 'HAK!' diyeni seçe-seçe 'AMİN!' dedin. 'DOST!' diyene, Dost elimizi verdik. Evine gül fidanı dik! 'Yeni güne açacak.' de! Her gün besmele ile sula, 'Oğlumun gönlüne.' de, niyazını bildir. Rengi pembe olsun. Pembe gül munisliğin sembolüdür, sevginin sembolüdür. Asla kimseye söylemediğini, gönülden güle söylersin. Gün gelecek, güle söyleyecek derdin olmayacak. Gül, adını sana verecek." dedi, YUNUS'um yürüdü.

10 Kalın ince gelse de, beden yerde kalsa da; toprak düzene uyar, her kul VEREN'i duyar. ALLAH'ıma emanet olunuz, 'Güzel gün.' deyiniz, kendinizi bulunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

mihnet: sıkıntı