21 Kasım 1980

(7 Kasım 1980 tarihli tebliğde sözü geçen 'DÖRTLER'; 'DÖRT KUTUP' mu, 'DÖRT ULU PEYGAMBER' mi, 'DÖRT BÜYÜK MELEK' mi? Aynı tarihli tebliğde sözü edilen 'Konuk' 'AK DEVE' olan 'CEBRAİL ALEYHİSSELAM' mıdır?)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kucak açtık gelene, düzen serdik bilene, 'Selam.' dedik cümle aleme.

2 Gelen giden oluşur, ALEM bizde gelişir, alan her yönde görüşür. Cevher denir bilinir, kırıntısı elenir. Saydık yönden vereni, sevdik dünden geleni. Yaprak oldu dalda kendini buldu. DÖRT ALEM, DÖRT KALEM'den verildi, YUVA'da AK DEVE  görüldü, cümle adına sarıldı. Karar, elbet YÜCE'den. Yeşil rengin yayıldığı, yönden yöne görüldüğü, daha önce verildi.

3 "DOST eline sarıldım, DOST YOLU'nda yoruldum, koruk idim karıldım." dedi, YUNUS'um sözü aldı, sanmayın söz kendinde kaldı:

4 "Yolda adım alanlar, ADIN BİR'de bilenler, sordular. 'Nerde buldun?' Yerde, gökte, çiçekte, böcekte. Yerden bildiğimi, gökten aldığımı, böcekten gördüğümü, çiçekten serdiğimi, cümlesini sardığımı bilenler; danıştığı gibi alırlar. 'Danışılan nedir?' diyene sözüm: Dün, bu gün, yarın kainat değişmez. Kul, gönlünü açmazsa gelişmez. Göz, gönlün aynasıdır. Aldığını verir, (Baş gözü mü, gönül gözü mü?) verdiğini bilir. Baş gözü bakar, gönül gözü yakar.

5 Koyun sürüye bağlı, doğduğu andan bildiği gibi gider. Kul sergiye bağlı, aldığı kadar güder. Azdan çoktan yakınmayın." dedi, YUNUS'um sözü dostuna verdi. HAMZA DOST sözü aldı, sözden selama geldi: 

6 "Demde geniş yorum var, gölge diye sorun var. Yerde gölge ağaçtandır. Gün gelişende genişler. Verilen gölge ağaçtan olandır, kaygudan değil." dedi, HAMZA DOST sözü TABDUK'a verdi:

7 "Geyik yolunu bilir, ağaç ne kadar çok olursa olsun yuvasını bulur. Suyun aktığı yerde dostları ile buluşur. Selam getirdik her katılana. Kovuk, ağacın yarası değil, gönlünün korusudur. Gelenin andını aldık, cümleye selam verdik." dedi, TABDUK yürüdü.

8 'Olmayan düzen sahipsizdir.' denilir, düzene sahip aranır. Sahibi ALLAH'ımdır. Olsa olmasa, bilse bilmese, kul düzene uyacaktır; kaşık elinde gelse, aşı var ise yiyecektir. Denilir ki: 'Aşı yok ise hata kulun değil mi?' Gelişin, verişin hatası olmaz. Sadece gelenin bilmediği vardır veya uymadığı. Aydın olan bilsin ki, yerini kimse almaz, eğer verebiliyor ise; gönlünde nokta kalmaz, görebiliyor ise. Duman ateşi, yandığı yerde bırakır. Kul, kendine aldığı yetmiyor diye, kendinden kimseye katmıyor diye, kaygu almasın. Daha önce dedik: Dün, bu güne verdi. Bu gün, yarına dönecektir. Elbet her alan, binaya kendinden katacaktır.

9 Kuyu suya bağlıdır, olumun akan suyun halidir. 'Duyan geldi.' diyelim. Yuyan selamını iletti. 'Yuyan kim?' denilir: YUNUS'un yoludur, sevgisinin halidir. Dedi ki: "Adımı vermeden selamım söyle. Bilen, duyandan olsun." 'YUNUS.' diye söylendi, çünkü MEVLÂNA’dan adı soruldu.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH