5 Aralık 1980
MEVLÂNA’yım ben!
1 Kendimiz huyumuzu
biliriz, kendimiz yolumuzu buluruz, cümlemiz birbirimizi severiz, öylece
olaylara uyarız. Cümlenize selam olsun.
2 "Açtım ağaç
kökünü, seçtim kavağın dikini." dedi, YUNUS'um söze girdi:
3 "Al benden cümleye
ver. Cümle desin ki, 'Verdi YAR.' Yağmur toprakta, yağmur yaprakta ne
güzel kokar. Koku yağmurda mıdır, toprakta mı, yoksa yıkanan yaprakta
mı?" dedi, YUNUS'um yürüdü.
4 Dost kapısı vuralım
sofrasına oturalım. Diyelim ki: 'TANRI beraber diler, kulu-kulu ile RAHMET'e
erer.' Denmesin, 'Vermez mi zarar?' 'Benden senden.' demedikçe, bolluğa
dönüşülür, öylece tanışılır.
5 "Fistan
giydim yamalı, tozu yerden almalı. Bildiğince kalmalı, sevdiğince
dolmalı." dedi, PİR SULTAN ABDAL söze girdi:
6 "Doyuyorsam SEN'dendir, doluyorsam yöndendir, bildi isem gönlüme
aldığımdan, cümleyi sevdiğimden. Gerçek bilinir, yanıltmaz. Destek
değişene güç vermez. 'Kavak.' dedi, YUNUS misal verdi. Dikine destek
olur, doğruyu öylece görür." dedi, ABDAL yürüdü.
7 Her lokma beslerse, her çiçek süslerse;
gözler gördüğü kadar, canın aldığı kadar götürür. YUNUS sözü alacak,
'Aldım-verdim' diyecek, cümle ona gülecek. Aldın ne kadar, verdin nereye?
"Noktaya geldim, noktayı buldum. 'Alsam?' dediğim anda kendi boyumu
gördüm. 'Aşmaya boy değil, gönül gerek.' dediler. 'Yediğini
pişirene, dediğini çiğ verme.' diye nasihat ettiler.
Düşündüm, danıştım. Her ağaçta yaprağı, çiçeği,
meyvesi ile tanıştım. Çiçek güzel gözüme, meyve güzel özüme, kulun olumu
öylece girdi aklıma. Ağaca çiçek olsam, meyveye dönüşeceğim,
güneşte oluşup, dileyenle buluşacağım. 'Gel git.' diyenler,
çekirdeği yutmasınlar, ham meyveyi tutmasınlar. "Kuyu su ile dolsa,
elinde kova yoksa, su eline gelemez. Olmayan kul kalmaz. 'Aydın günden
gelişen, (Aydın günden murat nedir DEDE’ciğim?)
-Gemiye yol verenler, yolda gidişi soranların beklediği gündür.-
geçit vermez.' denilmesin. Kul dilediği yolu açar, gönlünü açık tutarsa.
8 Konuk yakın alacak, kaydını dilediği
yerde bulacak. Danışılan gibi. Çevreyi sarsa yaprak, köküne aldı toprak.
Dal idi büyüdü, ağaç oldu görüldü. (Kul gönlünü
nasıl açar DEDE’ciğim? Gönlünü açmaktan murat nedir?) Yoğun
kaygu almadan dayansın. Desin ki: 'YARATAN bildiği gibi, YAZDIĞI
kadar görürüm. YARATAN'ın nasip ettiği yerde korurum. Nasip edeceği
yere varırım.'
9 Akıl yönetir, gönül donatır, nefis yanıltır. (Kimi DEDE’ciğim?) Kulu.
'Geç-erken.' demiyelim, kundak sıkı sarmayalım. Açık kapı girilir, şahit
kimdir sorulur. Şahit istemez aklın var ise. Sen senin ile yargılanırsın.
Doymayı bilelim. Doyan ile haz alalım. Kuru yaprak atana, taze yaprak tutana,
'Elin dar.' demiyelim. Savunduğun her değer, YÜCE'nin
EMRİ'ndendir.
10 Geyik geldi konuya, sevdi isen hani ya? HACI
BEKTAŞ anıldı, 'Çuval boştur.' denildi. Çuvalı boş kalır mı, -
dilendi ise- dileyen yanılır mı? "Kaçan kovalanmasın, geçen oyalanmasın.
Aldık dünya sözünü, gördük ömrün gözünü. Dedik, 'Göster yüzünü.' Görmeye yer
gerekir, sormaya YAR gerekir." dedi, HACI BEKTAŞ yürüdü.
11 Alacağım
sende kalsın, bulacağım bende olsun. Cümle birbiri ile bulsun. Selamı
sizlere gelsin. 'YA ALLAH.' diyelim, RESULÜ'ne selam iletelim.
ALLAH'ıma emanet olunuz.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH