19 Aralık 1980 

MEVLÂNA’yım ben!

1 Kendimi düzden ayırmadım, dilime, sözden vereyim diye, haykırmadım. 'Demde oluşa, kimde buluşa bakalım.' dedik, çokluğa ayak uydurduk. Düz ova ekilene, bulutlu hava dikilene rahmettir. Konu ayrı değil. Ekilenin, toprağın gücünü alacağı sanılır. Rahmet cümlesine erişir! 'Kundak açılsın.' dedik, daha önce verdik. Kucak dolusu sevgi ile geldik. Doğuşun aydın olduğunu söyleyen, oluşun güzelliğine gözü kapalı olamaz! Cümleniz hayır ile bulun, hayırda kalın. Kuş, kanadı çarparsa, karda ize bakarsa, topladığı sözdendir. Gelmeyi dileyenler, gelip de 'ALLAH'ım!' diyenlerden, ALLAH'ım RAZI olsun. Kapılar cümleye açık elbet! 

2 "Aldığım her yaprağın sayısına göz atsan, eli ele uzatsan; diyeceğim 'EYVALLAH!', güleceğim 'HAY ALLAH!' " dedi, YUNUS'um sözü aldı: 

3 "Ocağı yaka geldim, fistanı tuta geldim, ben uydum DOST HALİ'ne, dostuna baka geldim. Gemiye binecekler, deryaya gülecekler; 'DOST KAPISI' bilene, elleri verecekler." dedi, YUNUS'um yürüdü.

4 "Somun aldım, 'Yeter.' dedim, her dileyene elden verdim. 'Biter.' dediler. DOST AŞI açıktır, bitmez. SOMUNCU'ya kainat dosttur, sanılmasın sevgisi yetmez. Öyle ise, ne somun biter ne aş, yeter ki gönülde olsun AŞK."

5 "Destiye su alayım, 'Ben de gönülden dolayım.' dedim, su başına yürüdüm. Koyun kuzu doluşmuş, sırası hep karışmış. 'Destimi dolduramam.' dedim, dönmeye karar verdim. Kuzular öne geçti, koyunlar yolu açtı." Gönül ehli su başına yaklaştı. 'Desti doldu taşıyor, yol boyunu aşıyor.' diye niyaza durdu. Geldi cümlenizi selamladı. Kimliği açıktır: YAHYA. 'Gözümüz günde görür, görür de neyi verir?' dedik, her gördüğümüze sorduk. Denildi ki: 'Suyu bulan, kendini bilendir,-koyun kuzu demeden- yoluna koyulandır.' "Doğuş günümü sorarlar, kapıyı her gelişte açarlar." dedi, YAHYA yürüdü.

6 Açık olan yol bilinir, SAHİBİ'ne bilinmeyen için danışılır. Her kapı O'nadır, açılışı O'ndan. Dileyenin yapısı değildir. Anahtar dilersen, gününü geceni, varını yoğunu bir bil. Kendine dön. Cümlede kendini bul, cümleyi kendinde. EYVALLAH. Konuk düzende görür, sahip kendinden verir. Cümlesine 'EYVALLAH' diyelim, dilenen selamı sevgililere verelim. Saydığım yaprakları cümlenize vereceğim. Her satırda HAK ADI'nı anacağım. Kalem elde, söz dilde; yumuşak olan her gönülde. 'Komşu ayrı.' demiyelim, aşı acı vermeyelim. Somun olsun, tatlı gelsin. DOST ELİ'ni alalım, cümleye Dost olalım. Danıştım geldim, 'Gölgeden uzak olsunlar!' diyenin selamını getirdim. EYVALLAH.

7 Menekşe yerde biter, sevgi ile boynunu büker. Sevenin sevilenin değeri, 'Büyük-küçük.' diye anılmaz. 'Gideceğim, göreceğim.' diyene sözüm: Görmeyi değil almayı dile. Her aldığını vermeyi dile. Hal ile verirsen, 'Yol ehli' denirsin, yolunda cümleyi görürsün. BAĞIŞLAYAN ALLAH'ım ESİRGEMEZ! 

8 'Komşu' dedik, daha önce verdik. İyiye kötüye değil,-ne olursa olsun- komşuya bakın. Yok ise ateşini yakın. Aşınızı paylaşın. Suyun başında olandan, 'Hal ehli' denilenden YÜCE'nin İSTEDİĞİ budur. Sağır olsa kulak ol, gözü körse elden tut, eli ayağı gözü ol. Senin de komşuna ihtiyacın olur. ALLAH'ım kulunu kuluna buldurur.

9 Şarkıyı, diye-diye gelenler oldu, kimine kapanan yol sevene açıldı. Serçe yemini alsa, yuvanın damına konsa, yuvadakilerin haberi olmaz. Ne var ki, TANRI'dan hiç biri gizli kalmaz. Kapıma geldi ak kuş, dedi 'Üşüttü beni kara kış.' 'Alsam-almasam?' diye düşünmedim, odadan odaya taşınmadım. El kadar kuşa hizmet gerekmez, dursa durmasa söz etmez. 'Kolaya kolay gerek.' diye düşündüm. Denildi ki: 'Zorluya ehil gerek.' Gelen kuş olmasa kul olsa, zor mu olurdu? Kuluna hizmeti, zor mu gelirdi? Hizmet güzeldir sevinene, hizmet verilir sevilene.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH