13 Şubat 1981

Soru 1: Bir kaç can özel bir muhasebe konusu için çözüm rica ederler.

Soru 2: MERYEM ANA’nın mezarını araştırmak üzere girişimde bulunanlara     yardımcı olabilir miyiz?

Soru 3: Yeşil renge alerjisi olan bir can özellikle yeşil rengin yoğun olduğu yerlerde bayılmaktadır. Bununla ilgili şifa rica ediyoruz.

Soru 4: İnsanlardaki 6. hissin açıklamasını yapar mısınız?

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gölgeler silindikçe, olaylar bölündükçe, yudum-yudum alındıkça; gelen alan mutlu kalır, dilenen güzellikler gözlerde açılır. Cümlenize selam olsun, her kayıt gününde okunsun. 

2 “Güldüm ‘Selam!’ diyene, geldim ‘YUNUS.’ diyene. Hayırda kalacaktır, hesapta bulacaktır. Alınan değil, atlayan vardır. Duman dağılsın, (Hesap yanlışlığı mı efendim?) kayıtta aransın. EYVALLAH!” YUNUS’un her sözünde, denilmesin öfke vardır özünde. Olanı olduğu gibi vermeyi denedik. Adımıza uyana, ‘EYVALLAH!’ dedik. 

3 OMAR der ki: “Attan söz eden, taya göz eder. Aynayı eline alan, kendine dönendir. Dört günden ötesi aransın. Gerçek değişmez, bilmiyen alışmaz, olmayan çalışmaz. Dünden güne gelişen, aldığı gibi oluşandır.” dedi, OMAR yürüdü.

4 “Yerde buldum aynayı, kendim sordum yuğmayı. Elden mi ayaktan mı,-bilmezsem- dayaktan mı korkarım? Ne elden ne ayaktan, ne gelecek dayaktan. Kulluğu bilmemekten korkarım. Özlediğim her günü, O’nun için gönülde çerağ yakarım” dedi, YUNUS’um yürüdü.

5 ‘Ağacın yeşiline döndüm, dökülene yandım’ dersem, beni benden ayırırım. Ne yaprağı ne dalı çokluğu silmez. Ağacın dalı yaprağı varken tekliği bilmez. Gine de, ‘Köküm, gövdem, dalım, yaprağım.’ diye kendinden bölmez.

6 Darda olana el verelim, sırda olana kulak verelim. Serden geleni hepimiz bulalım. Yaprağı bilsin, yeşile dönsün. Ak ile hemhal olsun. Nane kaynatılıp içirilsin, köprüden öyle geçirilsin. 

7 Kuru yaprak yeridir, dağın süsü karıdır. DOST elini alalım, DOST’u YUVA’mızda bulalım, olduğu gibi kalalım. Senden benden sorguya düşmeyelim. Verilen her görevde, manevi hazzı alalım. 

8 “Bağdan geldim ovaya, ‘Güzel.’ dedim havaya. Aktı nehrin suları, tuttum attan yuları. ‘Sefer.’ dedim, seheri bekledim” dedi, SARI SALTUK geldi:

9 “Her dağda adımız var, her yolda gönlümüz var. Ne var ki ömrümüz dar.” dedi, yürüdü. 

10 Kalem tutsa elimiz, ağaç bulsa belimiz, derde deva mı oluruz? YÜCE’nin EMRİ’ndedir! Dediği günde, yazdığı yönde, verdiği kulda olur. Kulun kendi kendini bildiği yerde, aldığı kadar kalır. Dağılan, yolda değil, eldedir; dayanan kulu ile beraber, Gül’dedir. Kulu kendini bilirse, haldedir. Hal dilde değil, gönüldedir. Sen yazdığını silersin, -kulsun- hataya düşersin. ALLAH’ım asla yazdığını silmez! Çünkü hataya düşmez! Silinen hatadandır. ‘Değişti kaderim!’ diyene de ki: YAZILAN’ı okudun mu, ömrünü yeniden dokudun mu? Koruk yerini bilene verir, üzüm tadını sevene bildirir, şarap kendini arayana buldurur. Gel bulalım, gel alalım, gel cümleyle el ele olalım. ‘Yandım ALLAH!’ diyelim, yangını göz yaşı ile söndürelim. Aydın güne açılır, bilen ile geçilir. YUNUS’um yeniden söze talip olur:

11 “Gördüm DOST KAPISI’nı sordum ‘Nerde?’ yapısını. Dediler: ‘Cümle burda.’ Dediler: ‘Soran her kulda, ADI’na gelen vardır, ADI’n ile bulan her kula kardır.’ Dedim: ‘O’nu bilmiyen kördür. YUNUS elini versin, DOST’u dileyene gülsün. Her kulu O’nu görsün.’ Gördüm DOST KAPISI’nı, sordum ‘Nerde?’ yapısını. Dediler: ‘Burda. sen sofranı kur da.’ DOST’a DOST’luk gerekir! DOST ile BİR olalım, cümlemiz BİR’de bulalım. Olanı, olduğu gibi; bileni bulduğu gibi alalım. Her satırda O’nun ADI’nı analım VEREN O’dur, verilen sizler. Gerçek açıktır. Gelen gelsin, dilediği yerde arasın. Aydın güne açılacak kapıdayız, bilen kulları ile aynı yapıdayız. Alıştık söyleştik, gün gibi geceyi aydınlattık” dedi, her elde her dilde, O’nun ADI’na niyaza verdi. “Söylenen değil, dinlenen güzeldir. Yazılan kadar okunan güzeldir. Okunan kadar dokunan güzeldir. Dokunan kadar giyilen güzeldir” dedi, YUNUS’um yürüdü. (Giyinmekten murat, hal edinmek mi?) EYVALLAH! Aldığını bilmezsen bildiğini giymezsen, yüzün karaya gelir. Aynaya dönük ol ki, giydiğini bilesin, ne giyersen göresin. 

ALLAH’ıma emanet olunuz. 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH