22 Mart 1981 –Narlıdere-
MEVLÂNA’yım ben!
1 Az vermeyen çok görmeyen, DOST KAPISI’ndan hiç ayrılmayan
kullarına selam olsun.
2 Gördük kumda izini, sorduk ‘Nedir?’ sözünü. Dedi:
‘Yazılandandır, bilen ile çözülendendir.’ ‘Az yedim az giydim, çok gördüm ÖZ
bildim’ diyene de ki: ‘Söz aldım geleceğim, sen gibi bileceğim, suyun
aktığı yönde cümleyi göreceğim...’
3 “İzi gördüm toprakta, tozu bildim yaprakta. Geldim
buldum sözünde; sevdim aldım ÖZ’ünde” dedi, YUNUS’um sözü aldı:
4 “Kalmakta değil, olmakta bulacaksın. Olmaya sevgi
ile dönüşeceksin. Ne kalıp düzen verir, ne düzde gezen görür. Sevgi ÖZÜ
bildirir, ÖZ’de söze verdirir.” dedi, (Öyleyse sevgi, ÖZ’e buldurur, dile söyletir değil mi?)
YUNUS’um daldan yoldan gelene selam verdi. “Bilginin de, görgünün de temelinde
sevgi vardır. Sevgi olmayan bilgi, yorumsuz kalır. Sevgi ile beslenmemiş
görgü, duvarda taşı görür, sadece izde yürür. Gönülden alıştıysan,
seven ile oluştuysan, duvar, ayıran değil, kayıran olur” dedi,
YUNUS’um yürüdü.
5 Konuk gelen sesine, asma veren süsüne söz
alır. Bilen ile değil, bilmiyen ile haşrolur. ‘Neden?’ denildi:
Bilene iz gerek, bilmeyene söz gerek. Boynuna aldı isen, dostuna sordu isen;
sözünü vereceksin toprağını süreceksin, rahmeti alasıya ekini göresiye
kadar. ‘Ben bildim yeterlidir, bilen için tutarlıdır’ dersen, bekle ki
toprağına rahmet gelsin, bekle ki HAK verdiği ile yüzüne gülsün.
‘Aldım almadım.’ demeden elim, her an bilen bilmiyen dost ile olacaktır, o
zaman RAHMET cümleye gelecektir. ‘O gün geldi.’ dediğimiz, ‘Cümle ile
paylaşın!’ diye verdiğimiz, sizlerde kalamaz! Kalırsa RAHMETİ’ni
bulamaz! Ekilmeyen tohum, çürüyecektir. Bilenden olunuz! GÜL’ün Vergisi size,
gönül vergisi söze, ALLAH VERGİSİ düze. Düzde el ele olduk, düzde
ÖZÜ’nü bulduk. ‘Verdik’ dedik, RAHMETİ’ni bekledik. Gelen giden aldı mı,
ALLAH’ımın RIZASI cümlenizi buldu mu? Söz ile değil ÖZ ile verelim. (ÖZ ile vermek nasıl olur dedeciğim?) Hal
ile gösterelim. ÖZ’den sevdi isek, her halini hoş görelim. Daha önce
verdik, çam dalı misali ile gösterdik. Ne var ki, sen onda, o öbüründe hatayı
aradı. ‘Ben benzeyim çam dalına, yanımda olanı incitmeyim.’ diyen olmadı. Söz
ile verilen, ÖZ’de kalmadı.
6 Kapı açık her gelene, gönül açık her gülene,
sözüm açık her sevene. Verilen görev asla geri alınmaz, yanılmayın! Kendinize
kendinizi açmayı öğretin! Öğreten öğrenci olur, -kendini
bildikte- bilmeyene yardımcı gelir. Söz ile saz ile verdik, acı ile tatlıyı
kardık. Her ‘Bilirim.’ diyene sorduk: ‘Kendini mi yoksa kendine mi?’ Kendini
bilmek, ÖZ’ünü açmaktır. Kendine geleni bilmek, her kulu ile azı çoğu
paylaşmaktır. O zaman kayıtta olanı, yaprak-yaprak okursun, kendi yazmanı
elin ile dokursun. ÖZ’den ÖZ’e söz gerekmez. GÜL’ün ile haşroldukta,
selamını her aldıkta; gözden sildiğini ÖZ’den bulursun, DOST KAPISI’nda
şikayetsiz kalırsın. Gölgeyi seçenden olmayalım! Güneş’in
verdiğinden asla kalmayalım. Sevgide, ÖZ’ün beslediği vardır, sevgide
sözün süslediği vardır, sevgide kendini bulduran, sevgide kendine döndüren
vardır. Sözü zayıf gelir, ‘Sevemem.’ dersen, ÖZ’ünde var olanı düşün.
Düşün ki, seni yaratan onu da yarattı. Ne olursa olsun, dünyada kendine
yer etti. Seni, beni, onu yaratan, gözeten BİR’dir. BİR’liğe
uyalım, BİR’dir diye her yarattığını sevelim. DOST KAPISI
büyür-büyür, DOST yapısı ürür-ürür. Üreyenden. (Ürürün anlamını veriyor)
EYVALLAH! Üreyen, büyüyendir. Yapıcı çok ise, bina geniş olur. ALLAH’ıma
emanet olunuz. (Tebliğlerin
alınmasındaki bu duraklama, vazifemizi yapmadığımızdan mı, yoksa bize ceza
olarak mı verildi? z’nin ULU’su kimdir, DEDE’ciğim? ‘Kapımız açık’
dediniz, bu ne demek?) Kapımız yerinde açıktır. Gölgeye söz
almayalım. Demde oluşan halden, sorguya düşmeyelim.
7 Her asma üzüm verir, üzümü kulu görür. YUNUS ile
toplarsın, MEVLANA ile katlarsın. Sözünü aldığın gün, üzümü toplarsın.
YUNUS elden tuttu mu, koyun kuzu güttü mü, alan gülen sevinir, ‘YARDIMCI’m
geldi’ denir. (YUNUS EMRE
mi?) EYVALLAH.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH