7 Mayıs 1981 –Regaip Kandili-
(19 Nisan 1981
tarihli tebliğde YÜCE ALEM, altı görevli dilemişti. Görevin
başına a can atanmıştı. Regaip Kandili tebliği alınmazdan önce,
geri kalan beş görevli de, talip olarak adlarını yazdırdılar)
MEVLÂNA’yım ben!
1 ‘Güzel.’ dedik her hale, ‘Güzel.’ dedik her kula,
beraber geldik dilenen yola. Cümlenize selam olsun. Kalemde dilenen kalsın. ER
olduk yola durduk, yolda dileyeni gördük her elden her dilden, tek gönüle
döndük.
2 “Doru at, gezenedir; genç tay, düzene.” dedi, YUNUS’um
sözü aldı:
3 “Aldım verdim, suyun başında durdum. Başa
sargıyı koydum, yere yaygıyı serdim. Karınca kararınca, yerden taşı
ayırdım. Yumdum gözüm karaya, ‘Hiçlik.’ dedim araya. Boş dava götürmedim,
sonuna tozu yatırmadım. Kumu gezdim, yosunu ezdim, suyunu süzdüm. Alışanı
çalışanı, örümceğe benzettim. Gerçeğin adı vardır” dedi,
YUNUS’um yürüdü.
4 Kuma gelen, dağ yolunu aşandır, her hali ile
dilenmeyen ile savaşandır. ‘Dilenmeyen nedir?’ diyene de ki: ALLAH’ımın
EMİRLERİ’ne uymayan. ‘Ağacın dalındayım’ diyen, göreve talip
olandır. Söz uzamaz, ayna kuma gerekmez. Aşınan, yoldan yola
taşınandır.
5 Dost adı ile geldik, HAMZA’nın selamını
getirdik:
6 “Asla sözden dönülmesin! Konuk gelenden,
yersiz olan sorulmasın” dedi, soruya yer verdi. ‘Kuracağız!’ denilene kapı
açılır, DOST ADI’na geçilir. Doğduk bileceğiz, bildiğimiz gibi
olacağız; sözü ALİ’ye vereceğiz. Olmayı her dileyen gülmeyi
bilmeli, gülen ile beraber olmalı! Ağlayana mendil değil, elini
uzatmalı ki; kendinde olanı nakletsin, DOST halini akletsin. Beni bana
bulduran, senden O’nu sorduran, elbet görenedir” dedi, meydan sofrasına
YEMEN’den selam getirdi. (YEMEN, ‘Refik-i ala’
mı efendim?) Selam YEMEN’den cümleye.
7 " ‘Ata binsem yola dönsem’ diyenin aradığı at mıdır?
Yoğun çalışalım, verilen göreve alışalım. Katacağımız, her
gelenin elini tutacağımızdır. Olumsuzluk asla yok, sadece doyumsuzluk
vardır. Her verilen görevli, vazifeye uymaya alışmada el ele verilirse,
çalışmada gölgeler silinir. Gölge, sizdedir bizde değil! ‘Altı
görevli’ dedik talip olanı sorduk. Adını verenleri kutladık. ‘ALLAH’ım
yardımcıları olsun’ dedi, RESULÜ cümlenizi selamladı. Dava henüz
başlamadı. ‘Neyin davası?’ denilir: Her kulun, kendi nefsi ile olan
davası. ‘Dört ER ‘ isteriz. Adını biz vereceğiz. Görevini gün-gün açacağız.
‘ALLAH! ALLAH!’ diyelim, cümlenizin selamını YEMEN’e iletelim” dedi, ALİ
yürüdü.
8 “Ocak yandı aş ister, YUVA açık baş
ister, gözü yumsan düş ister” dedi, HACI BEKTAŞ sözü aldı:
9 “Aldık verdik sözümüz, hayırdır her yazımız,
gölgeyi sildi kozumuz. Elden dilden gönülden selam olsun. Olacağa ayak
gelsin” dedi, HACI BEKTAŞ yürüdü.
10 “Olmaya geleceğim, selama
duracağım, her ağaçtan meyveyi alacağım” dedi, TABDUK söze
girdi:
11 “ ‘HAY!’ diye geldik size, sizde durduk düze.
Altın gümüş sayacağız, ağacı oyacağız, tahtını
kuracağız. Güzel böyle mi olur, yoksa geldiği gibi mi kalır?” dedi,
TABDUK, KAYGUSUZ’a söz attı. KAYGUSUZ, TABDUK’un bildiğine, kendi tuzundan
kattı. ‘HAY!’ dediler ay güldü, güneş gölgede kaldı. “İzin HAK’tan
gelirse, HAKK’ı kulu bilirse; elbet bulduğu olur, sevgi kendinde kalır.”
dediler, TABDUK ile KAYGUSUZ yürüdüler.
12 “ ‘Kaçmadım kaçamadım EMİR O’ndan
geldiyse, tutmadım tutamadım niyeti O verdiyse, görmedim göremedim kaderime
yazdıysa.’ denilir. ALLAH’ım kulunun dileğinde, belleğinde,
kaderinde, elindeki defterinde” dedi, MERYEM sözü aldı:
13 “TOKTAY adına gelir, sevgide secdeyi bulur. ‘Nerden olum,
nerden Gül’üm?’ diyenle kendini bulur. GÜL’den adım aldım, ağaçta gönlümü
serdim. Doyum senden ALLAH’ım uyuma katılalım” dedi, MERYEM TOKTAY’ın selamını
getirdi. “Saydığım her isimde, HAK ADI’na and
içtim. Gördüğüm her zerrede, hamdına düştüğüm bilinir. Ne zora
yerindim, ne şikayette kaldım” dedi, MERYEM yürüdü.
14 ‘Dört ER’ den birini gecede vereceğiz.
Gerçeği olduğu gibi gören, elinde KABE’yi nakış misali ören.
Soralım; gayreti kimden aldı, nerden gördü, nasıl ördü? Selam olsun,
olduğu gibi kalsın. Dost halini bilir, sevgisinden bulur. ‘Dört ER’den
biri olur. Cümlenize selam olsun. Gelende, ikinci ER’in adı verilsin. ALLAH’ıma
emanet olunuz
ALLAH’a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
Resim Verilir:
15 Tozdan arınan, arınmış gelen, gözden,
gözden bilinenlerdir. Arınmış gelen, saman yığınında uzanan. Adı ile
geldi, TOKTAY denildi. MERYEM, gönlünde yanan ile görüldü. Arınan sözde
verilendir, TABDUK denilendir. ALLAH’ıma emanet olunuz.